Ekim 17, 2021

Bu günler iyi günler.

ile mehmet yüceer

1987 yılında mühendislik ofisimde işini yaptığım bir müteahhit demişti ki, ” Mühendis bey sendeki bilgi ve diploma şu an benim olsa bütün malımı, mülkümü veririm. ”

O günlerde çok gencim adamın böyle söylemesine bir anlam verememiştim fakat o adamın böyle söylemesini de hiç unutamadım.

Bu konuşmadan birkaç ay sonra kendisi, ortağı, hamile gelini ve oğluyla birlikte trafik kazasında öldü.

Elbette çok acı bir durumdu ne onu, ne de onların ölümlerini hiç unutamadım.

O yıllarda insanınızın yani okumamış olanların okuyan bilen veya bilimle uğraşan insanlara çok büyük saygısı vardı. O günlerde mühendisin, mimarın, doktorun hem maddi hem manevi bir saygınlığı vardı.

O günlerden bu günler geldik.

Bugün yetmiş beş bin inşaat mühendisi işsiz.

İşim var diyenlerin birçoğu yirmi bin lira civarında aylık almak yerine, üç dört bin lira aylıklarla şantiyelerde çalışıyor.

Çünkü saray iktidarı son yirmi yılda planlamayı sıfırladı, ülkenin yıllık ne kadar inşaat mühendisine ihtiyacı var konusuna hiç kafa yormadan apartman katlarında mühendis, mimar okutur oldu.

Üniversite diye açılan yerlerde okutman/eğitmen olarak görev yapacak akademisyen olmadığı için lise düzeyinde bilgisi bile şüpheli eğitmenler görev yapmaya başladı.

Son on yılda verilen doçentlik ve profesörlük ünvanı olan kişilerin yüzde yetmişinin bilimsel bir eseri, kitabı , makalesi olmadığı, dil bilmediği yazılıyor konuşuluyor.

Hatta ergin, bilgili Prf. İber Ortaylı gibi hocalar bir yönetim değişikliğinde bu kişilerin ünvanlarının iptal edilmesi veya yeniden eğitime ve sınava sokulması gerektiğini konuşuyorlar.

Sonuçta geldiğimiz yerde ülkenin her alanında eğitimi batırdılar ve ülke tam bir bilimsizlik çölüne çevrildi, cehaletin cennet bahçesi yapılması yolunda hızla ilerliyoruz.

Bunu hep yazdım artık yeni moda, çile çekip binlerce kitap okumak, dil öğrenmek, kitap yazmak , bilimsel makaleler yayımlamak yerine yerine bir kitap oku, sakalı bırak, kravatı at sen en makbul adam oluveriyorsun.

Şimdi bunu böyle söyleyince muhalif olmak gibi algılayan ve sitem eden dostlar oluyor.

Elbette bir fikre, iktidara muhalif olmak yanlış, eksik bir duruş değil.

Durum bu, bu durumun tersi bir durum varsa lütfen yazın öğrenelim.

Yani bu anlayış kısaca saray iktidarı bilime, felsefeye, Darwin’e düşman bir görüntünün sahibi oldu.

Yani ülkenin bütün okullarında dinci, şeriatçı veya dindar/kindar nesillerin yetişmesi için elinden geleni yaptı.

Peki bu işin sonu ne olacak?

Bugünkü ölçülerde bilimsel eğitimden ve seküler yaşamda kopan nesillerin sonu cehaletin ve sefaletin kör kuyusu olacaktır.

Bu ülke, bu kafalardan ve yönetim biçiminden geriye dönemezse sonu Afganistan , İran , Irak, Sudan en iyi tahminle Endonezya gibi bir ülke olacaktır.

Bugün halk ” Durumum kötü, geçinemiyorum ” diye şikayet ediyor ya, gelecek günlerde bu günler için ” Çok iyi günlermiş ” diye anlatılacak bundan emin olabilirsiniz.