Temmuz 13, 2021

Erdoğan -Bahçeli çatışması.

ile mehmet yüceer

Devlet Bahçeli’yle ilgili bu güne kadar iki kere yazı yazdım.

İki yazıda da, Bahçeli’nin sayın Erdoğan’ı şartsız desteğinin tuzak olduğunu iddia etmiştim.

Bahçeli’nin siyasi yaşamında bu kadar ağır sözler söyleyen birisine sarılmasının ona sarılarak öldürme politikası olduğunu iddia etmiştim.

Yani Bahçeli’nin ”Seni seviyorum, seni şartsız destekliyorum” derken aslında ”Seni yok edeceğim, siyasi yok oluşun benim elimden olacak” anlamına geldiğini iddia etmiştim.

Bu konuda ki iddiamda da ısrarlıyım.

Bahçeli’nin, Erdoğan’ın son Diyarbakır ziyaretinden sonra bir haftadır sesinin çıkmaması hayra alamet bir durum değildir.

Bundan dolayı MHP kendisini bitirirken AKP’yi de bitirecektir ve bu projenin sahibi sayın Bahçeli’dir.

Daha evvelde yazdım, Bahçeli AKP ‘yi bitirmenin bütün şartlarını bu güne kadar oluşturmuştur ve yılların alaylı siyasetçisi Süleyman Soylu’yla birlikte son darbeyi vuracaktır.

Çünkü bu günkü Bahçeli bizim tanıdığımız ve belli bir siyasi doğrultu tutarlılığı olan Bahçeli’yle hiç bir ilgisi olmadığını herkes kabul etmektedir.

O halde bu kadar ilginç değişim neden olur?

Karşınızdaki rakibi ve özellikle size en ağır hakaretler etmiş ”zürriyetsiz” denilebilecek kadar ağır hakaretler etmiş birisini cepheden saldırarak yıkamayacağını anladığı için, içine girerek ve de sarılarak yok etmenin planı olarak görüyorum.

Kırk yıldır takip ettiğim Bahçeli bu günkü durumlara düşecek bir insan olmadığına inanıyorum.(İnanmak somut delil istemez, bilmek somut delil gerektirir.)

AKP’ yi ve Erdoğan’ı şu anda son darbeyi vurmanın bütün şartları Bahçeli’nin elindedir.

Bu darbeyi de istediği zaman vuracaktır ve amacına ulaşacaktır.

Çünkü bu işin hemen başında AKP’ ye desteğinden dolayı çok şaşıranlara ”bu işi sonunu bekleyin, o zaman ne yaptığımı anlayacaksınız” demişti.

Çok uzatmaya gerek yok, ben Bahçeli’nin AKP’yi ve Erdoğan’ı bitirecek bütün argümanlarını bu güne kadar ortaya koyduğunu ve son darbeyi vurmak için beklediğine inananlardanım.

Bunu gören Erdoğan ise eski gücüne ulaşmak için hem ABD’ye (ABD Erdoğan’ın iktidardan düşmesini istemeyecek, destekleyecek diye yazılarımı hatırlatmak isterim) hem de Kürtlere ve Kürt siyasetine tekrar sarılmak ihtiyacı hissetmiştir.

Çünkü bu gün Kürt oylarını alamayan AKP’nin %51’i yakalaması mümkün görünmüyor.

Sayın Erdoğan pragmatik bir siyasetçi olarak bunu gördüğü için ayakta ve iktidarda kalmak için Kürtlere tıpkı açılımda olduğu gibi sarılmak zorundadır.(ABD’ de bunu istemektedir)

Bunun yolu çok basit, bütün Kürt siyasetçileri cezaevinden çıkarmak, Demokratik Cumhuriyet içinde Kürtlerin yıllardır talep ettiği şartların bir kısmını tekrar masaya getirmek.

Bunu yaparak Kürtlerin oyunu alırım sanıyorsa önce S.Soylu’dan sonra da Bahçeli’den kurtulması gerekiyor.(HDP’ li milletvekillerinin ABD ziyaretinin de ne anlama geldiğini iyi düşünmek gerekir.)

Bu mümkün mü?

Hiç sanmıyorum.

Eğer öyle olursa Kürt siyasetçiler Banker Bilo filmindeki İlyas Salman rolüne bürünmüş olurlar ki, bu da onların yapabileceği bir iş değil.

Sonuç Bahçeli amacına ulaşmıştır ve AKP’yi geriletmiştir, şu anda iki tarafta son kozlarını oynamaktadır.

Bu denklemin bir çok kökü vardır, ben sadece iki kökten bahsettim.