Kız Kulesi kokuları.
Sedat Peker Türkiye siyasetini takip eden ve belleği kayıt yapma yeteneği olanların bildiği kanunları açıklamaya devam ediyor.
Peki kamuoyu neden buna çok şaşırıyor, çokça izliyor.
Hangi konuyu ”Ben ilk defa duydum” diyebiliyorsunuz?
Şahsen benim yeni öğrendiğim tek konu gazeteci kılıklı verilen rolü ve onun gibi adamların otelde tatil yaptığı meseleler.
Diğer konuların tamamını hem muhalefet, hem de düşünme yeteneği olan ve cesaretle yazan gazeteciler dile getirdi.
O halde bu ilgi ve şaşkınlık neden?
Olay çok basit.
Ben ve bizler biliyoruz dediğimiz bu olayı şöyle bir benzetmeyle açıklayabiliriz.
Bizler Sarayburnu’ndayız ve Kız Kulesi’ni görüyoruz ve Kız Kulesi’nde gireni çıkanı ve oradan sahile vuran kokuları hissediyorduk.
Sürekli ”Yaaa arkadaşlar bu Kız Kulesi’nde bir pislik var, yanlış bir takım işler çeviriyorlar.” diyorduk.
Aynen bunu söylüyorduk.
Bizim Kız Kulesi’ne gidip orada ne olduğunu görme şansımız da yoktu.
Nihayet Kız Kulesi’nin içinden birisi dışarı çıktı sahile geldi ve içerideki kokunun, dönen dolapların, pisliklerin nedenini ve detaylarını anlattı.
Biz başlıkları biliyorken, alt başlıkları ve detayları içeriden gelen bir adamdan öğrenmiş olduk.
Üstelik o adam diyor ki, ”Söylediklerimi yanlış çıkarsa bileğimi kamera önünde keseceğim.”
Şimdi şuna bakalım, bunların tamamı doğruysa bütün bunlardan devleti yönetenlerin en tepeden en alta mutlaka birileri biliyordu bunu anlıyoruz.
İşte bu kadar büyük paraları sistemin sahipleri tarafından tepe tepe kullandığı çok açık.
Tek bilmediğimiz Türkiye’yi soyan bu yapının milyarlarca dolar parayı nasıl bölüştüklerini tam bilmiyoruz.
Gördüğümüz nedir?
Binali Yıldırım’ın ve diğer bir kaç siyasinin kısa dönemde akıl almaz servetleri.
Bildiklerimiz ve bilmediklerimizin servetleri ve ülkeyi soymuş olmaları ülkenin fakirliğinin en büyük nedeni.
Bir de dış dünyada gizli hesaplardaki paraları var ki bunları aynen Kız Kulesi gibi görüyoruz ama Kız Kulesi’nin içindeki kasalarda ki paraları göremiyoruz.
Peki Peker konuşuyor da sonunda ne olur?
Hiç bir şey olmaz, çünkü iç hukuk tıkalı, yargı bağımsız değil, yargının eli, kolu siyasal güçler tarafından bağlanmış durumda.
Tek çözüm var dışarıdan gelecek mahkeme kararları.
Yani el nusra ve el kaideyeye giden silahlar ,HALKBANK olayı ve buna benzer dış dünyanın mahkemelerin alacağı kararalar içeridekileri zora sokabilir.
Bunun en güzel örneği Sudan devlet başkanı El Beşir’in başına gelenler.
Bunun dışında Sedat Peker her hafta bir vidyo değil her gün yayınlasa iç politikada değişen bir şey olmayacaktır.
Olsaydı 17-25 aralık sonrasında ve 15 temmuz sonrasında olurdu.
Bir kaç ay sonra Sedat Peker sistemle uzlaşır çünkü o da buradakiler gibi aynı dalın meyveleri uzlaşmaları konusunda pragmatik davranabilecek taraflar var ve buna hazırlar.
Bu işi halledebilecek tek bir umut var, Sedat Peker’in toplum üzerinde yarattığı heyecanı yaratabilecek bir muhalefet hareketi ve dalga dalga oluşabilecek halk hareketi.
Bunu kim verebilir?
Ben bunun cevabını bu gün bilmiyorum, bilen varsa yazarsa öğrenmiş oluruz.