Mart 22, 2021

Ben yaptım oldu !

ile mehmet yüceer

İstanbul sözleşmesi iptal olduktan sonra laik-seküler kesimde ve liberallerde, ne oluyoruz şeriat mı geliyor? Kaygısı artmaya başladı.

Şeriat kötü bir şey değil ki, inandığımız dört elle sarıldığımız, dinimizin hukuk uygulaması niye bunda karşısınız diyen sayıları küçümsenemeyecek kadar artmış İslamcı bir kesim de var.

Bu kesimler bu gün çok güçlü olduklarını yazılarıyla ve söylemleriyle üst perdeden dile getirmekten geri de durmuyorlar.

Laik-seküler kesimin şeriat korkusuyla alay edebiliyor veya küçümseyebiliyorlar.

Dünyada şeriat gibi yönetilen veya şeriata özenilen ülkelerde ne oluyor ona baklalım.

Bizde de böyle olacak demek çok doğru olmaz, çünkü her ülkenin demokrasi uygulaması farklılıklar gösterdiği gibi bizim ülkemizde de şeriat uygulamaları farklılıklar arz edebilir, bunun uygulaması başlamadan öngörmek mümkün değil.

Dünyadakilerden örnekler verecek olursak.

Yani Afganistan, Endonezya, Fas, Tunus, Sudan, Arabistan krallıkları ve emirlikleri ve bir çok İslam ülkesi az veya çok şerri uygulamaları olan ülkelere bakacak olursak.

Öncelikle kadın erkek eşitliği medeni kanundan çıkacaktır.

Kadın erkek eşit olamaz fikri her alanda uygulanacaktır.

Buluğa ermiş kız çocuğu kaç yaşında olursa olsun evlenebilecektir.

Medeni kanunun kadına vermiş olduğu bütün haklar yok olacaktır.

Kuran ayetinde olduğu gibi erkeğe iki hak verilirken, kadına bir hak verilecektir.

Şerri mahkemelerde iki kadının şahitliği bir erkeğe eşitlenecektir.

Boşanma ve evlenmenin tamamı din ulemasının iradesi içinde olacaktır.

Boşanmalar mahkemelere gitmeyecektir.

Kadına verilen nafaka kaldırılacaktır.

Evlenmeler dört evliliğe kadar dini nikahla yapılabailecektir.

Kadınlarla gecelik birliktelikler muta nikahıyla olacak o birliktelikte günaha girilmeyecek, ertesi gün kadın ve erkek günahsız bir şekilde yaşamına devam edecektir.

Bu gün ise muta nikahı olmadan kadın serbestçe pazarlanabilmektedir ve bu da acımasız kapitalist soygun düzeninin kadını kullandığı bir alan olarak canlı diri şekilde yaşamaya devam etmektedir.(Şerri hukuku savunanların kullandığı bir gerekçe)

Yeni bir gecede yeni bit muta nikahına kadar.

Kadın evli olduğunda kocası ne verirse ona rıza göstercektir,

Kocasına itaat etmediği taktirde, kocanın ”seni boşadım” demesiyle kadın boşanmış olacaktır ve hiç bir hakkı olmayacaktır.

Bundan dolayı kadın mağdur olmaması için hiç bir zaman kocasına itiraz edemeyecek, kocasının her dediğine evet diyecek ve bu durumda da otomatik olarak kadın cinayetleri ve aile kavgaları sıfırlanmış olacaktır.(Şeriat istemenin gerekçesi…)

Çünkü bütün kadın cinayetleri kadınların hak demesinden ve kocaya itirazından çıkmakta, bunun nedeniyse kadını cesaretlendiren İstanbul sözleşmesi ve medeni kanun ve miras hakkındaki kanunlardır.

Sosyal yaşamda hiç bir yerde alkollü içki içilemeyecek, bütün kötülüklerin anası olan meyhaneler ve içki fabrikaları kapatılacak, ailelerin içkiye harcadığı paralar ailenin cebinde kalacaktır.

Evde içki yapanlar etil alkol ve yan ürünleri bulamayacak, meyveden ve diğer bitkilerden üretilen etil alkol, şarap, bira, rakı yapılması ise ahlak polisi tarafından kontrol edilecek ev ev gezilerek alkolün kökü kazınacaktır.

Böylece alkolden arındırılmış toplum günahtan da arındırılmış olacak ve sonuçta günahsız, ahlaklı, iffetli bir toplum modeli ortaya çıkacak.

Bütün içki ve şarap fabrikaları kapatılacak yerine şurup ve gazoz yapan ve halkın kansızlığına yardımcı olacak içeceklerin imalatı yapılacak.

Kadın hiç bir zaman tek başına sokağa çıkamayacak, ancak yanında kocası, muta nikahlı eşi veya erkek çocuğu, kardeşi olursa çıkabilecektir.

Kadın hiç bir zaman çalışamayacak kocasının bütün istekelrini yerine getiren ve sadece ev işlerine ve çocuklarına bakan ev işçisi olacak.

Böylece kadın sokağa ve toplumsal yaşama çıkmadığı için kıskançlık cinayetleri, aldatmalar da olmayacak.

