Temmuz 21, 2024

Dünyada da, ülkemizde de lider sıkıntısı çok büyük boyutlara geldi.

ile mehmet yüceer

Dünyada bu gün en büyük sorun yetenekli ve kendi ülkesine ve de dünyaya yön verecek siyasetçilerin çıkmamış olmasıdır.

ABD Ronald Reagan’dan bu yana doğru düzgün ve dünya barışı için, insanlık için çalışan bir tane lider görmedi.

Almanya’da Willy Brandt’tan bu yana doğru düzgün birisi gelmedi.

Birazcık Merkel bir şeyler yaptı.

Rusya’da söylemeye gerek yok.

1989 yılında sosyalist rejim çöktükten sonra gelenler sosyalist rejimle çarlık Rusya’sı arasında gidip gelen liderler gördü.

Ne tam demokrasi, ne sosyalizm, ne de çarlık rejimi diye net tavır koyamadılar.

Bunun bütün dünya ülkeleri için tek tek irdelemek mümkün.

Bizim ülkemizde ise Atatürk’ten sonra gelen liderlerin hemen hemen hepsi ülkeyi bir adım ileri götürürken iki adım geri getirmiştir.

İnönü’nün tek parti döneminin en büyük şanssızlığı 1939 yılında II.dünya savaşının patlamış olmasıdır.

Bir de İnönü’nün Jakoben uygulamaları halkın tepkisiyle karşılaşmıştır.

İnönü döneminde bütün sınırların tehdit altında olmasından dolayı her şeyde karne dönemi başlamıştır.

Ekmekten ipliğe halkın karneyle alması İnönü tek parti dönemiyle ilgili halkın anılarında silinemeyecek kötü anılar oluşmasına neden olmuştur.

İnönü’nün en büyük başarısı ülkeyi II.dünya savaşına sokmamış olmasıdır.

İnönü döneminin sıkıntılı uygulamaları sonrası oluşan Menderes iktidarıyla birlikte Amerikancı ve de NATO’ya da girerek tam batıya bağımlı sömürgen bir yönetimin yolunu Adnan Menderes açmıştır.

Adanan Menderes bunun yanında Atatürk dönemindeki devrimleri de bir bir yok etmenin ilk adımlarını atmıştır.

Daha sonra gelenler Demirel ve sağ iktidarlar ülkeyi çok büyük kaosun içine sokmuştur.

Benimde beraber siyaset yapma olanağı bulduğum Bülent Ecevit ise önüne gelen iktidar fırsatlarını günlük siniriyle ve ileriye dönük stratejik planlar yapamadan heba etmiştir.

Yani her iktidar olduğunda bir pireye yorgan yakmış ve de ülkenin şeriatçı, siyasal islamcı, çağ dışı iktidarların oluşmasında pay sahibi olmuştur.

Eğer 1974 yılındaki koalisyonu kısa vadeli dar hesaplar, yanlış stratejiler yapmadan devam ettirseydi büyük ihtimalle 12 eylül 1980 darbesi olmayacaktı.

1980 sonrasında gelenler ise tam bir faciaydı.

Turgut Özal’la ilgili hiç bir şey yazmak istemiyorum sadece şunu söylemek isterim.

Bu ülkemin soyulmasının, emperyalistlerin sömürü alanının genişlemesi ve soygun düzeninin kurulmasının bütün taşlarını Turgut Özal döşemiştir.

Bu gün orta yerde oluşan bütün kötülükler onun başlattıklarının devamıdır.

Deniz Baykal ise günü birlik zevklerinden ödün vermeyen, sadece konuşan ve en az bir ay Antalya’da denizde günlerini yüzmeyle geçiren zevk sefasından ödün ermeyen birisiydi.

Ülkeye ben lider olacağım diyerek halkın meşakkatinin içine kendini sokmayan bir genel başkandı.

Dar kadrocu hizipçi bir anlayışı vardı.

Belli bir siyasal çizgisi yoktu ve en son Tony Blair’in İngiliz işçi partisinin sağa açılımına özendi ve CHP’ yi batırdı.

Bundan dolayı hiç bir zaman lider olamadı.

Bunu anlamak istiyorsanız hemen yanında yıllarca konuşlanan eğitimsiz, bilgisiz, çıkarcı tiplere bakmanız yeterlidir.

R.T.Erdoğan ise 1994 yılında o belediye başkanı olduğunda ben de ilçe başkanıydım ve belediye meclis üyesiydim.

O günden itibaren sayın Erdoğan’ın ülkeye başbakan olmasına karşı çıktım.

Çünkü onun mal mülk sevdası olan birsi olduğunu, her olaya ticaret açısından bakan, zengin dostu birisi olduğunu 1994 yılından bu yana biliyorum.

Ve bu yaklaşımımda yanılmadığımı bu gün görüyorum.

Sayın Erdoğan’la ilgili görüşlerim 1994 yılında neyse bu günde aynıdır.

Onun ülkeyi yönetme tarzı ülke insanının %85′ ini yoksulluk girdabının içine sokuverdi.

Onlar ve bir avuç çevresi ise dünyanın en zenginleri arasına girdi.

Onun bu sevdasının ülkeyi buralara getireceğini bir çok insan gibi ben de biliyordum.

Sonuç olarak 1939 yılından bu yana bizim ülkemizde ülkeyi adam gibi yönetecek, halkın sevgisini kazanmış, ülkeyi dünyanın saygın ülkeleri arsına sokmuş bir tane lider çıkarmadı.

Son söz üyesi olduğum partimin CHP genel başkanı Özgür Özel’e.

Lütfen sayın Erdoğan’ın söylediklerini eğilerek can kulağıyla dinleme, onun sana da CHP’ ye de, ülkeye de, halka da vereceği bir şey yok.

Çünkü onlar bu ülkeden alacaklarını aldı ve yolun sonuna geldi.