Kürşat.
Sosyolojik bir vaka olarak Kürşat Ayvatoğlu ülkenin gündemine düşüverdi.
Çocuk yirmi yaşında siyasetin bal teknesini keşfediyor ve altı yılda her türlü malı, mülkü, kadını ,viskiyi, jakuziyi elde ediyor.
Şimdi düşünün, altınızda bir milyon liralık araba, her gün istemediğiniz kadar paraya ulaşıyorsunuz. (paraya nasıl ulaşıyor konusu elbette bilinen bir yol ama bu yazının konusu değil.)
Paraya, pula ve dünya nimetlerine sonuna kadar ulaştın ama her gün muhafazakar ve dindar görüntü vererek yaşamak zorundasın.
Bu kadar çok paraya ulaşan muhafazakar, dindar bir gencin o çerçevede yaşayacağı yaşam nasıl olmalı?
Sabah kalkacak namazını kılacak, işine gidecek beş bin lira maaş aldığı aldığı işinin başında olacak.
Bu genç yaşında paraya ulaştığına göre, büyük abilerinin parasal tahsilat işlerini yapacak, arada o işin komisyonunu alacak, yakalanırsa o hapse büyük abileri temiz olarak yol almaya devam edecek.
Yeni keşfettiği bu kirli yolda kendi yan yollarını bulacak para kazanacak.
Bu parayı kazanırken ve de ya yaptığım bu iş inancım olan dindarlığa İslam’a uygun mudur diye sorgulamadan öğlen namazını kılacak, günlük sosyal medyadan tıpkı el ve yol verdiği abisi gibi bir ”Bakara, makara” yapacak.
Gene bulunduğu camianın siyasal söylemleri üzerinden millet, zillet diyecek, bir iki tane ayet ve hadis paylaşacak.
Bu arada genç canı her şeyi çekiyor olacak, lüks otellere gidecek, oradaki hayatın tatlı alanlarına dalacak.
Genç, dalması da normal.
Jakuzi keyfi yapacak İŞİD’in Ezidi kadınları köle pazarında sattığı gibi, vahşi kapitalizmin fakirlik sarmalına düşmüş, yoksul ailelerin kızlarının pazarlandığı fuhuş pazarından kız arkadaşları bulacak, jakuzu içinde viski kadehleriyle hafif çakır keyif olacak.
Bu arada dindarlık görevinden, bulunmuş olduğu yerin muhafazakar, İslam motiflerine de hizmete devam edecek, ikindi namazını lüks otelin mescidinde eda edecek.
Bir ara sosyal medyaya girecek, yaşadığı yaşamın tatlı sarhoşluğuna kapılıp, yaşadıkları ortamın renkli görüntülerini paylaşacak ve ilk yaşamış olduğu fakirlikten ve fakirlerden intikam alırcasına bastırılmış duygularını da tatmin edecek.
Gene bunları yaparken bulunduğu yeri borçlu olduğu partisinin söylemlerini sık sık sosyal medyasında yazacak, ”En iyi partizan benim” diyecek.
Akşam olacak, akşam namazını eda edecek.
Para çok, lüks yaşam ayağının altında istediği kadın ,kız lebaleb dolu.
Fakirlik bataklığından, kapitalizmin fuhuş sektörüne durmadan tazecik kızlar sunulmaya devam ediliyor, Kürşat genç adam onun yanında elli altmış yaşında kapitalizmin her türlü pisliğinden beslenmiş para sahipleri de aynı pislik çukurundan her karanlık çöktüğünde bu zavallı kızları sipariş etmekten utanmıyorlar.
Kürşat bunları da görüyor, yaşıyor, abileri, amcaları,hatta dedeleri yapıyorsa ben niye yapmayayım diyor. Dörde kadar da yol açık, olmadı muta da var.
Bunlar torunları yaşlarındaki kızları haram ve emek sömürüsünün yapıldığı otellere, garsoniyer dairelere kapamaktan hiç ama hiç utanmıyorlar.
Kürşat neden yapmasın yapmasın?
Bu utanmaz ve acımasız canlılar, torunlarının karşısına çıktığında, ”Ben bu akşam torunum yaşında bir fakir, fukara kızıyla yattım” diyerek torunlarının yüzüne bakmaktan utanmıyorlar,
Kürşat ne yapsın? Çocuk çok genç, adı üstünde deli-kanlı.
Yaş yirmi sekiz deli, dolu zamanlar, abiler götürüyor, amcalar paraya para demiyor, onlar yapıyorsa onlar için günah, haram, helal, kul hakkı, yetim hakkı yoksa benim için neden olsun? Diyerek Kürşat durmadan yol alıyor.
Ne yapacak?
Tomarla para, her şeye ulaşmış, kadına ulaşmış, jakuziye, viskileri çekmiş, lüks araçlardan koleksiyon yapmış, her gün namazında, niyazında olmanın manevi huzuruyla ”Allahım bana bu olanakları bahşettiğin için şükürler olsun” diyerek dindarlık ve Allah’a olan kulluk görevini de ihmal etmemiş.
