Dost yoldaş olmak.
Özellikle sanatçılar, yazarlar kaprisli ve nazlı olurlar küsmeleri ve kavgaları hiç bitmez.
Yaşar Kemal ve Aziz Nesin’in kavgaları çok meşhurdur.
Mine Kırıkanat’ın yazdığı ” Barut” kitabında Melih Cevdet Anday’la Çetin Altan’ın kavgasını okumuştum. Yaşar Kemal ve Aziz Nesin çok sık küserler bir sürü insan devreye girer barışırlar kısa süre sonra gene küserler.
Yaşar Kemal ” Yılda bir telefon defterimi yeniden yazarım ve isimlerini bile görmek istemediğim kişileri silerim ” derdi.
Cep telefonunu olmadığı zamanlarda telefonların kaydedildiği defterler olurdu, o defterin birisi cepte, birisi ofiste, birisi de evde olurdu.
Şimdi ise kayıtlar ve isimler cep telefonunda.
Benim yaklaşımım ise şöyle.
Telefon kaydında olan bir iki isimle bir yıl sonrasında mesaj, yazışma, telefon konuşması ve yüz yüze görüşmem olmamışsa o kişinin telefonunu silerim.
İki yıl sonra aradığında isimsiz telefon olduğu için arayanı tanımam.
Arayan sitem eder ismim silinmiş diye.
Ben de kuralımı anlatırım.
Hepimizin kaydında ilişkilerin genişliğine göre telefon kaydı bulunur.
Kiminde üç bin beş bin kiminde elli yüz.
İnanın şunu bilin ki, ister beş bin , ister yüz telefon kaydı olsun sonuçta dost yoldaş denilen insan sayısı üç beş kişiyi geçmez.
Bir de ilginç tipler var adamla yeni tanışıyorsun aradan bir kaç gün geçiyor yazarken veya telefonda ” Dostum” diye hitabediyor.
Ya arkadaş ne zaman dost olduk, dost olmak, yoldaş olmak o kadar kolay mı?
Bundan dolayı yaşınız ister altmış yetmiş, isterse otuz kırk olsun eğer dost yoldaş olduğuna inandığınız üç beş kişi varsa kendinizi şanslı kabul edin ve onlara sıkı sıkıya sarılın.
Hele vahşi kapitalizmin egemen olduğu bizim gibi ülkelerde insanların göz bebeklerinde dolar yeşilinin egemen olduğu bu dünyada çıkarsız, hesapsız, kitapsız, umarsız dostunuz, yoldaşınız varsa hele hele üç beş tane bulabilmişseniz şanslısınız demektir.