Mart 16, 2023

DSP’liler ne yapmalı?

ile mehmet yüceer

15 mart günü saat 18.33 te beni sayın Hasan Fehmi Yavuzalp aradı.

1997 yılının aralık ayına kadar beraber görev yaptığımız ve son dönemde DSP İstanbul il yönetimi sekreterliğini yapan, Sn. Alay Keleş’ten sonra da il başkanlığı sayın Hasan Fehmi Yavuzalp ile DSP’ nin son durumuyla ilgili 35 dakika süren telefon konuşması yaptık.

Benim bireysel olarak DSP’ nin saraya gitmesine karşı olduğum düşüncesiyle hazırladığım metin doğrultusunda eski DSP’ lilerin bir metin hazırladıklarını ve buna katılmamı istedi.

Benim için DSP 1997 yılı aralık ayında istifa ettiğim gün bitmişti.

Bana göre DSP’ nin kurumsal kimliğinin de halkta olan karşılığının da merhum Ecevit’in sayın Zeki Sezer’e koltuğu bıraktığı gün bitmişti.

O günden sonra görev yapan arkadaşlarla görüşmelerim oldu ve bu görüşleri yirmi yıldır konuşuyorum yazıyorum.

Elbette bir dernek gibi çalışan DSP’ de ve orada görev yapanlara her zaman saygı duydum.

Ben ise 2002 yılından bu yana CHP’ nin üyesiyim ve çeşitli kademelerinde görev de yaptım.

Hala da bir üye olarak 14 mayıs sürecine katkı vermeye çaılışıyorum.

Benim anlamadığım özelikle DSP’ de milletvekilliği, bakanlık yapmış altmışa yakın eski milletvekilinin ”DSP’ nin saraya eklemlenmesine karşıyız” açıklamaları.

Ben yıllardır milletvekili emekliliğine karşıyım ve ballı börek maaş verilmesinin doğru olmadığına inanırım.

Peki bu ballı börek maaş alan ve sıcak yuvalarında oturan eski milletvekilleri, bakanlar neden gidip CHP’ ye katılmazlar?

Neden gidip CHP’ nin 14 mayıs sürecine bir katkı vermezler?

Katılmak için ille de milletvekili olmak mı gerekiyor?

Sayın Yazuzalpe’de bunları söyledim.

Dışarıda durmanın, dijital ortamlara imza atmanın, destekliyormuş gibi yapıp evinde oturmanın zamanı değil.

DSP de görev yapmış binlerce insan hala bekliyor.

Neyi bekliyorlar?

14 mayısta CHP öncülüğünde Millet İttifakının iktidar olmasını mı bekliyorlar?

CHP örgütlerine gidip ”Ben geldim bir tuğla olmak istiyorum” demeleri gerekirken sürekli icraatsız imzalarla, destek mesajlarıyla bunun olmayacağını ben iyi biliyorum.

Sayın Yavuzalp’e de anlattım.

Ellerini taşın altına sokmadan uzaktan el sallayarak iktidar yolunun açılmayacağını hala anlayamayan arkadaşlarım var.

Sayın Yavuzalp’ de 1998 yılı sonrası DSP’ de görev yapanları bir grup yaparak İSES adında bir dernek çatısı altında toplamaya çalıştı.

Oysa bunun yolu DSP’ de olmayıp dışarıda kalanların ve gönlü Türkiye’nin çağdaş değerlerinden, laiklikten ve özgürlükçü soldan, demokrasiden yana olan arkadaşların topluca CHP’ ye katılmalarıdır.

Bu görüşlerimi sayın Yavuzalp’e de dile getirdim.

Elbette ben de DSP’ nin saraya eklemlenmesine karşıyım, zaten bundan dolayı sosyal medyamda aşağıda gördüğünüz metinleri yazdım ve paylaştım.

Tekrarlamakta fayda var.

Sayın Yavuzalp İSES ve etrafında bulunan bütün dostları toplayın gelin CHP’ ye katılın.

CHP’ nin kapıları ve gönlü herkesi kucaklayacak kadar da geniş.

Elbette beraber çalıştığımız ve DSP’ nin 1999 yılı iktidar yolunda büyük emekleri olan arkadaşların DSP’ nin saraya eklemlenmesine karşı olmaları saygıdeğerdir.

O saygı değer hamlenin içinde olmak benim için de mutluluktur.

Tekrar edecek olursam benim için 1997 yılı aralık ayında DSP kimliğim bitmişti ve de DSP’ nin kurumsal yol yürüyüşünün de sayın Zeki Sezer’in DSP genel başkanı koltuğuna oturduğu gün bitmişti.

Bu gün bir dernek gibi çalışan ve ona gönül veren hala partinin kapılarını açan, hala DSP’ ye gönül veren binlerce yurttaşa da saygım ve sevgim sonsuz.