Bu yolla gene kadın cinayerleri sıfırlanacak.

Halk plajları kapatılacak, açık olanlara ise sadece dize kadar kapalı mayosu olan erkekler girebilecek.

Kadının denize girmesi, plaja gitmesi yasaklanacak.

Kadın futbol, basketbol, güreş, voleybol takımları feshedilecek,yasaklanacak ve kadın yürümenin dışında hiç bir spor dalında olamayacaktır.

Üniversitelerdeki kadınlar içinde öğretim üyeleri bir kararnameyle görevlerine son verilecek ve görev yapanların evlerine dönmeleri istenecektir.

Şayet çok stratejik mesleklerde olanlar ise görev yapmak isterse şerri hükme gör giyinecek, saçının bir telini bile göstermeycektir.

Bunu yapan veya bu emirlere uymayan her kadın ahlak polisi tarafından halkın gözü önünde kırbaçtan geçirilecektir.

Olur ya evli bir kadın gönlü kayarda başka bir erkekle birlikte olursa, zina suçundan recm cezası alır ve kızgın erkelerin olduğu bir çember içinde boğazına kadar toprağa gömülerek taşlanır ve orada öldürülür.

Erkek böyle bir suçu yapmasının muta veya dört kadın almak gibi kolaylıkları olduğu için onların recm cezası söz konusu bile olamaz.

İdam cezası geri gelir kısas tekrar geri gelir.

Bir kişi bir kişinin oğlunu öldürmüşse o kişi o kişiyi de kısastan dolayı öldürebilir.

Devletin işlediği suçu devlet affeder, halkın birbirine karşı işlediği suçu ise halk halleder.

Eğer hırsızlık yapılmış ise, hırsızlık hangi elle yapılmışsa o el kesilir ve o kişinin ömür boyu kesik elle toplum içinde dilenmesinin yolu açılır.

Namaz saatlerinde herkes dükkanlarını kapatır ve özellikle cuma saatinde herkes cuma mamazına gitmek zotundadır.

Okullar vakit namazlarına göre mesai saatleri ayarlanır, kamu kurumları namaz saatlerine göre mesaisini yapar.

Ramazan ayında bütün lokantalar ve yeme içme yerleri kapatılır, şayet oruç yiyen birisi yakalanırsa ahlak polisi tarafından kırbaçtan geçirilir.

Kuran’ın Türkçe okumaları tamamen yasaklanır ve Türkçe kuran okuyanlar zındık ilan edilir, ne kadar basılı Türkçe kuran veya tesvir varsa toplatılır yakılır.(Emine Şenlikoğlu’nun dileği böyleydi.)

Arapça dilinin okullarda birinci dil olması ve herkesin Kuran dili olan Arapçayı bilmesi mecburiyeti getirilir.

Yukarıda yazdıklarım bu gün dünyada ”İslam şeriatı uyguluyorum” iddiasında olan ülkelerde uygulanan ve esin kaynağı Kuran ayet ve hadisleri olan bu tür uygulamaların olduğunu biliyoruz.

Doğal olarak bizim ülkemizde şeriat uygulanırsa, yani ülkede yaşayan laik ve seküler kesimlerin ve liberallerin ”Şeriat geliyor” kaygılarının karşılığı bu uygulamalardan hangisi olur bilemeyiz.

Nasıl olsa İstanbul sözleşmesi kanun olmasına rağmen, meclisten iptal edilmesi gerekirken tek imzayla bir gece yarısı iptal edildiğine göre, medeni kanun ve kadınların y faydalandığı diğer kanunlarda bir kararnameyle iptal edilebilir.

Boşluk olmayacağına göre yerine de gene bir gece kararnamesiyle Kuran’dan esinlenen bir uygulama yerini alabilir.

Bunun önünde şu anda hiç bir engel söz konusu bile değil.

Sevgili CHP’liler diyor ki ”İstanbul sözleşmesinin iptali için danıştaya gideceğiz”

Sanki AİHM karaları veya Anayasa mahkemesi karaları tıkır tıkır uygulanıyormuş gibi danıştaya gidecekmiş.

Diyelim ki iptal etti ne olacak?

Hiç bir şey.

Bundan donra yapılacak tek şey var, ülkeyi erken seçime götürmek bununda yolu CHP ,İYİPARTİ ve HDP meclisten çekilir ve sine-i millete döner, erken seçim yolu açıllır.

Ha bundan da emin değiliz, çünkü saray yönetimi erken seçim yapmıyorum diyebilir ve meclis olmadan saray kararlarıyla ve mevcut bakanlar kuruluyla ülkeyi yönetmeye devam edilebilir.

CHP,İYİPARTİ ve HDP de bulunan vekiller de vatandaş olur devletten aldıkları maaşları yok olur, sine-i millete döndüklerine bin pişman olabilirler.

Bundan dolayı olay çok vahimdir, demokrasi kırıntıları kaldıysa bile şu anda demokrasinin kafası suya sokulmuştur ve ne kadar o suyun içinde kalacak biz yurttaşlar merakla bekliyoruz.