Temmuz 4, 2021

Bilmek mi, inanmak mı?… (2)

ile mehmet yüceer

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş demiş ki, ”Türkçe ibadet caiz değildir.”

Memlekette belli bir kesim için fikir özgürlüğü var o da öyle diyebilir hiç tartışılacak bir konu değil diyebiliriz.

Yalnız bu söylem sorunlu bir söylem ve sıkıntılı bir söylem.

Bu ülkede Arapça bilenleri hele Kuran dilini bilenlerin oranı %2’yi geçmez.

Kur’an-ı Kerim sadece Arapça bir dilden ibaret değildir, içinde İbranice, Farsça, Süryanice, Yunanca, Kıptice kelimelerin olduğunu da bilmemiz gerekir.(Kaynak… Özdemir İnce)

Burada amacımız din dersi vermek değil, sadece şunu söylemek gerekir ki, bu ülkenin dili Türkçe ve Arapça, Farsça ve Kuran içinde olan diğer dilleri de bilen insan sayısı yok denecek kadar azdır.

Bu durumda Türkçe ibadet eden ve samimi dindar Türkler, Kürtler ve diğer dillerde ibadet eden Müslümanlar için bu söylem sorunlu bir söylem değil midir?

Yani Tanrıya ve İslam’a inanan ve duasını Arapça dışında başka bir dille yapan bir Müslüman,

”Ben bu güne kadar Arapça ibadet etmedim, o halde bu güne kadar yaptığım ibadeti Tanrı anlamadığı için boşuna inanmışım” derse bunun sorumlusu Ali Erbaş değil midir?

Bu söylem İslam’ın yayılması ve anlaşılmasının önünde bir engel değil midir?

Haaa Ali Erbaş diyorsa ki ”Kuran sadece Araplara geldi ve onların dilinden geldi ilk anda kitapta, yazılı bir kaynakta yoktu peygamberin ölümünden on iki yıl sonra Kuran Hz.Osman döneminde yazıldı ve kitap haline getirildi sadece Arapça bilenlere hitabediyor, bununla ilgili ayette var”

Bu bakış açısı çok haklıdır ve hiç bir sorun yoktur.

Bu durumda İslam’ın bir Arap dini ve inancı olduğu mantığı ortay çıkar ki, ”İslam evrenseldir” sözünü de çürüten bir söylemdir.

Buna kaynak olarak Yusuf suresi 2.yeti gösteriyorsa bu söylemde hiç bir sorun yoktur.

Yusuf suresi 2.ayet şöyle: ”Biz Kuranı siz anlayasınız diye sizin dilinizden indirdik.”

Bu dil ve söylem sorunlu bir söylem olduğu için dinle ilgili konuşanların çok daha dikkatli olması gerekiyor.

Üstelik bu insan Diyanet İşleri Başkanı olduğunu da bilmesi gerekiyor.

Benim derdim kimin hangi dine inandığı değil, dinler eğer insanların ahlaklı, erdemli, dürüst olmaları ve kardeşçe yaşamaları için ortaya çıkmışsa yeterli olmuş mudur bunu düşünmemiz gerekiyor.

Dinlerin insanların dürüst, erdemli ve namuslu, hak, hukuk bilmelerine ve olmalarına yeterli olmadığına da özellikle bizim ülkemizdeki olaylardan çok iyi biliyoruz.

Bu konu da ayrı bir tartışma konusu.

Kuranı sadece Arapça bilenlerle sınırlar ve Kuran meallerinin ve farklı dillerde okuyanların sevap kazanmadıklarını, hatta günah işlediklerini söyleyen bir dil sorunlu bir dildir ve Kuranın sadece Arapça bilenlerin dinidir demiş olursunuz ki tek bir ayete dayanarak haklı da olabilirsiniz.

O halde bu söyleme devam ettikleri sürece gençler arasında çok yaygın olan deizm ve agnostik düşüncelerin kaynağının da bu sorunlu söylem olduğunu söylemek çokta zorlama olmasa gerek.

Bu konu çok uzun ve içinden çıkılamayan bir konu.

Bu konu yani dinler konusu M.Ö 1500 yılından beri tartışılır fakat bilimsel somut bir yere varılamaz, tartışmanın da, yazmanın da bir yere varacağı kanaatinde değilim.

Çünkü dindarlık ve özellikle dincilik mantık yürütülerek ve bilimsel bakış açısıyla tahlil edilecek bir konu değil.

Bize düşen kim neye inanıyorsa saygı duymak.

İnancı tartışmak ve saygısızlık etmek aptalların işidir.

Bilim ve bilinen tartışılır ama inanç tartışılacak bir konu değildir.

Yüz yılın dahisi, bu gün bile kullandığımız bir çok teknolojinin kurucu babası olan Nikola Tesla’nın bir söylemiyle bitirelim.

Tesla demiş ki ”Dinlerin kitaplarını okuyup anlayana ateist, okuyup anlamayana dindar, hem okuyup hem de anlamayana yobaz denir.”

Neye inanıyorsanız inanın ama bilimden, akıldan ve gelişmeye sırtınızı dönmeyin yeter.