Mart 30, 2021

Bahçeli.

ile mehmet yüceer

Atatürk de dahil, ülke yönetiminde bulunan bütün iktidarların iyi işler yaptığı gibi eksik kaldığı, yanlış yaptığı işlerde olmuştur.

İktidarların iyi yaptığı işler elbette herkes tarafından iyi olarak kabul edilir ve toplum tarafından kabul edilir ve oy olarak da satın alır.

İktidarlar yanlış yaptıkları zaman ise muhalefet tarafından eleştirilir ve doğruyu yapması için yol gösterilir.

Demokrasinin ilk çıktığı antik Yunan’dan beri bu böyledir.

Bu gün ülkemizde bütün bu kuralları yani dört bin yıllık bir geleneği yıkan ve bütün bilime, akla, felsefeye ve insani değerlere bile ters gelen bir durumu bu gün ülkemizde MHP ve sayın Bahçeli ile yaşıyoruz.

Sayın Bahçeli geçmişte yaşamış olduğu sert muhalefetin ve de örneklemeleriyle siyasi tarihimizde yer almış bir parti genel başkanıdır.

Yani onun diline düşmektense, çukura düşmek daha iyidir.

O derece yani.

Hele geçmişte sayın Bahçeli’nin sayın Erdoğan için söylediklerindeki benzersiz benzetmeleri hatırımızda ve internet dünyasında kayıtlı durmaktadır.

Hele bir omo- Haliç benzetmesi vardır ki, siyaset tarihinde pırıl pırıl yerini almıştır.

Peki bu kadar sert muhalefet yapan, can acıtan, beyin yakan muhalif olma konusunda müthiş uzman olan sayın Bahçeli bu gün niye burada?

Mevcut iktidarın iyi yaptığı işleri desteklemesini anlıyoruz da, MHP’nin, ülkücülerin ve de sayın Bahçeli’nin kırmızı çizgileri bu gün sayın Erdoğan tarafından dümdüz edilirken sayın Bahçeli neden sürekli buna destek olur ben hala anlamış değilim.

Daha evvel de bu konuda iki tane yazı yazmıştım ve sayın Bahçeli’nin bu gün sayın Erdoğan’ın yapmış olduğu siyasi ekonomik ve anayasal hatalarını söylemeyerek ona destek olması bana göre sayın Bahçeli’nin, sayın Erdoğan’a kurduğu sevgi dolu bir tuzak gibi geliyor.

Şuna şuna sesini çıkarmadı diye sayabileceğim bir çok konuyu herkes bildiği için saymama gerek yok.

Bütün bunlardan sonra sayın Bahçeli’yle, sayın Erdoğan arasındaki çok sert ”Zürriyetsiz”e kadar giden ağır tartışmalardan sonra bence olan oldu.

Çünkü dost, insanın hatasını, eksiğini söyleyendir.

Oysa sayın Bahçeli, sayın Erdoğan’ın eksiklerini, almış olduğu yanlış kararlara ”Bu eksiktir, yanlıştır” demesi yerine, ”çok doğrusun ben her şeyimle yanındayım, hatta 2023 yılında yapılacak seçimde de benim adayım sensin” diyebiliyor.

Oysa dostluk, ahbaplık insanın eksiğini söyleyendir.

Üstelik buradaki dostluk, ahbaplık sadece dar alanda bir arkadaşlıktan ziyade, milyonlarca insanın yani halkın çıkarları ve de uzun vadeli yaşamıyla ilgili.

Hele bu günkü şartlarda sayın Erdoğan’ın çevresinde bulunup alınan kararların yanlıştır diyebilecek bir kişinin olduğu kanaatinde değilim.

Yani bu gün sayın Bahçeli ülkenin muhalefeti açısından ve iktidar değişimi açısından çok büyük iyilikler içindedir.

Tek sıkıntı alınan karaların ülkeyi ve özellikle dar gelirliyi büyük sıkıntılara sürüklediğini bu sıkıntıların uzun vadede toplumsal yapının kaldıramayacağını sayın Bahçeli’nin görmesi gerekiyor.

Bu gün ekonomi yazarı Murat Muratoğlu’nun atmış olduğu twit işin ironik ve içler acısı durumunu da anlatıyor.

Özetle şöyle diyor, iktidarın, bu günden sonra toparlaması mümkün değil, bu günden itibaren sayın Erdoğan’ın gitmesinden başka bir çözüm görünmüyor, ülkeyi bu duruma yani bu iktidarın bitmesine katkı sunanlara teşekkür ederim anlamında bir twit atmış.

Oysa eğer durum buysa, ülkenin ödediği çok büyük bedellere rağmen bu teşekkürün en büyük payı sayın Bahçeli’ye verilmesi gerekiyor.

Teşbihte hata olmaz derler, iç savaşlarda veya iç çatışmalarda taraflar kendi ülkesinin öz kaynaklarını veya stratejik noktaları, köprüleri acımadan bombalar yok eder.

Oysa, yok edilen köprüler, tesisler çatışan iki tarafın alın teriyle ortaya çıkmış eserler olmasına rağmen çatışan iki tarafta ülkenin aydınlık yarınları için bombaladıkları tezine sıkı sıkıya sarılırlar.

Bu gün sayın Bahçeli, iktidarın her aldığı kararın özellikle yanlış kararların arkasında durması tıpkı o köprülerin bombalanmasına benziyor.

İki tarafta bu ülkenin çocukları ve ülkelerini sevdiklerinden en ufak bir şüphem yok.

İşte bundan dolayı halkı mahveden bir takım kararları sayın Bahçeli’nin desteklemesini aklım almıyor.

İşte ”Seni seviyorum, senden büyük yok, sen benim ölene kadar liderimsin ne zaman aday olursan şartsız yanındayım” demesini başka bir okumanın içinde olmak mümkün değil.

Murat Muratoğlu’nun sayın Bahçeliyi arayıp ülkeyi buraya getirdiğin için yirmi yıllık Cumhuriyet, Atatürk ve demokrasi karşıtı böyle bir yapıyı yapıtyı bu günlere gertirdiğin için sana teşekkür ederim demesi gerekir.

Yoksa sayın Bahçeli’nin doğruları desteklerken, yanlışları da destekliyor olmasını şartsız, terddütsüz 2023 yılına kadar ölümnüne yanındayım demesini başka türlü okumak akılla izah edilecek ve siyasi termoloji içinde bir yerlere koymak mümkün değil.

Ben bu konuyu bu anlamda iki defa yazmıştım, bazı arakadaşalarım ”yok canım, o kadar da değil” diyenler oldu.

Evet bu gün, bu tezime daha çok inanır oldum hele son olan olaylardan sonra sayın Bahçeli’nin bu günkü grup konuşmasında ”Sayın Erdoğan’ın ölümüne yanındayım” demesini başka türlü okumanın imkanı yok gibi görünüyor.