AKP bunu da başardı. Kediler köpekler ve veba salgını.
Dünyadaki doğal denge canlıların azalması veya çoğalmasına bağlı olarak değişmektedir.
Avrupa orta çağında kilisenin kedileri ve kadınları cadı diye suçlaması sonucunda kediler şehirlerde özgürce yaşarken toplandı ve yakıldı.
Bir süre sonra kedilerin olmayışını fırsat bilen fareler şehirleri işgal etti.
Bir süre sonra da veba salgını Avrupa’yı kasıp kavurdu.
1315- 1317 yılları arasındaki veba salgını nüfusun üçte birini yok etti.
Bu sırada Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi olduğunu söyleyen ve cennetin anahtarını satan papazlar vebanın Allah’ın bir cezası olduğunu söylemeye başladılar.
Kilisenin ve papazların bu salgını önleyeceğine dair sözler verdiler.
Bir süre sonra papazlarda vebadan kırılınca halkın papazlara karşı olan güveni sarsıldı.
Hıristiyanlığın ve papalık kurumunun veba salgınına çözüm bulamadığı gibi onların da vebadan ölmesi kiliseye ve dine olan inancı derinden sarstı.
Bu konu çok derin ve uzun bir konu.
Bunun neden hatırlattım?
Ülkemizde köpek ve kedilerin toplanması ve topluca katledilmesi görüntüleri bunu bana hatırlattı.
Ülkemizde yüz yıllardır hayvanlar özgürdür.
Tarım toplumunda köpekler kediler vazgeçilmez dostlardır.
Kentleşmeyle birlikte bu dostluk sağlıklı kurulamadı.
İşte hayvanların varlığında doğadaki denge fare, kedi, köpek, akrep, yılan, çıyan, kene arasında bir denge içinde giderken kedi köpek katliamından sonra fareler şehirleri işgal edecektir.
Kanalizasyonlar, parklar ve caddeler milyonlarca fare tarafından özgürce kullanılacaktır.
Gece şehri istika etmek için hazır bekleyeceklerdir.
Bunun sonucunda nasıl ki Avrupa vebadan kırıldıysa bozulan bu denge içinde bir çok hastalık ülke insanını tehdit edecektir.
Bunun en güzel örneği benim memleketim olan Tokat ve Yozgat yöresinde kuşların ve kekliklerin yok olmasıyla keneden kaynaklanan Kırım Kongo kanamalı hastalığının her yıl onlarca insanı öldürmesi gibi.
”Yaparsa AKP yapar” mantığı içinde AKP bunu da başardı.
Önümüzdeki yıllarda şehirlerde milyonlarca insan fare, kene, yılan, çıyan ve zararlı haşaratların tehdidi altında olacaktır.
İnsanımız bu canlılardan kaynaklanan her türlü hastalığın tehdidi altında olacaktır.
Hani büyük şair yurtsever Nazım Hikmet demişti ya…
” Onlar ümidin düşmanıdır,
Sevgilim,
akar suyun, meyve çağında ağacın,
Serpilip gelişen hayatın düşmanı,
çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına,
sana düşman düşünen insana düşman,
vatan ki bu insanların evidir,
sevgilim onlar vatana düşman. ”