Cemal Arığ anısına.
Cemal Arığ’la 1984 yılında Elazığ İnşaat Emlak Müdürlüğüne benden bir devre sonra askerlik görevini yapmak için gelmesiyle tanıştım.
Ben 26 yaşındaydım o da 24.
O günden öldüğü 29 Ekim gününe kadar çok sık olmasa da ilişkimiz hiç bitmedi.
2010 yılında yazdığım kitabımın editörlüğünü yaptı, kapak karikatürünü çizdi, ve de kitabın adını o koydu.
Kitabın içinde bir yerde hamam işçileriyle yapılan bir diyalog var.
Ben liseye gidiyorum, babamın hamamındaki işçilerin benim gibi solcu olması için kendime göre çocukça gayretler gösteriyorum.
Bu çaba sonucunda işçiler solcu olmadığı için diyorum ki ”Ben patron çocuğuyum, onlar işçi, ben solcuyum onlar işçi ve söylediklerimi anlamıyorlar ” şeklinde diyalog devam ediyor.
İşte bu diyaloğun sonunda Cemal dedi ki ” Memo sen neyin patron çocuğusun, küçük bir hamam işletmecisinin oğlusun, hamamcının patronu mu olur, aslında sen de, babanda emekçisin ”
İşte bu konuşma sonucunda Cemal dedi ki ” Memo buldum, bu kitabın adını patron çocuğu koyalım. ”
Böylece kitabın adı ”Patron çocuğu” olarak konulmuş oldu.
Daha birçok anım var, hele bir akşam Elazığ’ da bekâr asteğmenlerle sivil olarak Beritan otelin pavyonuna gitmişliğimiz vardır.
Sahnede bir sanatçı kadın o zamanların meşhur türküsü Âşık Mahsuni’ nin okuduğu ve 12 Eylül faşizmini aslında eleştiren, hicveden domdom kurşununu söylüyor.
Gecenin geç saatlerinde kadın domdom kurşununu söylüyor ama türkünün kafasını, gözünü yarmaya devam ediyor.
O sırada Cemal bir peçetenin üstüne kadının karikatürünü çizdi.
Cebinde çini mürekkebi olan kalemi her zaman hazırdı.
Kadın peçeteyi aldı şöyle bir baktı domdom türküsünü söylemeyi bıraktı hışımla Cemal’in ve diğer arkadaşların olduğu masaya geldi.
” Terbiyesiz herif, ben bu kadar çirkin miyim? ” diyerek peçeteyi Cemal’e doğru atıverdi.
Elbette bizim masada tık yok, Cemal konuyu anlamıştı çünkü sanatçı olmaya çalışan kadın domdom kurşununun kafasını gözünü yararken, karikatüründe ne olduğunu da bilmiyordu.
Elbette onun bu davranışı olgunlukla karşılandı ve domdom kurşunu dinlemeler devam etti.
Daha neler, neler, Çiçek pasajı, Nevizade anılarımız var, bir de Fenerbahçe aşkı var.
Cemal arkadaşları tarafından huysuz, geçimsiz bir adam olarak tanınırdı.
Onun isyanı geçimsizliği yanlışa, yamuğa, aksiliğe ve düzenin çarpıklığına karşıydı.
Yıllarca karikatür derneğinin soyulduğundan bahsetti durdu, sanıyorum dernek başkanıyla mahkemelikte olmuştu.
Apartmanın yöneticisiyle, çevreye zarar verenlere, apartmanda gürültü yapanlarla kısaca adam gibi yaşamayı beceremeyenlerle sürekli kavgası oldu.
Sanatçı olmak duyarlı olmaktır, isyandır anlamında bir kişiliğin temsilcisiydi.
Oysa benim onunla çok güzel sıcak ilişkilerim oldu.
Tıpkı Can Yücel gibi yanlışa, kötüye, arsıza, hırsıza, dincilere küfrederdi, küfretmeyi severdi.
Çok güzel bir dünyası vardı, yalnızlığın ve yalnız olmayı sevdiğini söylerdi.
Elbette sanatçılarla ve sanat adamlarıyla sosyal ortamlarda bulunurdu.
Birgün gazetesi ilk çıktığı yıllarda sanıyorum bir iki yıl Birgün gazetesinin karikatürlerini çizdi.
İTÜ mezunu mimardı, İTÜ’nün yıllıklarının karikatürlerini çizidi.
Gırgır’la, Çarşaf’la ve mizah dergileriyle ilişkileri oldu.
Cemal, Birgün gazetesinin kötü niyetten değil, yokluktan parasını vermediğini söyler dururdu.
Sonra alacağını bıraktı, Birgün’den ayrıldı.
En son görüşmemiz 12 Ekim 2021 günü oldu.
Benim 2015 yılında yazdığın ve DSP’ yi anlattığım bir kitabım vardı, onun yayımlanması için konuşmuştuk.
Onun da karikatürlerinden derlediği bir kitabı vardı ”Beraber yayımlayalım, kitaplarımız aynı anda çıksın” demişti.
” Memo, ben senin kitabın kapağını yaparım” demişti.
Bana Memo derdi.
28 Ekim günü ölüm haberini aldım, 29 Ekim günü Levent camisinden cenazesi kaldırıldı.
Cami avlusunda Musa Ağacık dışında sanat ve karikatür camiasından fazla kimse yoktu, tıpkı Cemal’in sessiz ve sakin yaşamı gibi cenazesi de sessiz ve sakindi.
Eşi Figen hanıma başsağlığı dileğim ve görüşmem sırasında göz yaşlarımı tutamadım.
Gerçekten benim için çok güzel bir dosttu iyi bir insandı.
Elbette son derlediği karikatürlerinden oluşan kitabı yayımlamak için uğraşacağım.
Hani derler ya ” Her ölüm erkendir ”
Bu günün bilimsel yaklaşımında altmış yaş orta yaş kabul ediliyor, Cemal orta yaşında ve genç yaşında sonsuz yolculuğuna çıkıverdi.
Sevgili dostum, arkadaşım yolun açık olsun.