Demokrasi elden gidiyor.
Laik ,seküler ve özgürlükçü bir yaşamı benimsemiş bir kişi iktidar olduğunda bütün inançların yaşam biçimini garantiye alır.
Siyasal İslamcıya göre bu yeterli değildir.
Laiklik ve seküler yaşam onun için düşmandır.
Siyasal İslam iktidar olduğunda laik ve seküler gibi yapmaz, yapamaz ister ki herkes kendisi gibi olsun.
Yani beş vakit namaz kılsın, oruç tutsun ve İslamın emirlerini yerine getirsin.
Yani siyasal İslamcının iktidarında tek tip insan ve sadece sünni İslamın uygun gördüğü İslam önerilir.
Buna uymayanlara da İran’da, Endonezya’da ,Afganistan’da ve diğer şeriatla yönetilen ülkelerde olduğu gibi idamla, kırbaçla, recmle cezalandırılır.
İşte Türkiye’deki tatlı su solcularının ve iyi niyetli demokratların, liberallerin ve bazı Marksistlerin anlamadığı bu.
Sanıyorlar ki siyasal İslamcı ile yanyana demokrasi içinde beraber yaşanır.
Hayır olmaz.
Siyasal İslamcının tek hedefi İslam şeriatıdır.
Onun için demokrasi bir tramvaydır ve zamanı gelince oradan inilir ve şeriat ilan edilir.
İşte bugün ülkenin geldiği yerde bu konu çok iyi anlaşılamadığı için siyasal İslamcıya ödün üstüne ödün vererek adım adım demokrasinin yok edildiğini göremeyenler var.
Yani onlar için amaç demokrasi değildir sadece ve sadece İslam şeriatıdır.
Bundan dolayı siyasal İslamın öncüsü olan kişi daha 1997 yılında ”Elhamdülillah ben şeriatçıyım” demişti.
O yolda da adım adım ilerliyor.
Yani şeriat içinde demokrasi yaşamaz ama demokrasi içinde şeriat yaşar, büyür, palazlanır ve yaşamış olduğu demokrasiyi akrep gibi sokarak öldürür.
Neden bu hala anlaşılamıyor ben anlamıyorum.
İran örnek deniliyorsa…
Şeriat insan yaşamına uygun bir rejim değil diyorsanız ve bu isyanı esin kaynağınız olarak alıyorsanız yanılıyorsunuz.
İran’ın deneme süresi tam kırkbeş yıl sürdü.
Siz bugün demokrasiyi siyasal İslamcının eliyle yok ederseniz çok büyük bedeller ödeyerek en az bir kırk beş yıl daha beklemek zorunda kalırsınız.