Nisan 2, 2023

CHP nereye gidiyor?

ile mehmet yüceer

CHP ‘nin bu gün geldiği yeri iyi anlamak lazım.

2010 yılında Kılıçdaroğlu göreve geldiği andaki CHP katı Kemalist ve Jakoben laik Kemalistlerin elindeydi.

Onların laikliğe ve başörtüsüne bakış açısı bu günkü gibi değildi.

Ondan dolayı Ecevit o günkü CHP’ nin laiklik anlayışından rahatsız olduğu için ”inançlara saygılı laiklik” derdi.

Bu söylemiyle DSP Anadolu’nun mütedeyyin dindar insanların desteğini aldı.

İşte bu gün de Kılıçdaroğlu Ecevit’in bu yönde attığı adımları takip ediyor.

2010 yılında CHP’ yi yönetenlerle bu gün CHP’ yi yönetenler dine dindar ve dindarlığın getirdiği başörtüsüne aynı bakmıyordu.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun girişimiyle başörtüsünün kamuda ve TBMM’ de özgürce görev yapmasının yolu açılmıştır.

Onun girişimiyle inanan insanların özgürce kendisini ifade etmesinin yolu açılmıştır.

Bunu yapmasının motivasyon kaynağı Özgürlükçü sol olmuştur.

Ayrıca siyasal islamcı AKP’ nin başörtüsü ve dindar insanların inançlarının istismarını elinden almak olmuştur.

AKP artık ”başörtülü bacım” ajitasyonunu ağız dolusu söyleyemez duruma gelmişse sebebi bu hamlelerdir.

Bu gün CHP’ de dindarlar ve başörtülü kadınlar hiç bir rahatsızlık duymadan örgütlerin içindedir.

Kemalist, Jakoben bir anlayıştan sol özgürlükçü, sol sosyal demokrat bir partiye evrilme yoluna girmiştir.

Bu evrilmenin sancıları ve sıkıntıları hala devam etmektedir.

Hala belli bir Kemalist damar dışarıdan ve içeriden bu yürüyüşe engel olmak için ellerinden gelen her türlü engele destek olmaktadır.

Muharrem İnce olayına bu açıdan da bakabilirsiniz.

Çünkü onlar özgürlükçü sola hiç bir zaman inanmamışlardı.

Bunu derken CHP elbette Atatürkçüdür ama Yunus Nadi’nin dediği gibi ”Gardrop Atatürkçüsü” değildir.

Gene Kenan Evren, MHP gibi veya eski CHP kadroları gibi Atatürkçü değildir.

Kemalist olmakla Atatürkçü olmak arasına tam bir kalın çizgi çizmiş ve özgürlükçü sol içinde Atatürk’ün devrimci, ilerici, çağdaş değerlerini de yerleştirmiştir.

Eğer bu yolculuk 14 mayısta iktidar olarak veya iktidarın bir bileşeni olarak yerini alırsa bu günkü CHP daha iyi anlaşılacaktır.

İşte bu yürüyüşün en anlamlı kelimesi de ”helalleşmektir.”

1920′ den bu güne mağdur olan, dışlanan, demokratik ve kültürel haklarını alamayan, ezilen, horlanan, ekonomik hakları yok sayılan bütün kesimlerle CHP helalleşmek istediğini çok açık belirtmiştir.

Bu günkü CHP ile 2010 yılı öncesi CHP aynı değildir.

CHP’ nin bundan sonrası için yapması gereken örgütlerinde ve üyelik yapısında ki bu durumu henüz anlayamamış yurttaşlara bunu anlatmaktır.

Üyelik yapısını ve yeni özgürlükçü sol anlayışa göre yeniden yapmak gerekecektir.

Çok üyelik yerine az, eğitimli, bilinçli üyelik çok taraftar yoluna girilmelidir.

Parti binasının yerini bile bilmeyen üyeliğin partiye fayda getirmediğini yıllardır yaşayarak görüyoruz.

Ben bunu sayın Oğuz Salıcı’ya bana ilçe başkanlığı teklifi yaptığında(2014 yılı) tam iki saate yakın anlattım.

Anlattıklarım kabul edilmeyince ben de ilçe başkanlığı teklifini kabul etmedim.

Öncelikle örgütlerin ve üyeliklerin baştan aşağı yenilenmesi gerekiyor.

Parti üyelerinin daha özgür olması gerkiyor.

Yeni duruma göre parti içinde sürekli eğitim veren siyaset okulunun kurulması gerekiyor.

O okulun içinde yetişen yetenekli gençlerin otuzlu yaşlarda milletvekili, belediye başkanı olmalarının bütün desteğini parti vermelidir.

Yani haydi seçim var herkes gelsin otuz bin lirayı yatırsın milletvekili olsun demeniz bu yürüyüşün bir paraçası olamaz.

Partiyi yönetenlerin ve meclis grubunu yönetenlerin mutlaka parti okulundan gelenlerden oluşması gerekiyor.

Ben partide dilekçe yazmayı bilmeyen meclis üyesi, ilçe başkanı da gördüm.

Elbette örgütlerin bütün aşamalarında halkın bu eğitimli yaklaşımına sokulması gerekiyor.

Tıpkı Köy Enstitüleri gibi.

Bu konu çoooook uzun bir konu ama Kemalistlerin YCHP dedileri CHP doğru yoldadır.

Sayın Kılıçdaroğlu’ndan sonara da CHP’ nin Oğuz Salıcı gibi bu yönde düşünenler tarafından yolculuğun sürdürülmesi gerekiyor.

Buradan lütfen şunu çıkarmayın.

Sayın Kılıçdaroğlu’ndan sonra genel başkan olarak Oğuz Kağan Salıcı olmalı.

Bu yola girişte yani özgürlükçü sol, sosyal demokrat yola girişte sayın Salıcı’nın çok büyük katkısı olmuştur.

Genel başkan olursa da şaşırmam.