Adı güzel, kendi güzel Muhammed…
U21 milli takımımız 2023 yılı Avrupa şampiyonasına gidebilmek için ilk maçını Bursa’da Belçika ile oynadı ve üç sıfır kaybetti.
Yaklaşık elli yıldır futbol, voleybol, basketbol, güreş ve özellikle yağlı güreş ve sporun her alanını takip ederim.
Amerika NBA basketbol ligini, İngiltere, Almanya ve İspanya liglerini sıkı takip ederim.
Fatih Terim’i zerre kadar sevmeyen bir G.Saray taraftarıyım.
F.Terim’in de, Şenol Güneş gibi bilimsel futbolun dışına düştüğüne inananlardanım.
Fatih Terim’in başarılarının kendiyle ilgili olmadığını ve hangi şartlarda başarılı olduğunu en az dört tane makaleyle kendime göre anlattım.
Şenol Güneş’in iyi bir hoca olmadığını kendi internet sitemde daha önce yazdım.
Bu yazının konusu onlar değil.
Dün akşam U21 milli maçını izliyorum 56 .dakikaya geldik bir sıfır yenik durumdayız.
Takım bastırıyor ve goller kaçıyor.
56. dakikaya geldik Belçika kalesini çaprazdan gören ve otuz metre mesafeden duran top, serbest atış kazandık.
Topun başında Fenerbahçeli Muhammed var.
Buraya kadar her şey normal.
Maçı naklen yayınlayan A haber spikeri adı nedir, kimdir merak bile etmedim aynen şöyle diyor.
”Topun başında Muhammed, adı güzel kendi güzel güzel Muhammed o topa sen vurursun ve gölü atarsın.”
Coşku, hamaset en üst düzeyde.
Her neyse çocuk haddini biliyor, topu doğrudan kaleye vurmak yerine ortayı yaptı Belçika defansı topu çıkardı.
Aradan on beş dakika geçti spikerin çok şey yüklediği adı güzel, kendi güzel, güzel Muhammed orta sahada topu kaptırdı ve Belçika ikinci golü atıverdi.
Orada maçı bıraktım izlemedim.
Sonra baktım üç sıfır yenilmişiz.
Ne oluyoruz arkadaş bu çocuğun adı Muhammed oldu diye otuz metreden gol atmasını beklemek, adının güzelliği üzerinden peygamber mucizeleri beklemek ne zamandır futbol kuralları içine girdi?
Bu spiker bilmez mi?
O topun ağırlığının 450gr, çevresinin 70 cm olduğunu yer çekimi ve serbest atış kanunlarının top içinde geçerli olduğunu otuz metreden kaleye sokma işinin o kadar da kolay bir iş olmadığını.
Ne oluyoruz?
Nereye gidiyoruz?
Tamam siyaset boğazına kadar dinci bir yapıya büründü, sıra diğer alanlara mı geldi?
Yağlı güreşleri takip edenler bilir.
Kırkpınar çayırı için ”dualı çayır” denir.
Bundan esinlenerek ülkenin her yerinde yapılan güreş çayırlarının adı oldu dualı çayır.
Ne oluyoruz?
Dualı çayırlar, dualı salonlar, dualı futbolcular, adı Muhammed oldu diye o güzelim çocuğun otuz metreden gol atmasının mucizesini isminde dolayı aramak.
Ne oldu bize?
Eğer başarılar duayla gelecekse, her takımın başına bir antrenör bir de imam atayalım.
Hatta olmadı U21 hocası Tolunay Kafkas’a söyleyelim ilk on birin tamamını on bir Muhammed ile kursun.
Nasıl olsa Türkiye liglerinde on bir tane Muhammed adında futbolcu bulunur.
Bunları görünce derdimiz din, iman, inanç değil, her alanda bilimden ve bilimsel akıldan kopuyoruz.
Bu gün futbol bir bilim dalı, artık futbolun her alanında bilim var.
Antrenmanlar bile artık dronlarla yapılıyor.
Her futbolcunun vücut şartları, DNA’sına kadar incelenip başarılı olmasının hangi bilimsel müdahaleyle, gıdayla, antrenman modelleriyle olacağı araştırılıyor, uygulanıyor.
Bütün bunları yok sayıp dualı çayır, dualı top sahası çocuğun adı Muhammed diye ondan mucizeler beklemek kafası futbuluda, sporuda bitirecek kafadır.
Sovyetler birliği dağılmadan önce Doğu Almanya yüzücülerinin müthiş başarıları konuşuluyordu.
Başarıyı sosyalist yönetimin disiplinli çalışmasın bağlayanlar vardı.
Belki de haklıydılar ama sonra bir olay tespit edildi.
Doğu Alman hocalar, yüzücüler havuza giderken, yüzücülerin makatlarından hava bastıkları bundan dolayı yüzücülerin su yüzünde daha kolay kaldıkları ve suya daha az battıkları için daha kolay mesafe katettikleri tespit edildi.
Bu doping midir, değil midir tartışmaları yapıldı.
Yani adamlar bundan kırk yıl önce başarı için nelerle yola çıktıkları halde biz hala adı Muhammed diye güzelim çocuklarımızdan mucizeler bekleyen futbol anlayışıyla bu yüzyılda yol almaya çalışıyoruz.
Şimdi bunu yazdım diye ya ne var bunda diyenler olacaktır.
Beyler her alanda bilimden ve akılcı eğitimden ve de analitik düşünmeden kopuyoruz.
bu ülkede felsefe yasaklandı, Felsefe olmadan bilim olmaz, analitik düşünce olmadan ne kalkınma olur ne de futbol.
Bakın şu anda belli alanlarda başarılarımız var, eğer bu kafalar yani dinci kafalar sporun başarılı olduğumuz alanlara girdikleri anda bu başarılar bitecektir.
Çünkü nerede olursan ol bilimsel düşünmediğin sürece başarının duayla veya başka ulvi bir takım düşüncelerle geleceğine inanıyorsak yanılıyoruz.