Aralık 27, 2025

İkinci çözüm süreci.

ile mehmet yüceer

İkinci çözüm sürecinin yanlış başladığını ve bir sonuca varmayacağını bir yıldır yazanlardanım.

Çünkü bu işin içinde olanların amacı çözüm süreci veya Kürt sorunun ( bu sorunun çeşitli adaları var burada bile birlik yok.) çözmek değil kısa veya uzun vadeli siyasi hesaplarının gerçekleştirmek için birbirlerini kullanmak peşinde.

AKP( Akparti ) sayın Erdoğan’ın kalan ömründe tekrar seçilebilmek ve yetmiş yıldır hayalini kurduğu anayasal değişiklikle Kürt sorunun aynı paket içinde çözmek peşinde.

MHP anayasanın ilk dört maddesi ne dokundurmam ,anadilde eğitim yaptırmam diyor Öcalan’ın en son talepleri yenilir yutulur gibi değil.

Eğer MHP Öcalan’ın o taleplerini kabul ederse partide bir tek sayın Bahçeli kalır.

Benim bir akarabam sosyal medyadan sürekli kurt işareti yapıyordu bu olay başladuktan sonra artık o bile işareti bıraktı.

DEMPARTİ ise bu kargaşa içinde ne yapabilirim fırsatçılığıyla herkesi yoklamaya devam ediyor.

Sürekli federasyona benzer veya bağısız Kürdistan çağrışımı yapan açıklamalar yaparak Akparti ve MHP’ yi yoklayıp duruyor.

Öcalan’ın ve Demparti’nin son açıklamaları ne Akparti ne de MHP tabanı tarafından kabul edilmesi mümkün değil.(AKP’nin tabanının %45’nin Öcalan’la AKP’ li milletvekillerinin görüştüğünden haberi olmadığı ortaya çıktı)

Hele bir talep var ki PYD/YPG veya son haliyle SDG silah bırakıp HTŞ güçlerinin emrine girecek demeleri ise tam komedi.

Bunun mümkün olmadığını/olmayacağını ben biliyorsam herkesin biliyor olması gerekir.

O halde bu yola neden çıkıldı bilen varsa söylesin.

Bir kaç olasılık var, ya ağa baba ” Ekonominizi batırırım bu işi bitirin PKK ve Öcalan’la barışın, onların isteklerini kabul edin ” dedi, ya da sayın Erdoğan siyasi istikbali için yeni bir anayasa veya Kürt sorunun çözdüm diyerek tekrar seçilmenin yolunu açmak istiyor olabilir.

Bir de her gün televizyonlarda ” Türkiye bölünüyor” diye feryat eden eski askerler var ki analşılır gibi değil.

Defalarca Kürt milletvekilleri bunu söyledi.

”Bizim İstanbul’dan vazgeçmeye niyetimiz yok.”

O halde Sivas’ın ötesi Kürdistan sınırı olmak kaydıyla Doğu ve Güneydoğu illerinden oluşan bir bağımsız Kürdistan kurulduğunu düşünün batıdaki milyonlarca Kürt iş adamını, işçiyi, sermayedarın malını mülkünü ne yapacaksınız?

Aynı durum Diyarbakır da ben Türküm diyen için de geçerli.

Öyle bir dayatma olduğunda batıdaki Kürtlere ” Mübadele olacak haydi Sivas’ın doğusuna” denilirse ne olacak?

Bundan dolayı ben Kürtlerin %95’nin ayrılmış bir Kürdistan düşüncesine sıcak bakacağını sanmıyorum.

Hani meşhur bir kalıp cümle var ya.

”Kürtler ve Türkler et ve tırnak gibidir, biz tırnağız siz etsiniz sürekli bizi kesip kesip atıyorsunuz.”

Bu cümleyi yıllardır Kürt milliyetçilerinden duyarım.

Oysa ülkenin bazı yerinde Türkler tırnaktır,bazı yerinde diğer etnik kökenden olan insanlar.

Siyasi istikbali için emperyalistlerin ülkeyi bölme projesine destek verenler olsa bile bu ülkenin halkı bölünmeye rıza göstermeyecektir.

45 yıllık PKK terör tarihi ve verilen mücadele bunun canlı örneği olarak ortada duruyor.

Bunu anlamak için HDP’ nin ilk kuruluş programını lütfen okuyun, DEMPARTİ’nin programına bakın bölünmek veya federasyon konusunda bir cümle bulamazsın.

Evet PKK 11.kongresine kadar bölünme veya federatif bir yapıyı savunuyordu.

Ondan sonra HDP kuruldu ve Öcalan ve Selahattin Demirtaş Demokratik Cumhuriyet içinde beraber yaşamayı savundu.

Bu neydi en basit haliyle ben Kürdüm diyen bir yurttaşın çocuğuna Kürtçe isim vermesi, sokağına Kürtçe tabela asılması, Kürtçe kuran basılması, camilerde Kürt nüfusun yoğun olduğu illerde Kürtçe vaaz verilmesi, mahkemelerde Kürtçe konuşmasının önündeki engellerin kaldırılması v.s…

Kısacası özgürlükçü bir anayasa ve herkesin özgürce kendi dilini, dilini, dinsizliğini, örfünü, adetini yaşadığı Demokratik Cumhuriyet. (Özgürlükçü Demokrasi)

İşte en büyük çelişki de burada ortaya çıkıyor.

Sayın Erdoğan 1990 yılından bu yan ” Elhamdülillah ben şeriatçıyım diyen, demokrasi bizim için amaç değil araç” diyen ve şerri bir anayasayla ülkenin yönetilmesine inanan birisi.

Bu anlayışla Demokratik Cumhuriyet, özgürlükçü demokrasi nasıl olacak?

İşte Selahattin Demirtaş Cumhurbaşlanlığı kampanyasında bu fikri savunduğu için her yerden oy aldı ve HDP’ nin en yüksek oy oranına ulaştı.

Bundan dolayı ben bu ülkenin bölünüp parçalanması konusunda siyasal İslamcılar ve bir kısım Kürtçüler olsa bile halkımızın bu fikre sıcak bakacağına hiç ihtimal vermedim hala da vermiyorum.

Çünkü bölünmeye hazır bir ülke ne doğuda, ne batıda, ne kuzeyde, ne de güneyde böyle bir sosyoloji yok.