Deprem,deprem,deprem…
Ülkede siyasi depremler devam ederken, ülkenin topografyasında olacak depremleri gene unuttuk.
Bu ülkenin en büyük düşmanının deprem olduğunu gene unuttuk.
Okulda, kamu kurumlarında ve hayatın aktığı her yerde deprem eğitimi ve bilgilendirilmesi yapılması gerekirken hala işimizi tanrıya havale edip dualarla depremi geciktirmeye çalışıyoruz.
Oysa depremin duayla gecikmeyeceğini, dünyanın kabuk sisteminin ve faylarının sürekli hareket halinde olduğunu ve bu hareketinden dolayı sürekli depremleri ürettiğini biliyoruz.
Eğer depremler olmasa dünyanın canlılığının olmayacağını biliyoruz.
Yani topografya üzerinde doğru düzgün binalar yapmış olsak her işimizi tanrıya havale etmeden aklımızı kullansak, doğumla, ölüm arasında çile çekmeden, pisi pisine ölmeden ve de huzur içinde yaşayacağız.
Bundan dolayı merak edenler Japon televizyonlarını izlesinler, okullarında ve kamu kurumlarında sürekli deprem eğitimi veriyorlar.
Bizler ise uyuyoruz ve depremin olmaması için tanrıya dua ediyoruz.
Tanrı duyuyor mu, duymuyor mu ben onu bilemem fakat bir süre sonra deprem oluyor ve kitleler halinde ölüyoruz; yetmiş seksen yılda yaptığımız birikimlerimiz bir dakikada yok oluyor.
Biz bu depremi unuttuk her gün siyasette ve ülke yönetiminde yaşanan depremlerle meşgul oluyoruz.
Siyasal depremler belki bir dakika da öldürmüyor ama yıllara dayanan sosyal, ekonomik sorunlar yaratarak insanların fakir kalmasına, sürünmesine neden oluyor.
Bizim güzel halkımız da karın doyurmayı, nefes almayı yaşamak olarak algılayan bir kültüre teslim olduğu için şükredip kötü yaşamına rıza gösteriyor.
Yani siyasal depremler süründürüyor topografyadaki depremler bir dakikada yok ediyor.
Bizim halkımız siyasal depremden kaynaklanan uzun vadeli çileyi ve sürünmeyi tatlı, tatlı kabullenirken, topografyanın depremini ise tanrısına havale ediyor.
Onun için düşünmek, tedbir almak ve de kafa yormak bile istemiyor.
Ne diyelim, tanrının bizi çok sevmediğini biliyorum çünkü bizi sevse ülkemizde siyasal ve topografya depremleri olmaz, iyi yöneticiler gönderir, fakirlik vermez, soygun düzeninden beslenen %1 kesimin kulağını çeker, insanları kandırmayın, yediğiniz her lokma haram falan der.
Bütün bunları demediğine göre, hırsızlık yapanların elini, kolunu taş etmediğine göre %99 sürünürken,%1 soyguna devam ettiğine göre tanrı bizi sevmiyor derim.
Sonuçta bu ülkenin siyasal depremi ve soygunu halk tarafından kabullenilmiş görünüyor.
Bari topografya depremler için hazırlıklı olalım.
Deprem kötü bir şey değildir ve dünyanın canlı kalması için faydalıdır depremin faydası zararından daha çoktur.
Bundan dolayı deprem öldürmez, kötü yapılan binalar öldürüyor.
Haydi aklımızı başımız alalım, tanrıya havale ettiğimiz bütün taleplerimizi geri çekelim ve kendimiz çözmek için aklımız kullanalım.
Var mısınız? Mehmet Yüceer. İnş.Müh.