Çözüm TBMM diyenlerin umudu artıyor.
Türkiye de siyasal islamcıların, ilkel ve ırkçı milliyetçilerin, sağcıların elinden din ve PKK’ yı alın topluma söyleyecek bir tane sözleri kalmayacaktır.
Yaklaşık seksen yıldır din ile beslendiler, demokrasiyi din din diye yozlaştırdılar.
Yaklaşık elli yıldır da PKK ile devam ettiler.
Oysa Türkiye’nin Yutseverlerinin ve solunun bu oyuna gelmeden oluşacak çoğunluklu mecliste bu iki oyuncağı bunların elinden almasının yolu bellidir.
TBMM’ de bu işin (Kimine göre terör sorunu, kimine göre Kürt sorunu, kimine göre ekonomiden kaynaklana güneydoğu sorunu… Adında bile ortak bir söylem birliği yok… çözümü konusunda adın atamak mümkün.
Dinden beslenenlerin ve her türlü pisliklerini, soygununu, vurgununu, kamudaki hırsızlıklarını dinle ve dinin çeşitli söylemleriyle kapatanların kimler olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bu konu ayrı bir yazı konusu.
PKK ya bu gün kim çok saldırıyorsa kim çok fazla PKK sözü ediyorsa biliniz ki onlar PKK’ nın bitmesini istemeyenlerdir
Kim bunlar?
Elli yıldır silah alımı yapan aileler ve siyasetçiler
Koruculuk sisteminden beslenen aşiretler.
Askeri yardımların ve maaşlarının yüksek tutulması yolunda irade koyanlar.
Her ay korucuya maaş ödeyeceğim diye devleti soyan siyasetçiler ve aşiretler.
Güneydoğu ve doğu illerinde DP’ den beri (Adnan Menderes’ten bu yana) direnen, toprak reformuna karşı çıkan feodal yapılanmalar.
Biliyorsunuz 1940′ lı yıllarda CHP’ nin toprak reformuna karşı çıkan toprak ağaları toprak ağası Adnan Menderes öncülüğünde Demokrat Partiyi kurmuşlardı.
Ülkede PKK dışında hiç bir sözü olamayan siyasal partiler.
Sadece PKK diyerek particilik yapan ve devlet yardımı alan siyasi partiler
Güneydoğu illerinin fakir kalması üzerinden beslenen feodalitenin bir parçası olmuş iş adamları.
Bu gün ortalıkta dolanan ve PKK’ ye kim fazla küfrediyorsa biliniz ki onlar PKK’ nın bitmesini istemeyenlerdir.
Bundan dolayı Selahattin Demirtaş’ın en son beyanatı bu işin yarınları için umut verici olarak görüyorum.
Ne diyor:
“Halkımıza sözümüz olsun, çatışmadan beslenen Erdoğan rejimi sonrasında PKK’nin Türkiye’de tümüyle silah bırakması için elimizden geleni yapacağız ve mutlaka başaracağız. TBMM’de usulünce, hukuk çerçevesinde sorunlarımızı çözüp büyük toplumsal barışı kesinlikle sağlayacağız. Bunları çoktan yapabilirdik ama; Erdoğan barışı isteyenleri içeri attı, tecride aldı, partilerini kapatmaya çalıştı, belediyelerine kayyım atadı, provokasyonlarla çatışmayı körükleyip “terör” söylemi üzerinden halkı korkutup oy toplamaya çalıştı. Halen de bunu yapıyor.”
İşte bu beyanat her şeyi özetliyor.
Yıllardır CHP ”Bu işin çözüm yeri TBMM olmalıdır” derken S.Demirtaş’ın da çözüm yerini TBMM olarak görmesi ülkenin yarınları için umut vericidir.
Eğer bu ülke din üzerinde halkı soyanlardan, din sınıfına aktarılan çok büyük kaynakları keserse ve PKK üzerinden beslenenlerden kurtulursa ve buralara aktarılan kaynakları fakir halkın kalkınması için aktarırsa kısa sürede ulusal gelirini yirmi bin dolara çıkarabilir.
İşte önümüzdeki seçimde bu umudun da yeşereceğini/yeşerdiğini görerek oy kullanmak gerekiyor.