Çift parmak işareti ve cinayetler.
Ulusun bir parçası olan ülkesini seven yurtsever her T.C vatandaşı Türkiye’nin Avusturya’yı elemesine elbette çok sevinmiştir.
Hayatta ortak dillerimiz kültürlerimiz olan Türki Cumhuriyeti yurttaşları da sevinmiştir.
İşin içine siyaset girince işler biraz karıştı.
Merih Demiral basın toplantısında çok masum bir şekilde ”Ne mutlu Türküm diyene” sözleriyle başladı.
Buraya kadar bir sorun yok.
Belli ki yaptığı iki parmak işaretinin sadece Türklükle ilgili olduğunu sanıyor.
İki parmak işaretini kurt işareti olduğunu ve Türkleri ve Türklüğü temsil ettiğini sanıyor.
Evet Türklerin Ergenekon’da demir dağları eriterek yol almalarına öncülük eden bir kurt efsanesi vardır ve bütün Türk boylarında bu efsane bilinir ve kabul edilir.
Sorun bu değil ki…
Sorun başka.
Kimsenin efsaneyle Türklükle bir sorunu yok.
Merih çok genç bir insan ve Türkiye siyasal tarihini de bildiğini sanmıyorum.
Sevgili Merih ülkedeki solcuların, devrimcilerin, sosyalistlerin ve demokratların tepkisi kurt efsanesine Türk’e falan değil.
O işareti yapanların 1970 yılından bu güne kadar işledikleri bütün cinayetleri senin yaptığın işaretle işlemiş olmalarıdır.
O işareti yapanlar yüzlerce solcuyu devrimciyi öldürdü.
Bundan dolayı o iki parmak işareti o cinayetleri işleyenleri hatırlattığı için tepkiler çığ gibi.
Üstelik o işareti kullanan sadece bir siyasi parti ve onun gençlik kolları.
Yok efendim o iki parmağa karşı çıkanlar Türk düşmanıymış falan diyenler o iki parmak yapanların işlediği cinayetlere onay verenlerdir.
Bu durumda ideali nedir?
Bunun en güzel örneği Hakan Şükür en başta olmak üzere onlarca sporcu siyasete bulaştıkları için vatanlarını terketmek zorunda kalmadı mı?
Zafer işareti yapan Diyarbakırlı futbolcu deniz Naki gibi.
Deniz Naki çok masum bir zafer işareti yaptı diye bu hareketten dolayı vatan haini ilan edilmedi mi?
Ve futbol yaşamı bitirildi.
Ülkeyi terketmek zorunda kaldı.
Çifte standart ilkel duygularınıza lanet olsun.
Bu durumda milli takımlarda ve kulüplerde oynayan sporcuların o takımların ülkenin ortak paydası olduğunu unutmamaları gerekiyor.
Elbette bir siyasi görüşü olabilir, elbette bir siyasi partiyi tutabilir, dini inancı olabilir tutabilir.
Onu göstermenin yeri yeşil sahalar değildir.
Milli takımı tutanlar sadece iki parmak sempatizanları ve taraftarları değil ki , bu ülkenin her kesimi ve farklı siyasi görüşü olanlar milli takımı tutuyor.
Bundan dolayı bu işarete tepkinin ana hedefini saptırmadan ülkede bu işarete tepki gösterenlerin neye tepki gösterdiklerini anlatmaya çalıştım.
Sonuç; ulusal takımlarda oynayan sporcuların siyaseti yeşil sahalara sokmaları doğru değil.
Bunu bilerek oynamaları ve ona göre davranmaları gerekiyor.
Merih Demiral’ın da Türkiye siyasi tarihini ve Türk tarihini okumasında, öğrenmesinde fayda var diye düşünüyorum.