Ağustos 27, 2024

Değirmenköy de bile isyan var…

ile mehmet yüceer

Yıllardır çok sevdiğim ve her yaz yaptığım bir alışkanlığım var.

Silivri Değirmenköy de köy pazarına giderim.

O pazarda tanıdığım ve yanına oturup dertleştiğim bir köylü abi var.

Kendisi yetmiş yaşında tezgahında kendi tarlasında yetiştirdiği karpuz, kavun, domates ve fasulye satıyor.

Her yıl sattıkları mallardan kar ettiğini ve çocuklarını büyüttüğünü, hayatını sürdürdüğünü anlatır.

Bu yıl ise çok ama çok dertli.

Temmuz başından bu yana satışlar yaptığını ve şu ana kadar dört yüz bin lira içeride(zararda) olduğunu söyledi.

Her gün yedi bin lira hasılat elde etmezse günü zararlar kapattığını söyledi.

Tezgahında karpuzu on liraya satıyor.

On liraya zararına satış yaptığını böyle satmasının nedenini ”çürümeden halka ucuz gitmesi için” diyor.

Domatesi normalde otuz liraya satması gerekirken yirmi liraya sattığını, kavunu da yirmi beş liraya sattığın söylüyor.

Bu fiyatlara rağmen zararda olduğunu söylüyor.

Eğer eylül ayının on beşine kadar zararını çıkaramazsa tarlalarını bu yıl ekmeyeceğini söylüyor.

Üstelik bu çiftçi abinin tarlasıyla satış yaptığı tezgahı arasındaki mesafe bir kilometre bile değil.

Yani nakliye masrafı da yok denecek kadar az.

Anadolu da çiftçinin feryat figanı Trakya’da da aynı.

Bu iktidar herkesi bitirdiği gibi köylüyü çiftçiyi de bitirdi.

Evet hala %25 civarında bir oy alıyor görünüyor.

Bu da devletin olanaklarından faydalanan ve sosyal yardım adı altında ihtiyacı olmayanın bile aldığı paraların asalak haline getirdiği bir kitle.

Bu nüfusun on milyon civarında olduğu biliniyor.

Ayrıca AKP’ nin iş sahibi yaptığı üç milyona yakın kamuda çalışan memurlar işçiler.

Ülkenin kamu mallarını bedava kapatan ve ormanları, madenleri, koyları, plajları, denizleri talan eden bir buçuk milyona yakın iş adamı kılıklı kan emiciler.

Ayrıca bir de AKP’ nin parti örgütleri etrafında AKP’ den nemalanan bir milyona yakın partizan ve yandaş.

İşte bunları oyları hala %25 civarında.

Geri kalan %75 -80 kesim yani yetmiş milyona yakın nüfus açlıkla tokluk arasında gidip gelen ve yarınlarına umutla bakma duygularını kaybetmiş insanlar.

iİşte onlar örgütlü olmamasına rağmen tarlada, fabrikada, okulda, dağda bayırda, köyde, kentte isyandalar.

Tek eksikleri güçlerini bir lider ve örgüt altında toplayıp tek adam rejiminin karşısına Ağrı Dağı gibi yüksek bir ruhla çıkamayış olmaları.

Hepsi bölük, pörçük, cılız bir vaziyette ülkenin her yanında isyandalar.

Buna bir örek vereyim.

Bahçenin bir köşesinde karınca kolonisi besliyorum.

Onların yazdan kışa stok yapacakları gıdaları hemen yuvalarının yanına bir yere koyuyorum.

Yuva yanına büyük bir parça koyuyorum.

Önce karıncalar tek tek geliyorlar saldırıyorlar fakat büyük parçayı yerinden oynatamıyorlar.

Bir süre sonra koloniye haber gidiyor ve yüzlerce karınca geliyor o büyük parçayı birlikte taşımayı başarıyorlar.

Yani tek başına veya üçer beşer tek adam rejimine karşı mücadele edemezsiniz.

Bunu yaparsanız Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Dilruba gibi hapsi boylarsınız.

Kitleler milyonlar bu soygun düzenine karşı birlikte hareket edemediği sürece sürünmeye devam edecektir.

Soygun düzeninin siyasal İslamcıları ise ülkenin kaynaklarını yandaşlarıyla, vicdanını kaybetmiş iş adamlarıyla paylaşıp bölüşmeye devam edecektir.