Bakmış tatmin olmanın sonu yok, ne yapsın parmağını şıkırdattığında kadın, kumar, lüks oteller, jakuziler ve de bir çok dünyevi nimetler her yanını sarmış.
Şöhretli kişilerin kapıldığı hastalık olan ben ”Her şeye ulaştım, bir kendi b…kumu yemedim, bir de ölmedim” diyerek bu iki yoldan birisini tercih edeceği anda, bu dünyadan kopacağı, bu duyguları bastıracağı, manevi değerlerinin ve namaz kılmanın ve de dindar olmanın ona yermediğini anladığı anda başka bir dünya, gerçek olmayan bir dünyayı kokain yolunu bulmuş.
Kokain onun bu dünyadaki şan, şöhret ve genç yaşta edindiği malın paranın üstünde yeni bir dünya keşfetmesine neden olmuş.
Abilerine şirin görünmek, muhafazakar, dindar kesimde boyuyla, (S.Soylu’dan daha uzun olduğuna göre boy 1.90) posuyla, yakışıklılığıyla verilen her görevi yapıp, istediği paraya ulaşınca ve de onlarla birlikte durmayacak yol alacak.
Bu kadar çok parayı genç yaşta bulan adama beş vakit namaz, cuma namazı, Allah inancı ve de huşu içinde dar bir alanda sürekli şükretmek belli ki yetmemiş, o da şöhretin, paranın elde ettiği her dünyevi işin esiri olmuş.
Peki bu çocuklar neden bu hale geldi?
Okutmadan, eğitmeden ve de bu ülkenin en kolay para kazanma yolu olan devlet olanaklarının kısa yoldan talan edilmesi girdabına kapılan bu genç insanı muhafazakar bir fanus içinde tutmanız mümkün değil.
Bu tür olayalara o kadar çok şahidimki, gene partisi önemli değil muhafazakar başkan yardımcısının oğlu alkollü araba kullanırken yakalandığında yaşadıkları paniği biliyorum
Gene siyasal yollardan kısa sürede para sahibi olmuş bir çok muhafazakar görünümlü tıpkı Kürşat gibi bol paranın içinde kadın, kumar, içki ve uyuşturucuyla ahbap olan siyasetçiler bilirim.
Yani gece papaz, gündüz imam.
Yani bu iş böyle, kapitalizmin ve de adaletsiz, vicadansız soygun düzeni içinde belli bir kültür almadan, okumayı, kitabı, insanlığı, acımayı, vicdanı keşfetmeden bu çocukları kapitalizmin içinde paranın vermiş olduğu sarhoşlukla tanıştırırsanız, bu çocukları dindarlık, muhafazakarlık fanusu içinde tutmanız mümkün değil.
Ülkenin okullarının %15′ ini imam hatip yapmakla övünen, DİB’ nı ”Bu oranı en kısa zaman da %25′ e çıkartacağız” diyecek, eğitimin vicdan ve insanlık, bilim, felsefe boyutunu unutacaksınız, ondan sonrada ”İmam hatip okullarında Deizm artıyor” diye şikayet edeceksiniz.
Bu sistem soygun düzenidir, bu düzen acımasız, vicdansız vahşi kapitalist bir sistemdir, bu sistemin okullarının tamamını da imam hatip yapsanız bu çocukların Kürşat olmasının yolunu kapatamazsınız.
Çünkü eğitimde var olan bu çocuklar her akşam Kürşat’ları dizilerde, filmlerde, youtube’de, internette görüyor yaşıyor.
Bu çocuklar her gün farklı fikirlere ulaşabiliyor, bu çocukların Kürşat olma yolu yaratılan adaletsiz, vicdansız soygun düzeniyle bu sistem sayesinde açıldı.
Bundan dolayı, bu piyasada yaşanan dindarlık gösteri dünyasının dindarlığıdır, vicdanlı,acıması olan, komşu açken gözlerine uyku giymeyen insancıl bir dinadarlık değildir.
Öncelikle ben dindarım, ben her cumayı, beş vakit namazı kılıyorum diyenlerin mütevazi, alçak gönüllü, karıncayı incitmeyen, adaletli, insan hakkı bilen, farklı fikirlere tahammülü olan, ülkede her fakirin, yoksulun derdi benim derdim diyen siyasetçiler olmadığı sürece bu soygun düzeni yeni Kürşat’lar üretmeye devam edecektir.
Aslında bu genç insanı kurtarmak ve bu pisliğin içinden çekip almak her insanım diyen vicdanlı canlının görevi olmalıdır.
O Kürşat okumalı,paradan daha önemli değerlerle tanıştırılmalı, insanlığı, eşitliği, adaleti ve para sahibi olunca insanca neler yapılabileceğinin sosyolojisinin öğretildiği insanların olduğu, insanca duyguların olduğu alanlarla tanıştırılmalıdır.
Acele Kürşat’lar ve Kürşat gibiler o bataklıktan ve fakir, fukara hakkının yendiği b…k çukurundan kurtarılması her insanım diyenin görevi olmalıdır.