Nisan 3, 2021

CHP çaresiz değildir.

ile mehmet yüceer

Son dönemeçte özellikle Cumhur ittifakı karşıtı olan kesimlerde kaygının arttığını ve ”Bir şey yapmalı” paniğiyle hareket ettikleri görülüyor.

Bu konuda çeşitli kesimlerde adım adım Cumhuriyet ve Atatürk devrimlerinin yok edildiği ve yerine ihvancı şeriatçı bir rejimin kurulması yolunda adımlar atıldığını ifade edenlerin çoğaldığını görüyoruz.

Bunlar nedir diye baktığımızda bu işin ve bu adımların yeni olmadığını, 2010 yılından beri devam ettiğini gördüklerini söylüyorlar.

2010 yılından beri Cumhuriyet karşıtlığı ve Atatürk devrimlerinin yok edilmesiyle ilgili adımları tek tek anlatmaya gerek yok takip eden kesimler bu gün daha çok panik hakindeler.

Bundan dolayı ana muhalefet partisi CHP’nin konuşmak dışında bir şey yapmadığını ve de artık konuşmanın yüksek mahkemelere itirazların yeterli olmadığını söylüyorlar ve çeşitli eylem biçimlerini öneriyorlar.

Bunun içinde Sine-i Millet diyenler var.

Mecliste oturma eylemi yapılmalı diyenler var.

Ayrıca alanlarda kitlesel eylemler ve gösteriler yapılmalı diyenler var.

Bunun ilki olan Sine-i Millet konusunda CHP’nin birinci ağızdan parti sözcüsü Özgür Özel bu işin neden olamayacağını çok güzel anlattı.

”Sine-i Millete döndüğümüzde boşattığımız bölgelerde AKP’nin ara seçim yapacağını ve bizim de Sine-i Millete döndüğümüz için aday olmamızın, seçime girmemizin mümkün olmadığını çünkü Sine-i Millete dönmüşsek tekrar meclise dönmek konusunda aday olmanın çelişki olacağını, bundan dolayı Sine-i Millet çözümünün gündemlerinde olmadığını” söyledi.

Bu açıklama bu ortamda gerekçesi çok kuvvetli ve mantıklı bir açıklama olduğu için Sine-i Millet diyenlerin bu açıklamayı okuması yeterlidir.

Ara seçim olduğunda AKP, CHP’nin seçime girmediği bu bölgelerden gelen milletvekili sayısıyla dört yüz milletvekilinin üstüne çıkmış olacak ve mecliste halk oylamasına gitmeden sayın Erdoğan’ın gençliğinden beri arzu ettiği yönetim biçiminin yolu açılmış olacaktır.

Bu yönetim biçiminin ne olduğu konusunda çeşitli varsayımlar var çünkü Akpartinin yeni anayasa nasıl olacağı konusunda henüz bir çalışması yok.

Bazı kesimlere göre ise şeriatçı- ihvancı bir yönetim biçimi kurulacaktır diyenler var.

Bundan dolayı, CHP’ ye ”Sine-i Millete dön” demek bekara kadın boşamak gibi oluyor.

Diğer konu mecliste oturma eylemi.

Burada da AKP’ nin demokratik eylemleri özellikle muhalefetin toplu eylemlerini çok ciddiye almayacağı söyleniyor.

Bunun en canlı örneği 4+4+4 kanunu çıkarken yaşananlar.

”İstedikleri kadar otursunlar” diyerek onların oturma eyleminin bir sonuç getireceğine CHP inanmıyor.

Bana göre de haklılar.

Üçüncüsü sokak ve kitlesel eylemler.

Bu günkü ortamda sokak en tehlikeli eylem biçimi olarak görünüyor.

Çünkü sokakta yapılan eylemler karıştırıcıların fink attığı ülkemizde istenilen bir durum değil.

İşte bütün bunların sonucunda CHP diyorki, Cumhuriyetin ve Atatürk devrimlerinden ne kaldıysa biz o kurumları hukuki olarak kullanmaya devam edeceğiz.

O yollardan vaz geçmeden, eylemsiz, Sine-i Milleti ve de başka radikal çıkışlar yapmadan demokratik yolları işletmeye çalışarak ülkeyi seçime götürmek.

O seçimde de bu gün dedikleri gibi dostlarla iktidar yolunu açmak.

O gün sandıklara örgütlü biçimde, dostlarla sahip çıkarak seçimi almak.

CHP-İYİPARTİ-HDP -SOL bu yolda ilerlemeye devam ediyor.

AKP ise sivri kararlarla halkı ve millet ittifakı bileşenlerini ve de sol muhalefeti, HDP’yi kışkırtmaya devam edecektir.

Kışkırtmanın amacı bu yapıların illegalite yoluna girmelerini sağlamak.

Bu gün yaklaşık üç yıldır HDP bu yola girmeyerek, yani kitlesel eylemlere ve sokağı çözüm olarak görmeyerek doğru bir davranış göstermiştir.

Çünkü sokak eylemlerinin önce en büyük zararını ülkemiz, sonra da HDP görmüştür.

CHP ve İYİPARTİ’nin ise sokak ve illegalite kültürü olmadığını geçmişten bun yana biliyoruz.

O halde şu anda CHP ve millet ittifakı bileşenleri ve HDP ve SOL sakin kalarak illegaliteye tenezzül etmeden ülkenin sandığa gitmesi yolunu tercih etmeleri doğru yoldur ve bu sabrı göstermeleri de takdire şayandır.

Bu yol bana göre de doğru yoldur, bazen ben de dahil alınan bazı karalarda heyecanlanıp ”CHP’ de oturuyor hiç bir şey yapmıyor” demekle, CHP’ ye haksızlık yapıldığına inanıyorum.

Sabırla ülke ne zaman seçime gidecekse o sandık gününe ülkeyi taşıyıp örgütlenmek, halkın elini tutmak, halkın çaresiz olmadığını AKP ye mahkum olmadığını anlatmak en doğru yol olarak görünüyor.

Bundan dolayı Millet ittifakı ve HDP doğru yoldadır, sandığın izini sabırla sürmek zorundalar.

O gün geldiğinde ”Sandık yok, kazansanız da vermiyoruz, demokrasi bitti artık çok parti falan yok, tek parti, tek adam olacak, düdüğü çaldım oyun bitti herkes evine” diyen bir babayiğit çıkarsa da bu konu bu günün değil, o günün konusudur.

Hiç kimse, aklı başında hiç kimse yüz elli yıllık demokrasi okulunu kapatamaz, kapatırsa da kim kapatıyorsa onun aklından ve ülke sevgisinden şüphe edilir.

Bundan dolayı herkes bazen karamsarlığa kapılıp sandık gününden umudu kesmesi doğru değil, umutla sandık gününü bekleyip, hangi siyasal yapıya inanıyorsa o siyasal yapıya nasıl destek olacaksa destek olmaya devam etmelidir.

Bu gün için herkesin kabul ettiği bir gerçek var, en güzel rejim özgürlükçü demokrasidir, doğal olarak daha güzeli bulunana kadar…