Temmuz 23, 2024

Bu ülkenin en büyük sorunu ekonomi değil onun arkasına gizlenen dincilik ve ırkçılıktır.

ile mehmet yüceer

Dünyanın başına bela olan ve insanlığı sürekli acılara sokan en önemli iki hastalık var.

Birincisi dincilik ikincisi ırkçılık.

Peki böyle olmasına rağmen neden bu iki hastalıktan dünya yüz yıllardır kendini kurtaramıyor?

Örneğin korona diye bir virüs ortaya çıktı bütün dünya ülkeleri seferber oldu ve bu virüsle baş edecek aşılar üretti.

Oysa korana virüsünden daha tehlikeli olan ve milyonlarca insanın ölümüne sebep olan ırkçılık hala insanlığın arasında tutunacak dallar bulabiliyor.

Irkçılık her ülkenin sosyal ve siyasal şartlarında üreyebiliyor.

Bizim ülkemizde ırkçıların MHP ve BBP de üstlendiği son zamanlarda Zafer Partisinde yuvalandığını biliyoruz.

Oysa insanın doğuşundan itibaren yaşamış olduğu ırk onun istemiyle ortaya çıkan bir durum değil.

Bütün bu bakış açısı içinde insanlığın ne olursa olsun hangi ırktan olursa olsun ayırt etmeden sevmek varken neden saçma sapan dar alanlara kendilerini hapsederler.

Anlamak mümkün değil.

Yani her çiçeğin ve farklı renklerin olduğu bir bahçe yerine tek bir çiçeğin olduğu bahçeyi talep etmek gibi bir durum.

Dincilik ise ilk inançların ortaya çıktığı günden bu yana insanlığın başının belası olmuştur.

MÖ 4000′ de başlayan Sümerlerde çok tanrılı inançlar arasında senin tanrın benim tanrım daha iyi tartışmaları olmuştur.

Bu tartılmalardan ve kavgalardan da mitolojik masallar ortaya çıkmıştır.

Destanlar yazılmıştır.

Gılgamış destanı gibi.

İşte tek tanrılı dinlere geçildikten sonra Yahudi, Hıristiyan, Müslüman tam üç bin beş yüz yıldır dincilik hastalığı yüzünden birbirlerini katlederek bu günlere geldiler.

Ayrıca bu dinlerde kendi içinde ki mezhep ve tarikat çatışmalarıyla birbirlerini boğazladılar.

Uzay çağına girdiğimiz bu günde aynı ilkel duyguların egemen olması ve hala taraftar bulması şaşılacak bir durum olarak orta yerde duruyor.

Dünyanın çeşitli noktalarında dinciler kendi içinde veya karşı taraf dincileriyle tıpkı üç bin yıl önce olduğu gibi katliam yapmaya devam ediyorlar.

Bu gün bu ülkenin en büyük sorunu ekonomik kriz değildir.

Çünkü ekonomik kriz üç yıl beş yıl sonra bitebilir.

Çözüm reçeteleri de mümkün.

Oysa bizim ülkemizi içten kemiren yok eden dincilik ve ırkçılık en büyük tehlikedir.

Mevcut tek adam rejimi de bu iki tehlikeden beslendiği için ve sistemini bunlar üzerinden kurduğu için ülkenin uçuruma gittiğini önemsemez durumda.

Çünkü ülke uçuruma gittiğinde onların uçacak ve ülkeden gidecek onlarca uçağı helikopteri hazır.

Eskiden bu konulara duyarlı bir devlet aklı vardı o aklıda dinciler ve ırkçılar ele geçirdiği için Demokratik Laik Demokrasi ve Cumhuriyet koyu bir ırkçı-şerri rejime doğru evrilmeye devam ediyor.

İşte bu gün bu ülkenin aydınları, CHP, DEMPARTİ sosyalistleri, komünistleri, liberalleri, Kemalistleri, Atatürkçüleri İran da ki demokratik kitle örgütlerinin yaşadığı dramı yaşamamak için bu tehlikeye karşı ulusal bir karşı cephe oluşturmak zorundadır.

Oysa CHP bu karşı cepheyi kurmak yerine dincilerle ve ırkçılarla geçmişte Millet İttifakı adı altında bir birlik kurdu ve TBMM’ ne dincilerin işine yarayacak adamları sokuverdi.

Maalesef dincilerin ve ırkçıların karşısındakiler hala bu tehlikenin farkında olmadığı gibi o tehlikeden medet umar tavırlar içinde olmaya da devam ediyorlar.