Ölüm aşkına kongre.
Akparti kurultayında halkın otobüslerle ve kendi araçlarıyla Ankara’ya akın etmesi ve salgın ortamında tıka basa kongrelerde yer almaları konusunda her kesimden tepkiler geldi.
Oysa olay çok basit.
Yirmi beş yıldır sayın Erdoğan bu kitlelerin önünde ve her söylediği emir kabul edilerek baş tacı ediliyor.
Kendi kitlesine göre onun söylediği her şey ve de söylemediği her şey doğru kabul ediliyor ve şuur altına kadar inmiş bir inanmışlık psikozu hakim.
Bu inanmış, biat etmiş yapı şöyle düşünüyor;
”Benim inandığım liderim, benim canımı, sağlığımı tehlikeye atmaz. Eğer benim canımı seviyorsa ki, seviyor, böyle riskli, tehlikeli kalabalıklar içine sokmaz.
Ayrıca bunu doğrulayan bir sözü Anadaolu’dan kopmuş geşlmiş şapkalı bir partili söyledi.
Dedilki;
”RecepTayyip Erdoğan’ın olduğu ortamda mikrop olmaz”
Bitti bu kadar.
Yani sayın Erdoğan o salona gelmişse, o ortamda bize bulaşacak mikrop olmaz algısı insanların Ankara’ya gelmeleri için yeterli.
Şayet bu özgüven olmamış olsa, insanlar ölmekten korkar.
Her ne kadar, ”Her canlı ölümü tadacaktır” fikrine inanmış, iman etmiş olsalar bile insan sürekli yaşamanın ve de uzun yaşamanın peşinden gitmiştir.
Bu durumda sen Konya’lı bir partili olsan ve sana telefon gelse otobüsü tuttuk, yeme, içme ve konaklama bedava, cep harçlığını da veriyoruz dense, ölüm korkusu ve hastalık riskin varsa bir an tereddüt edersin.
Bu durumda vatandaşın tereddüt etmeden, koşarak otobüsle ve hiç bir kurala uymadan ölümü de göze alacak şekilde gelmesinin arkasında başka bir neden olmalı.
Yani bu durum sadece Erdoğan sevgisyle,parti aşkıyla açıklanabilecek bir sosyolojik durum değil.
Örneğin illerde, ilçelerde bir gün önce otobüsle Ankara’ya gelecek olanlar için korona testi yapılmış olabilir.
Zaren bunu M.Gökçek doğruladı.
Bütün delegeler parti merkezinden testten geçti ve korona teşhisi konulan bir tane bile delege yok” dedi.
Bu durumda delegeler temizse, seyircilerde geldikleri yerden temiz gelmişlerse, çok meşhur olan kelimeyle ”lebaleb” kongre yapmanın hiç bir sakıncası olamaz.
Tek eksiklik nedir derseniz bilgi noksanlığı.
Yani Akpartili yetkililer bu durumu bu şekilde kamu oyuna anlatsalardı, salonun kapısında HES kodu gibi korona riski olmayanlar salona girseydi, tıpkı delegeler kontrol edildi gibi bir açıklama yapmış olsalardı, hiç bir sorun kalmayacaktı.
Bunu yaptılar mı? Yani salona giren delegeler kontrol edilmiş, seyirci sağlık kontrolünden geçmiş mi bilmiyoruz.
Şayet onlar sağlık kontrolünden geçmişlerse, bunu açıklamaları kolay değil çünkü hala 64 yaşın altındakilere aşı sırası gelmedi.
Yani sıkıntı açıklık ve şeffaflığın olmaması, eşitliğin, adaletin olmaması, hakkın, hukukun olmaması.
Yani bu gün altmış dört yaşın altındakiler aşı sırası beklerken ”Ben partiliyim” diye aşı olanın ben halkımın hakkını yiyorum duygusundan, yani hak, hukuk, adalet ve hakkaniyet duygusundan bu ülkenin insanların kopmuş olması, bu ülkenin ekonomik krizinden daha vahim bir fay hattı oluşturmuş durumda.
İyi de bunlar sıkıntı gibi görünse de toplumun büyük bir bölümü bu tür uygulamaları artık doğal karşılıyor.
Yani belli bir kesimin sırası gelmeden aşı olmasının halk üzerinde adaletsizlik tepkisi yaratacağı kanaatinde değilim.
Halk bu konularda suskun ve de sinmiş, yılmış, korkmuş, tırsmış durumda.
Bundan dolayı sırası gelmeyen bütün önemli kişiler! ve partiliyim diyenler aşı olabilir.
Akparti kongresinde delegenin kontrol edildiğini hepsinin temiz olduğunu M.Gökçek açıkladı, çekinmeye gerek yok, halk buna hazır olduysa bilmiyoruz stad dışına gelen ve tribünlere gelen halkında bu tür kontrollerden geçmişse açıklanabilir.
Halkın büyük bir kesimi de bundan rahatsız olmaz.
Çünkü Akpartiyi tutan ve delege olan insanların bu kadarcık torpillerinin ve önceliğinin olması analarının ak sütleri gibi helaldir!