AKP neden hala %35 de?
AKP’nin oyu neden %35in altına düşmüyor?
Bu konu da herkes garip garip fikirler üretiyor.
Bazı kesimler bu kadar büyük problemlerin içine düşen toplum neden hala %35 oy veriyor diye şaşkın.
Bazı kesimlerde neden bu kadar oy verildiğinin mantıklı sosyolojik bir açıklama getiremiyor.
Oysa bu işin sebebi çok basit.
Ülkenin 2001 yılında içinde bulunduğu durumla bu gün kıyaslandığında olay çok net görülecektir.
Sağlık sektöründe iyileşmelerin olması,
konut sorununu bir nebze çözen ve TOKİ’nin ürettiği yedi yüz bin ucuz konut,
sosyal yardımların Lübnan’daki Hizbullah modeliyle dağıtılması, ailelerin içindeki engelli ve sakatların almış oldukları sosyal yardımlar,
maliyeti tartışmalı bile olsa yolların köylere kadar asfaltlanması,
en yakın köylere yakın her belde de sağlık ocağı ve hastanelerin yapılması,
şehirlerdeyse mahalleler de sağlık merkezlerinin yapılması,
ilaca kolay ulaşan emekli ve belli bir kesimin mutlu olması,
ölenlerin defnedilmesi konusunda belediyeler tarafından getirilen kolaylıklar,
cenaze evlerine gönderilen yemekler ve dini hizmetler,
belli bir kitlenin eğitimde yaşamış olduğu kılık kıyafet sorunlarının çözülmesi, üniversiteye ve eğitime rahat ulaşılmanın yolunun açılması.
İlk defa tatil yapan bir kesimin oluşması, ilk defa uçağa binen ekonomik düzeyi düşük kesimlerin memnuniyeti.
2001 yılında üç milyon araç, otomobil varken, bu gün yirmi milyon otomobil olması ve emekçi kesimlerin otomobil sahibi olması.
Bütün bunların sonucunda parça parça memnuniyet toplandığında ortaya %35 çıkıyor.
Bunu anlamak için çok derin araştırmalar yapılmasına gerek yok.
Bunların olmasının finansmanı ve ne kadarının adaletli kullanıldığı uzun yıllardır tartışılır.
Dışarıdan alınan borçların toplamı, Cumhuriyetin birikimlerini satarak ortaya çıkan öz sermayenin bir kısmının halka dönük harcanması.
Bütün bunlarda da ne kadar para borç aldığı, bunun ne kadarını halka harcadığı, ne kadar adil olduğu konusu tartışmalıdır.
Eğer bu gün 450 milyar dolar dış borcu yapan bu iktidarsa, Cumhuriyetin öz kaynaklarından gelen yüz milyar doları bu iktidar harcamışsa sorun şudur.
Eğer bu paralar halka doğru ve adil harcanmış olsaydı bu gün ülkenin ulusal geliri yirmi bin dolar seviyesinde olurdu.
Bu gün, bu kadar büyük kaynak doğru kullanılmadığı için ulusal gelirimiz sekiz bin dolar seviylerinde kalmıştır.
Bu tartışmayı ortalama halk hiç bir zaman yapmadı ve olayı da anlamadığı için AKP den vazgeçmedi.
Halkın en az yarısı kaynakların kullanılması konusundaki tartışmanın içinde olmadı.
Onlar köyüne giderken yapılmış asfaltı gördü, geçtiği köprüleri, tünelleri gördü ve de gözüyle gördüklerinden etkilendi.
Oysa üstünden geçtiği köprünün maliyeti on lirayken otuz lira olmuş onun hiç bir zamn gündemi olmadı.
O köprüye on lira yerine otuz lira verilerek onun, çocuklarının, torunlarının soyulduğu konusunda tahlil yapacak analitik düşünce sahibi hiç bir zaman olmadılar.
Bundan dolayı bu gün AKP’ nin kemik oyu %30’dur, şayet ekonomide iyileşmeler olursa ve pandemi de aşı hedefi tutturulup sosyal yaşam normal hale gelirse AKP’den kaçan kararsız %26 seçmenin en az yarısı tekrar geri dönecektir.
Bunun için Muhalefet partilerinin her gün ”Bunlar hırsız, bunlar devleti soyuyor, bunların adamları beş yerden maaş alıyor” söylemeleri toplumun en az yüzde yetmişini ilgilendirmiyor.
Muhalefet ve özellikle de CHP çok net düzene cepheden karşı çıkmalı ve yeni bir düzen tarif etmelidir.
Örneğin çok net sağlık, eğitim ve alt yapının ücretsiz olacağını sağlık sitemindeki özelleştirilme oranının %25’lerden %5’e çekeceği ve buna benzer yeni düzenin şartlarını ortay koymalıdır.
Yani bu düzen soygun düzenidir, bu düzen değişecek benim düzenim ise şöyle olacaktırı kaynaklarıyla ortalama eğitim süresi beş yol olan ülke insanının anlayacağı şekilde anlatmalıdır.
”Yani artık saray yaptı, bir tane daha saray yaptı, on bin doları aldı, çift maaş aldı, Soylu’nun yeğeni soygun yaptı” ve bunlar gibi söylemler AKP’ nin oylarının erimesine ve muhalefete dönmesine yeterli değil.
Ayrıca bizim seçmenimiz özellikle son yirmi yıldır dönüştürüldü, emek sermaye çelişkisi üzerinden değil de inanç, etnik köken ve sekülerizm üzerinde şekillendi.
Bu gün her etnik kökenin, her inancın ve de her yaşam biçimin partisi oluştu.
Burada oy kullanma eğilimi sınıfsal ve ekonomik olmaktan çıktı.
Sonuç, şu anda muhalefet partilerinin bu söylemleriyle AKP’ nin oyunu %35’in altına çekmesi mümkün değil.
Bundan dolayı AKP %45’i gördüğü anda yanına MHP veya tekrar Kürt seçmeni alarak %51′ in üzerine çıkacaktır.
Yapılacak ilk seçimde de AKP aynı şekilde iktidar olacaktır.
Önümüzdeki iki yıl da muhalefet değişim göstermediği taktirde, AKP iktidarı değişecek gibi görünmüyor.
Ayrıca bu günkü batı da, ABD’ de sayın Erdoğan’dan vazgeçmeyecektir.
Çünkü artık tek adam rejimi batının yıllardır hayal ettiği bir modeldir.
Tıpkı Arabistan ve onun gibi ülkelerde nasıl ki batı her türlü işini tek adamla kolayca çözüyorsa artık Türkiye’de de tam istedikleri modele döndüğü için batının da ve de ABD’ nin de istediği iktidar modeli sayın Erdoğan ve AKP olacaktır…
Bütün bunlardan dolayı neden hala AKP’ nin oyları %35’te diye şaşıranlara ben şaşıyorum.