Altmış önceye bir bakış.
Ülkenin bu gün geldiği noktaya bakıyorum.
Çocukluğumda yani bundan tam altmış yıl önceyi hatırlıyorum.
Tokat’ın bir köyünde köyde elektrik yoktu.
Otomobil gelmiyordu çünkü yol yoktu.
Doktor mu?
”O da ne ki” durumundaydı.
İşte bu ortamda insanlar çaresizlikten, bilimin ürettiği ilaçtan, doktordan, kitaptan, kalemden, okuma yazmadan uzak olduğu için tek sığındıkları yer vardı.
Din ve dinin ürettiği hurafaler.
Örneğin köylünün hayvanı kaybolduğunda Ömer amcaya gidilir bıçak okutulur ve okunmuş bıçağın ağzı kapatılırdı.
Bu durumda kurtların ağzı duayla kapatılmış olurdu.
Çocukların kulakları ağrıdığında sıcak eşek bokunun suyu kulağa sıkılırdı.
Yüzde yara çıkarsa Osman emmi tükürürdü.
Psikolojik sıkıntıları bunalımları olanlara ise başka köylerde adı çıkan derin hocalar! muska yazardı.
Başı ağrıyan midesi bozulana derin hoca kadınlar okur üflerlerdi.
Ağrı geçmezse bir kazan su kaynatılır çocuklar sıcak suya sokulurdu.
Attan eşekten veya ağaçtan düşen görünürde yarası beresi olmayan ama ayağa kalkmakta zorlananlara ise bir inek kesilirdi.
Hasta İneğin kanlı sıcak derisinin içine sokulurdu.
Sonra ne olurdu burada yazmayayım mideniz kaldırmaz.
Çocuk doğurmayan kadınlar ve doğuramayan (kısır) inekler aynı yere giderdi.
Hasan emminin harmanının kenarındaki delikli taşın etrafında inek ve kadın dolandırılır taşın başındaki çukura gönülden kopan hediyeler konurdu.
İnek ve kadın doğurursa taşın kerameti ortaya çıkardı.
Kadınlar doğurma zamanında ya doğururdu doğuramazsa ölümden başka gideceği bir yer yoktu.
Köyde bazı kadınlar doğuma yardım ederdi.
İşte bu anlayışların birçoğu bilim ve teknoloji sayesinde terk edildi.
Bu gün bu geleneklerin ve çağ dışı uygulamaların bir çoğu da dincilik sayesinde 2024 yılında hala devam ediyor.
İşte bu anlayışa karşı gelmenin dine karşı çıkmak gibi algılayan bir nesilde yetişti.
Doktor ve bilim yerine tam altmış yıl önceki akıl dışı yöntemler insanların psikolojik ve fizyolojik sorunlarına çözüm diye sunuluyor.
Muska hala var.
Hatta topçuların, güreşçilerin boynunda görüyoruz.
Hala sülük, hacamat ve duayla insanları iyileştirdiğini söyleyen sahte dinciler ortalıkta dolanıyor.
Peki bilimden, akıldan, teknolojiden ve çağdaş tedavi yöntemlerinden yana olması gereken devlet nerede?
Devlet maalesef gericilerin ve çağ dışı yöntemleri savunanların işgali altında.
Bu kafayla müreffeh olacakmışız çağdaş ülkelerin üzerine çıkacakmışız.
Hadi canım sende…
Hayal kurmaya ve kandırmaya dinle , dincilikle, tarikatlarla aldatmaya devam.
Bu ülkeyi bu hale getirenlere yazıklar olsun.