Yalandan kim ölmüş ki?
Basında, özellikle sosyal medyada Cumhurbaşkanı, bakanlar, müdürler, bürokratların maaşları, harcamaları, arabaları, uçakları konuşuluyor.
Aynı şeyi muhalefette yapıyor.
Ülkemin bazı güzel insanları hala şunu anlamadı.
Türkiye artık anonim bir şirkettir ve şirketin kaynağı halkın vergileridir ve kullanma yetkisi de sayın Erdoğan’a ve onun çevresinde devlet diye tarif edilen ve yüz yıllardır doymayan bir yapıya aittir.
Hani Osmanlı için söylenen bir dörtlük var ya, ne diyor?
Şalvarı şaltak Osmanlı
Eyeri kaltak Osmanlı
Ekme de yok, biçme de yok, yiyende ortak Osmanlı.
İşte bu günün devleti tam da böyle duruma gelmiştir ve tek sahibi sayın Erdoğan’dır.
Artık şunu anlayın, Koç Holdingin sahiplerinden Ali Koç bu gün çok lüks bir uçak alsa, birimiz çıkıp ”Niye bu uçağı aldın” diye sorma hakkımız olabilir mi?
Elbette hayır.
Sayın Erdoğan ve çevresindeki karnı bir türlü doymayan, ekmede, biçmede, üretimde olmayan devlet yapılanması da aynen Koç holding gibidir.
Bu yapıya hiç kimse karışamaz çünkü karışacak olan yapılar tasfiye edileli yıllar oldu.(Sayıştay, danıştay, yargıtay, mahkemeler v.s…)
Bu durumda sayın Erdoğan isterse üç saraya on üç saray , on üç uçağına on üç uçak daha ekleyebilir, örtülü ödenekten istediğini harcar,128 milyar doları istediği yere verebilir çünkü artık devletin, hazinenin, vergilerin ve de dağın, taşın, börtünün, böceğin sahibi odur.
Bunun kabullenen bir %35′ te olduğuna göre ve bu gün kalan %65′ te bir yere vuramadığına ve tek ses olamadığına göre yapacak bir şey yok.
Artık şu kadar maaş alıyor, on üç uçağı var, uçağın birini falan devlet başkanına hediye etti haberleri ilgimi çekmiyor.
Peki bu durum nereye kadar?
Ölene kadar ve ABD, batı istediği yere kadar.
Çünkü bu gün batı tek adamla istediğini konuşuyor ve alıyor, veriyor yaptırtıyor, asker göndertiyor ve de bu ülke de artık Arabistan, Katar Kuveyt, Mısır gibi tek adamın kararı ile devlet yönetiliyor.
Ölüm olayı tarif edilecek bir durum değil, kimin ne zaman öleceği belli değil.
Eğer halk hareketi olur, bu düzen yıkılır, seçim olur bu düzen yıkılır diye düşünüyorsanız Doğan Yurdakul, F.Cengiz Erdinç’in kaleme aldığı Menderes’in avukatı Burhan Apaydın’ın anılarını içeren ”Adalet Savaşçısı” kitabını okuyabilirsiniz.
Uzatmaya gerek yok, bu ülkenin sahibi sayın Erdoğan’dır, o hazineyi, vergileri ve de yanındaki adamlara istediği maaşı vermekte özgürdür.
Devletin sahibi olarak bunu yapması konusunda da önünde hiç bir engel yoktur.
Biliyorsunuz bu ülkenin on altı milyon insanı krallar gibi yaşarken yetmiş milyon insanıysa geçim derdinde.
Enaz otuz milyon insan ise yoksul.
Onlar hayatlarından ve sayın Erdoğan’ dan memnun.
Sayın Erdoğan gittiği her yerde onların kafasına çay atıyor ve de bir tanesi de ”Bu nedir” diye sormadığına göre herkes işine baksın.
Çay atan memnun, çay atılan memnun.
Hatta o çayları içmeyip hatıra olarak saklayanlar bile olduğuna adım gibi eminim.
Son not, orman yangınları küresel ısınmanın sonucudur.
İki yıl önce Avusturalya’nın yarısı yandı, her yıl ABD ormanları cayır cayır yanıyor, hatta Sibirya ormanları cayır cayır yanıyor.
Oraları da PKK yakıyor diyemeyeceğimize göre devlet denen yapılanmanın kendisine düşman olarak birilerini bulmak ve sürekli düşman yaratması gerektiği için bu gün PKK ve HDP üzerinden Kürtler düşman ilan edilmiştir.
Dün nasıl ki komünistler düşmansa bu gün de seküler Kürtler ve kitle örgütleri düşmandır.
Hem S.Soylu her gün ”PKK’ yı bitirdik” diye konuşup durmuyor mu?
Ne oldu PKK ege ve batı bölgelerindeki dağlara mı geldi ki batıda orman yakıyorlar.
Peki,Güneydoğu Anadolu ormanlarını kim yakıyor?
Bu ülkede halkın sorma, sorgulama ve de analitik düşünme yeteneği olmadığını bilen ve bu durumu istismar eden kurnazlar istediğiniz gibi sallayabilirsiniz.
Çünkü bilmek yerine inanmayı bekleyen ve de aç kuş yavruları gibi sizlerin ağzına bakan milyonlar sizi bekliyor.