Bilime inandım, aşı oldum.
İlk aşı 1796 yılında geliştirildi.
Çok bilgiliyim havası yaratmamak ve bilgi görgüsüzü olmamak her konuya maydanoz oluyor demeyesiniz diye aşı tarihini yazmadım, aşı tarihine internetten bakabilirsiniz.
Çünkü benim bildiğimi sadece ben bilmiyorum, bilgiye ulaşmak artık herkesin parmağının ucunda.
Elbette bilmek isteyenler için, inanmak isteyenlerin bilmek gibi bir dertleri olmadığını da biliyoruz.
Bu gün üçüncü doz Biontech aşıyı eşimle birlikte olduk.
Aşı için gittiğimizde, ”Altı kişiyi tamamlayana kadar bekleyeceksiniz” dediler.
Kayıt yaptırdık, ikiyi yakaladık.
On dakika içinde dört kişi daha geldi, altı kişi bir asansöre bindik iki kat yukarı çıktık.
İsim sırasına göre aşımızı olduk.
Aşıyı yapan sağlık görevlisi ”Bir gün duş almayın, suya girmeyin iki gün de alkollü içki içmeyin” dedi.
Bu mesajı duyunca göz önünde olan tanınmış bir prf.’un ”Aşıdan sonra yıkanabilirsiniz” demesi aklıma geldi.
Dakka bir çelişki bir.
Şimdi ne yapacağız?
Bu sıcak günde yıkanmayacak mıyız?
Evet sağlık memurunu dinleyeceğiz ve bu gün yıkanmayacağız, suya girmeyeceğiz.
Aşı olduktan sonra sağlık memuru ”Acilde on beş dakika bekleyin ondan sonra gidebilirsiniz” dedi.
Okey, ona da uyduk.
Aşı konusu bildiğim bir konu değil, sadece duyduklarımdan okuduklarımdan çıkardığım bir sonuç var.
İki yüz yıllık aşı tarihinde eğer çiçek, kuduz ve diğer bulaşıcı hasatlıklar için aşılar olmasaydı, belki de bu gün insanlık olmayabilirdi.
Her dönem aşı ve ilaç karşıtı olanlar olmuş.
Kuduz ve çiçek aşısında daha çok dindar çevreler ve kilise aşıya karşı çıkmış.
Bu gün ise ülkemizden yola çıkacak olursak, dindar kesimin bir kısmı aşı karşıtı.
Yirmi üç milyon insan hiç aşı olmamış.
Aşı olmayan kesimin büyük çoğunluğunun da dindar ve tarikat etkisinde olan dinci sosyal karmanlar olduğu kanaatindeyim.
Bu konuda henüz bir çalışma ve bilimsel bir sonuç olmamasına rağmen çevreme baktığımda aşı olmayanların ve aşıya karşı çıkanların eğitim seviyesi düşük ve dindar insanlar olduğunu görüyorum.
Bu gözlemi genelleştirmek mümkün değil ama hiç aşı olmayan yirmi üç milyon insana şunu demek gerekiyor.
İki yüz yıldır aşı yüzlerce yıldır da ilaçlar var.
Bu süre içinde aşılar ve ilaçlar sayesinde insanlık ömrünü uzattı, hastalıkların insanları öldürmesinin önü kesildi.
O halde yirmi üç milyon insan aşı olmuyorsa, hastaneye de gitmesin, ilaç içmesin, ameliyat olmasın.
İlk çağ ve orta çağ da olduğu gibi doğaya kendisini teslim etsin doğal seleksiyon ile baş başa yaşasın.
Ortalama ömrü de otuz yıl olsun.
Bunu mu istiyorlar?
Sonuçta bu ülkenin saygın bilim adamları var, saygın ve bilime inanan tabipler odası var.
Bunlar aşı olun diyorsa ben aşı olurum.
(Bu arada Soner Yalçın’ın ”Kara Kutu” kitabını da okuduğumu belirtmek isterim.)
Ayrıca on beş yıldır başım sıkıştığında danıştığım, her yıl bir kez gittiğim doktorum Prf. Sabahattin Umman 3. doz Bionech aşıyı olmamı önerdi.
Bu durumda yirmi üç milyon insana aşı olmayın diyenler kimler?
Esas sorun burada.
Bir siyasi parti ve STK bile yirmi üç milyon insanı bir noktaya yönlendirmesi kolay değil.
O halde bu insanları ”Aşı olmayın” diye inandıran yapı ve anlayış nedir?
Bunun araştırılması ve cevabının bulunması gerekiyor.
Ayrıca her konuda fikri olan ve açıklama yapan sayın Erdoğan’ın aşı olmayanlar konusunda suskun olması da bana ilginç geliyor.
Bu konuda açıklama yapmıyor olması belli tarikatları ve aşı karşıtı olan dindar kesimleri karşısına almamak için olabilir mi?
Çünkü ülkemizde her şey oy olduğuna göre bu kadar çok insanı karşısına almak istememiş olabilir mi?
Sonuç olarak insanlığın bu güne gelmesinin ve sağlıklı bir yaşamın öncülüğünü bilim, bilim insanları ve tıp yaptığına göre ben bundan sonra da bilime ve bilimsel kafayla yetişmiş tıp adamlarına kulak vermeyi öneriyorum.
Bundan dolayı aşımı oldum.
Ölürsem de bilimsellik yolunda, bilimin önerdiği bilerek inandığım bir konudan dolayı ölmeyi tercih ederim.
Aşı karşıtlarına söyleyecek bir söz bulamıyorum.
Ancak şunu diyebilirim, isteyene ölüm de şifa…