Bu gün ayrışmanın, ayrı kalmanın, ikircikli davranmanın zamanı değil.

Bu gün herkesin, kendisini solda ifade eden, Laik Demokratik özgürlükçü bir demokrasiden, temel insan haklarından, kadın haklarından ve Cumhuriyetin yüz yıllık birikimlerine sahip olma ve sahiplenme duygusunu yüreğinde yaşatan her yurttaşın CHP’ nin yanında yer alma zamanıdır.

Bu gün amasız, fakatsız Millet İttifakını destekleme zamanıdır.

Sayın Yavuzalp’e de bunları anlattım.

Yapmış oldukları DSP’ nin saraya yamanmasının doğru olmadığı yönündeki hareketine katkı vereceğimi söyledim.

————————————————————————————————————-

10 mart günü yazdığım yazı aşağıdadır.

Yarın saat 11′ de DSP parti meclisi toplanıyor.

Gündem DSP’ nin 14 mayısta yapılacak seçimde Cumhur ittifakına katılım konusu oylanacak.

Parti meclisinde 60 kişi var katılanların salt çoğunluğuyla karar alınacak.

Yani elli kişi katılırsa 26 kişinin kararı parti meclisi kararı olacak ve genel başkan yetki alacak.

DSP’ de ilçe başkanlığı, il başkanlığı yaptım ve 1997 yılı aralık ayından itibaren de hiç bir bağım yok.

Orada hala görüştüğüm dostlarım, arkadaşlarım güzel insanlar var.

Ecevit’in yolundan yürüyen ve DSP’ ye gönül veren sevgili demokratik solcular parti meclisinde belli bir sayının oyuyla cumhur ittifakına katılım çıkarsa bunu içinize sindirebilecek misiniz?

Lütfen duyarlı olun ve parti meclisinin böyle bir hata yapmasının önüne geçin.

DSP’ nin yeri sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanıdır ve şartsız desteklemesidir.

Bunu sayın Mustafa Sarıgül yaptı.

Aynı duyarlılığı DSP parti meclisinden ve genel başkanından bekliyoruz.

Aynı duyarlılığı sayın M. İnce’den de bekliyoruz.

——————————————————————————————————————–

12 mart günü yazdığım yazı aşağıdadır.

Dün saat 11′ de toplanan DSP parti meclisi dört saat sürdü.

Parti meclisi sayısı altmış kişi katılan sayı elli dört kişi olarak görüldü.

Sonuçta sayın Aksakal parti meclisinden yetki alamdan ayrıldı.

Parti meclisinde, partinin Cumhur ittifakına katılmasının doğru olmadığı konusunda konuşmalar yapan üyeler oldu.

Sayın Ö. Aksakal on gün içinde görüşmeler yapacağını bunu da genel başkan yetkisiyle yapacağını söyleyerek toplantıdan ayrıldı.

Bu durumda Millet İttifakı ve Cumhur ittifakı görüşmelerinde sayın genel başkanın daha evvel verdiği bir beyanat gibi ”Kim çok milletvekili verirse onunla beraber oluruz” düşüncesiyle mi yapacak yoksa Ecevit’in çizmiş olduğu çağdaş, laik demokratik Cumhuriyet, özgürlükçü demokratik sol yolunda DSP’ nin ilkeleriyle mi yapacak bunu göreceğiz.

Oysa DSP’ nin Ecevit’ten bu yana gelen kurumsal kimliği ve demokrasi kültürünün siyasal İslamcı, tarikatçı ve de son HÜDAPAR eklemiyle şeriatçı, Kürdistan federatif bir yapıyı savunan Cumhur İttifakıyla aynı kabın içine sokma iradesi içinde olmasını doğru bulmuyoruz.

Sadece gayretimiz şundan. 1999 iktidar sürecinde benim gibi görev yapan ve ceplerinden parti kiralarını veren, seçim kampanyalarına çocuklarının rızkını harcayan, işini ihmal eden, ekonomik zorluklar içine düşen ve bunun yaparken de bir kuruş siyasi karşılık beklemeden görev yapan binlerce insanın duyarlığının bu olduğunu duyurmanın ötesinde bir amacımız olmadığının bilinmesini de isteriz.

Siyasi bir ikbal peşinde olamadığının da bilinmesini isterim.

Elbette kararı DSP’ liler ve genel başkanı verecek.

Hiç bir karşılık beklemeden demokrasinin yolunun açılması için, binlerce haksız hukuksuz mahkum olan mazlumlar için, Kızılay’ın bütün değerlerinin pazarlamasını ve satışını yapanlardan hesap sormak için, şehirlerin rant uğruna depreme dayanıksız yüz binlerce konuta izin vermelerinin hesabının sorulması için, hak, hukuk, adalet için DSP’nin Sayın Kılıçdaroğlu’nun yanında yer alması talebimizi yineliyoruz. Talebimiz masum bir demokrasi talebidir.