Nisan 20, 2023

Farkedilmek.

ile mehmet yüceer

Çetin Altan henüz hidayete ermediği ! günlerde kitaplarını ve yazılarını çok beğenerek okuduğum bir yazardı.

Bir yazısında demişti ki ” Ben okullarımı yatılı okudum ve ana baba şefkatinden uzak yaşadım. Yazar olmamı ve yazı sevdamı da buna bağlıyorum. Çok yazıyorum çünkü beni farkedin, beni beğenin duygularım beni yazar olmamın ana nedeni”

Elbette yazarların tamamından bir tanesi bile bu tarif içinde değilse bu yaklaşımı genelleştirmek ve bütün yazarları aynı kategori içinde değerlendirmek mümkün değil.

Böyle de olsa benim tanıdığım, bildiğim yazan ve yazmayı bir aşk ile devam ettiren bir çok insanın bu tarife uyduklarını biliyorum.

Yani o insanlar farkedilmek, ilgi görmek, ben senden farklıyım demek istiyorlar.

Bu duygular çocukluklarından gelen bir çok yaşanmışlığın sunucunda oryaya çıkan bir durum da olabilir.

Şöyle de düşünülebilir, milyonlarca insan sevgi, şefkat ve de özellikle ana baba sevgisi görmeden büyüdüğü halde neden yazar değiller, neden farkedilmek istemiyorlar da diye de sorulabilir.

Elbette onların yaşamında da farkedilmek ve o duygularının sonucunda ”beni görün” dedikleri hamleleri ve ilikşleri olabilir.

Arkadaşlık, dostluk, evlilik, sosyal ilişkiler de ”ben buradayım, beni görün” deme duygularının yansıması değil midir?

Yani şunu diyorum her insan farkedilmek ister, ilgi, alaka, sevgi ister.

Sevgisiz, ilgisiz büyüyen çocukların kupkuru tarla gibi yaşadıklarını da biliyoruz.

Bu tür çocukların bunu kapatabilmek için daha hırslı ve daha çalışkan olduklarını da biliyoruz.

Sürekli ülkenin siyasetindeki kısır döngüler içinde dolanıp duruyoruz.

Biraz da siyaset dışında aklımızdan geçenleri yazalım dedik.

Ben mi?

Evet ben de herkes gibi farkedilmek isteyenlerin içindeyim.

Elbette çok özele girmeyeceğim ama bizim kuşağımızın anaları babaları yoğun yaşam koşulları içinde sevgi ve şefkatten uzak yaşamak zorunda kaldılar.

Ayrıca eğitimsiz olmalarından dolayı yaşam içindeki zorluklar karşısında çoğu zaman dik duramadıklarını da biliyorum.

Çünkü eğitimsizlik ve bilgisizlik ister istemez onların korkularına, kaygılarına ve de akıl dışı alanların girdabına kapılmalarına da neden olmaktaydı.

O neslin ana babaları bu yoğun yaşam içinde çocuklarını farketmeleri de mümkün değildi.

Elbette istisna vardır ama genelde 1950′ li yıllarda doğanların yaşam koşuları bu güne göre daha zordu.

Elbette bu gün de zor ama o günlerin zorluklarıyla bu günlerin zorluklarını aynı masaya koyup irdelemekte doğru sonuçlar vermeyeceğini de biliyorum.