Kasım 10, 2021

Atatürk ölmedi ki anayım.(Alıntı)

ile mehmet yüceer

Dünyada bir liderin ölüm yıl dönümünde anıldığı, hayatın durduğu tek ülke Türkiye olmalı.

Başka bir örneğinin de olduğunu sanmıyorum.

Bu durum zorla yapılan bir işte değil, halkın Atatürk’e olan sevgisinin kendiliğinden ortay çıkmış bir çığlığı.

Atatürk yaşarken de, öldükten sonra da değişmeyen bitmeyen tek düşmanı vardı onlar da dinciler,şeriatçılar ve siyasal İslamcılar.

Elbette ki ülkenin milyonlarca dindar insanı da Atatürk’ü çok sever saygı duyar.

Yani burada dindarlıkla, dinciliği anlatacak halimiz yok herkesin bildiği kanaatindeyim.

Bir de Atatürk’e sonradan yani ölümünden sonra düşman olanlar var.

Onlar Atatürk’ü ve devrimlerini cılız, zayıf bulan kesimler var ki bunlar batı kaynaklı liberaller ve Marksist solcular.

Bu düşünceyi Jean Paul Roux’da ‘Türklerin Tarihi ‘ adlı kitabında dile getirir.

Bunların tamamını da aynı kefeye koymak mümkün değil.

Liberallerin Atatürk’ü küçük görmelerinin nedeni olarak ABD’ nin serbest piyasacı acımasız kapitalist düzenini tam benimsememiş olmasına ve karma ekonomi dediğimiz o zamanın Sovyetler Birliği’nden esinlenerek hatta ortaklık yaparak devletçiliği hiç terketmemiş olmasına yorumlarlar.

Yani 1920′ li yıllarda Atatürk isteseydi kendisini padişahta ilan edebilirdi, isteseydi sosyalist bir düzende kurabilirdi.

İşte bundan dolayı liberaller Atatürk’ün bu fırsatı kaçırdığını ve tam liberal bir ülke kurmayarak ve devletçi damara ağırlık vererek serbest piyasacı ekonomik yapının vermiş olduğu fırsatları kaçırdığını söylerler.

Marksist solcuların Atatürk’ü küçümsemesinin nedeni olarak Lenin ve Sovyet’lerin Kurtuluş savaşında vermiş olduğu çok büyük desteğin (silah, para altın yardımı) tek sebebinin Türkiye’nin Sovyet’lerle ele ele verip sosyalist bir yönetim kurmasını beklediğini, Atatürk’ün ise bu beklentiyi boşa çıkardığını sosyalist düşüncenin ürünü olan devletçiliği benimsediğini ama liberal düşüncenin ürünü olan özel sektöre de sarıldığını söyleyerek onun sosyalizmin çok büyük erdem olduğunu göremeyecek kadar dar görüşlü birisi olduğunu söylerler ve küçümserler.

Bir de, Sabahattin Ali’nin öldürülmesi, Nâzım Hikmet’in hapse atılması, Mustafa Suphi ve arkadaşlarının katledilmesi (İttihat Terakki damar) ve 1938′ e kadar ve daha sonra da Kemalist’lerin Marksist sol akımların örgütlenmesine fırsat vermemesine kin tutarlar.

Bu tahliller uzun uzun yapılabilir.

Her neyse oldu, bitti geldik 2021 yılına.

10 Kasım mesajlarına bakıyorum.

Fırtınalı denizlerde dalgalarla boğuşan gemi kapatanları gibi pemperişan, bitkin, çaresiz vaziyette limana dönmüşler hemen hemen hepsi Atatürk limanına sığınmış görünüyorlar.

Yirmi yıldır, aslında yetmiş yıldır siyasal İslam’ın ve şeriatçının karşısında dik duramayan ona karşı yeni argümanlar geliştiremeyen ne kadar liberal, liberal solcu, Marksist solcu varsa hepsi Atatürk limanına sığınmış görünüyorlar.

Neymiş beyler, Atatürk döneminde yaşayan Lenin, Stalin, Mussolini, Hitler, Enver Hoca, Mao gibi liderlerin hem kendileri, hem de fikirleri ölmüş, gitmiş, bitmiş ama Atatürk hâlâ yaşamaya devam ediyor.

Bundan dolayı yüz yılın en büyük lideri, devlet adamı, fikir adamı, bilim adamı Atatürk’tür.

Bugün aydınlanmanın en büyük öncüsü ve yol göstericisi de Atatürk olarak yaşamaya devam ediyor.

Hani birisi demişti ya, çok güzel de demişti ‘Atatürk ölmedi ki anayım.’