Mart 22, 2023

Demokrasi mi şeriat mı?Tercih senin.

ile mehmet yüceer

1990′ lı yıllarda kendisini sol, Kemalist, Atatürkçü diye tanımlayan partiler vardı.

Örneğin DSP, CHP, SHP gibi.

Liberal ve merkez sağda tanımlayan DYP,ANAP vardı.

O yıllarda Atatürk Cumhuriyetinin temel değerleri ayaktaydı.

İşte o yıllarda küçük ayrılıklar bile olsa sistem laik demokrasi ve Atatürk Cumhuriyeti içinde seçimlere girebiliyordu.

Örneğin CHP, SHP, DSP birbirlerine çok yakın partilerdi.

Ayrı seçime girmelerinin nedeni ya kişiseldi, ya küçük ideolojik ayrışmalardı, ya da liderlerin özel davranışlarından kaynaklanıyordu.

Örneğin aksaklık olsa bile bağımsız yargı, Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi bu günkü gibi siyasal islamcıların etkisi altında değildi.

Mahkemeler bağımsız karalar verebiliyordu.

TBMM’ si özgür ve bağımsızdı ve ülkenin geleceğiyle ilgili bütün kararlarda etkiliydi.

Cumhurbaşkanı yetkileri TBMM’nin üstünde değildi.

Bu gün ise bütün bu kurumlar siyasal islamcıların kontrolü ve etkisi altında.

Siyasal islam ise bir bütün değil.

Farklı tarikatların ve birbirine düşman islam anlayışları hakim.

Her tarikatın hakim olduğu kurumlar mevcut.

Nerdeyse her bakanlık, müdürlük tarikatların paylaşım savaşı altında.

Askeri kurumlar polis, jandarma da aynı zihniyet içinde olan bir bakana bağlandı ve kurumsal bağımsızlığı eskisi gibi değil.

İşte laik demokrasi ve Atatürk Cumhuriyeti tam bir saldırı altında olduğu için demokrasiden ve parlamenter demokrasiden yanayım diyenler bu gün bu tehlikenin boyutlarını farkettikleri için bir araya geldiler.

Bu gün Millet İttifakı böyle bir refleksten doğmuştur.

Bunun anlayamayan bir tek kişi kaldı.

O da Muharrem İnce.

Onu burada tahlil edecek durumda değilim.

Zaten ne olduğunu ulusal basın ve sosyal medya bütün açıklığıyla yazıyor.

Cumhur İttifakı ise sayın Erdoğan’ın 1994 yılında söylediği ”Elhamdülillah ben şeriatçıyım” dediği çizgiye dönmüştür ve şeriatçılar bu gün AKP’ de toplanmıştır.

İşte bu seçim şeriatçılarla laik demokrasiyi ve özgürlükçü parlamenter demokrasiyi savunanalar arasında geçecektir.

Yani 1990′ lı yıllarda aynı siyasi çizgiye yakın partileri ayrı alanlarda siyaset yapmalarının bir mantığı vardı.

Bu gün ise durum çok farklı.

Bu gün demokrasiye ve Atatürk Cumhuriyetine şeriatçı bir akımın son darbeyi vurmak için bütün şeriatçıları toplamasının karşısında 1990′ lı yıllarda ayrı ayrı hareket eden liberaller, solcular, demokratik solcular, komünistler, seküler Türkler, Kürtler, sosyal demokratlar, sosyalistler bir araya gelmiştir.

Bu yapılar dayanışma içinde Millet İttifakı içinde seçime katılırken bu durumu farkedemeyen veya farkında olup da laik demokrasiyi ve Cumhuriyeti şeriatçılara tercih edenlerin durumunu tarih yazacaktır.

Burada küçük bir not, ben Devlet Bahçeli’nin şeriatçılarla bir arada olmasını en başından beri anlamış değilim.

MHP’ lileri çok iyi tanırım, parti içinde arkadaşlarım, akrabalarım var.

Onların büyük çoğunluğu HÜDAPAR gibi şeriatçı yapıların desteklediği Cumhur İttifakına destek olmayacaklarını da iyi biliyorum.

Bundan dolayı soru çok basittir.

Şeriatçı, gerici, yobaz, tarikatçı yapılarla birlikte misin? Atatürk Cumhuriyetinin bir ilerisi olan özgürlükçü parlamenter Laik Demokrasiden yana mısın?

14 mayıs bu sorunun cevabını verecektir.