Deprem ve Allah.
Depremin iki bakış açısından açıklaması vardır.
Birincisi ”Depremi Allah verir o ne derse odur”
Alnına depremde ölüm yazmışsa yapacağın hiç bir şey yoktur.
Bu bakış açısı teolojik bir bakış açısıdır ve bilimin içinde barınamaz.
İkinci bakış açısı, dünya yer kabuğu magmanın üzerinde yüzer vaziyettedir.
Bu ayrışık kabuklar durmadan hareket eder ve belli yerlerde hareketini durdurarak dayanımlarla dirençle karşılaşır.
O yerlerde hareket durur ve yer kabuğunun boyuna kalınlığına göre belli sürelerde kırılır.
işte bu kırılmadan dolayı yatay bir kuvvet yer yüzünde büyük dalgalar halinde yayılır.
Yüz yılda milim milim gitmesi gereken devasa kabuk bir anda üç metre altı metre yatay veya düşey yer değiştirir.
İşte buna deprem diyoruz.
Bu gün bilimsel olarak yer kabuğunun parçalı hali bütün dünyada bilinmektedir.
Bizim başımızın belası ise Kuzey Anadolu kırığıdır.
Fay kırık demektir.
Türkiye’nin büyük bölümü bu kırıkların tehdidi altındadır.
İşte bundan dolayı fay hattından uzak yerlere şehirleri kurarsanız mühendislik bilimine kulak verirseniz ölmezsiniz.
Bunun en kolay yolu iki metrelik taşıyıcı bir kolonda on santim arayla etriye kullanır, düşeyde kolon içinde doğru donatıları kullanırsanız, kolonu yatay ve düşey yüklere karşı güçlü yapar kolonun rijit ve sünek halde hareket etmesini sağlarsanız.
Depremde ölmezsiniz.
Elbette binanın diğer elemanları olan temelde, kirişte, döşemede, perde betonda ve perde kolonlarda mühendislik biliminin söylediklerini yaparsanız ölmezsiniz.
Şimdi soru şu.
Böyle binaları yapan Maraşlı, Hataylı ölmedi ve bu gün yaşıyor.
Yani depremde ölümün ve depremin oluşunun Allah inancıyla hiç bir ilgisi yoktur.
Yıllardır yazarız söyleriz.
Japonya bir deprem ülkesi.
Ortaçağdan kalan şehirlerinde deprem yıkımlar oluyor.
Buralarda ölümler yaşanırken, modern çağın mühendislik anlayışıyla yapılan şehirlerde ise insanlar depremde yerinden bile kalkmadan depremin bitmesini bekliyor.
Malumunuz Japonların büyük bölümü ateisttir.
Şintoizm denilen inançta da tek tanrılı dinler kitaplar yoktur.
Onlarda doğaya taparlar.
Biraz Budizm ve Şamanizme benzeyen inanç şeklidir.
Yani şunu diyoruz bu gün depremi Allaha bağlamak tam bir zır cahilliktir.
Allah bir inançtır ve inanan inanır.
Bilim ise akıldır ve her gün yeni fikirlere açık biçimde kendisini yeniler.
Sürekli sorgular ve gelişen dünya şartlarına göre eskiyi atar yeniye bakar.
Din ve Allah inancı ise böyle bir yaklaşıma kapalıdır donuktur.
Üç bin beş yüz yıldır donup kalmıştır.(Dogmadır)
Hatay depreminde yaptığı bütün inşaatları yıkılan ve yüzlerce insanın öldüğü sitelerin yapımcısı müteahhitin söyledikleri bunları yazmamıza neden oldu.
Müteahhit Mehmet Özkan diyor ki ” Deprem Allah’tan oldu ona inanmayanlar çıkmış bizi suçluyor”
İşte bu anlayış dinciliğin ve bilim dışı bakışın özetidir.
Bunlar bilimden ve akılla yapılan işlerden kopan AKP zihniyeti düzenin ürünleridir.
İşte bilimi savunan bizler bu anlayışa cepheden kaşıyız.