Kasım 12, 2022

12 kasım Düzce yarın neresi?

ile mehmet yüceer

Bu gün 12 kasım Düzce depreminin yıl dönümü.

Tam yirmi üç yıl geçti.

Hep söyledik, yazdık bu gün için Türkiye’nin en büyük düşmanı deprem.

Yirmi üç yılda depremle ilgili bir şeyler yapıldı fakat istenilen hedefe bir türlü ulaşılamadı.

Çünkü depremle baş edebilmen için mühendislik bilimiyle uğraşanların sırtını sıvazlayacaksın, teşvik edeceksin, yurt dışına kaçırmayacaksın.

Oysa bu kadar uzun yıllar boyunca yetmiş üç bin inşaat mühendisi işsiz duruma düştü.

Mühendislerin meslek odası olan TMMOB ‘la uğraştılar düşman gördüler.

Onların bilimle buluşmasının ve deprem bilimine hizmet etmelerinin önüne ideolojik bariyerler kurdular.

Dünyanın en saygın mühendislerinin yetiştirildiği İTÜ, ODTÜ, BOĞAZİÇİ, YILDIZ gibi üniversitelerde bilimsel eğitim yapan insanlar her geçen gün azaldı.

Dünya ölçeğinde bilimsel sıralamalarda yer alan teknik üniversiteler bu gün adı duyulmaz oldu.

Ondan sonra da diyorlar ki deprem olunca masanın altına gir, cenin ol, kafana yastık al, kirişin altına gir. Hadi canım sende.

Şu istatistiği bilmemeleri mümkün değil.

Kötü bina çöktüğünde enkaz olmuşsa, hele bina sandviç olmuşsa enkaz altında kalanların kurtarılma oranı %2-3 civarındadır.

Yani şunu diyorum bilime düşman olan ülkelerin depremde halkı ölecektir.

Bilimle barışık olan ve sürekli bilimle yatıp kalkan ülkeler ise deprem anında işine devam edecektir.

İşte Japonya örneği ortada.

Bizde olan depremlerde üç dört bin insanımızı kaybederken onlar bu ölçekteki depremlerde naklen yayın yapıp işlerine devam ediyorlar.

En son 2011 yılında 9 ölçeğinde olan depremde tsunami çok büyük can kayıplarına neden oldu.

Ne yaptılar?

Hemen ülkenin Tsunami haritası çıkarıldı.

İşlerini Allaha havale etmeden Tsunami tehdidi altında olan yerleşim alanlarını ya taşıyorlar ya da tsunaminin zarar veremeyeceği hale getiriyorlar.

Bundan dolayı tatbikat yapmayı bırakın, bilime kulak verin, bilimsel çalışmaları engellemeyin, bilimle uğraşanları teşvik edin, ideolojik saplantılarınızdan kurtulun ve sağlam binalar yapın.

Sağlam binalar yaparken de ”Ben ne kazanırım” yerine halk ne kazanır onu düşünün.

Sonuç olarak bilime ve mühendislik bilimine değer vermeyen bir ülke haline geldiğimiz için 5.5 ölçeği üzerinde olacak her depremde can kayıplarımız olacaktır.

Hala özellikle İstanbul’da binalarımızın büyük çoğunluğu depreme dayanacak durumda değil.