Ekim 22, 2024

”Bebek katili ! ” oldu barış güvercini…

ile mehmet yüceer

1979 yılından bu yana ”Barış, barış, barış…” diyenlere etmediğiniz hakaret kötülük kalmadı.

Binlerce insan faili meçhul cinayetlerin kurbanı oldu.

On binlerce insan hapislerde süründürüldü.

Sayın Bahçeli’nin bu günkü çıkışı 1979 yılında yapılsaydı ve barış sağlansaydı ülke ulusal geliri 35.000 dolar seviyesinde, mutlu, mesut bir ülke olacaktı.

Doğu ve Güneydoğu illerinde refah düzeyi yüksek kentler olacaktı.

45000 kişi sivil asker ölmemiş olacaktı.

Ülkenin kaynakları savunma sanayine değil eğitim sağlık ve kalkınmaya ayrılacaktı.

Şimdi Bahçeli ne diyor?

Kısanın kısası… ”APO GELSİN MECLİSTE KONUŞSUN.” (Özellikle büyük harflerle yazdım.)

”Bebek katili!” oldu barış güvercini…

Dün bu konuşmayı Bahçeli dışında kim yapsa bu gün hapisteydi ve linç edilmişti.

Ben hala anlayamadım.

Neden Bahçeli bu duruma geldi ?

Neden Bahçeli bu iş için seçildi?

Ne oldu?

Bahçeli’nin başına taş mı düştü yoksa ABD Orta Doğu’da başımıza yeni bir çorap mı örüyor?

Ne olacak hep beraber yeni bedeller ödeyerek göreceğiz. ( Çünkü mevcut yönetimin bu süreci ülkeyi sıkıntıya sokmadan yürütebileceğine zerre kadar inanmıyorum.)

Ama oyun çok hızlı başladı ve birilerinin gene canı yanacak.

Ne diyelim, ey Bahçeli sen neymişsin be abi …
——————————
Bunlar olurken daha evvel bir kere daha yazdığım bir fıkrayı tekrar yazmayı uygun gördüm.

Köyün ağası ile marabası, at arabasına binmişler, birlikte şehir merkezine gidiyorlar.

İki atın çektiği araba toprak yolda tangur tungur giderken, arabayı çeken atlardan biri bokunu yapıyor.

Ağa muzur, canı eğlenmek istiyor.

Marabasına, “Sana bir teklifim var” diyor… 

“Şu öküzlerin pisliğini yersen, bu arabayı sana hediye edeceğim.”

Garip maraba bir süre düşünüyor…

At arabası O’nun için bir servet…

İniyor arabadan, atların henüz çok taze olan dışkılarını eline alıp yiyor…

Ağa sözünü tutuyor.

“Araba artık senindir” diyor.

 Kasabaya varıyor, işlerini görüyor, dönüşe geçiyorlar…

Ağa pişman…

Yolun ortasında yine marabasına dönüyor, “Ben arabayı sana verdim ama pişman oldum.

Şimdi sen bana geri vermek için ne istersin ?” 

O sırada atların pislediği yere gelmişler.

Maraba arabanın sahibi ama onuru kırılmış, ağzının içi bok tadında.

O da yaptığına pişman…

Ağa’dan bu teklif gelince, “Ağam sen de yerdeki bokun geri kalanını ye, arabayı sana geri vereyim”

Ağa arabadan iniyor…

Artık kurumaya yüz tutmuş at dışkılarını alıp ağzına atıyor.

Maraba arabayı geri veriyor.

Ağa ve maraba köye geliyorlar…

Tam arabadan inecekler, maraba Ağası’na dönüyor:

“- Ağam, giderken bu araba senindi, döndük, bu araba yine senin…

İyi de biz bu boku neden yedik ?”