Eyüp Sultan’ da çaresiz insanlar…
Eşimle birlikte çocukluğumun bir kısmının geçtiği Eyüp Sultan’a gittim.
Anamın ve babamın mezarını ziyaret ettim.
Daha sonra Eyüp camisine gelen insanlara baktım, baktım baktım.
1970′ li yılların insanlarını gözümün önüne getirdim.
Değişim, dönüşüm o kadar büyük ki!
İnsanlar akın akın Eyüp camisinde ki türbeye geliyor.
Dua ediyorlar, dertlerine, sıkıntılarına çözüm arıyorlar.
Oysa ölmüş bir insanın onların dertlerine çözüm bulamayacağını küçücük bir çocuğa sorsalar söyler.
Neden insanlar bu hale geldi?
Binlerce yıldır insanlık hayalinde oluşturduğu, inandığı tanrısına dua eder, korkar ve sorunlarına çözüm arar.
Görür ki inanmış olduğu tanrı yaşam süreci içinde sorunlarına çözüm olmaz.
İşte bu noktada tanrının bu gücünü yerselleştiren, elle tutulan gözle görülen ölmüş insanlarda arayan bir anlayışı ortaya çıkarır.
Aslında bu anlayış İslam’la ilgili de değildir.
Tamamen Orta Asya’dan gelen şaman, pagan anlayışıdır.
Ölmüş insanda tanrının yapamadığını aramak, somutlaştırmak için çare arayan binlerce, yüzbinlerce çaresiz bilgisiz, mantıktan, felsefeden ve bilimsel akıldan uzaklaşmış çaresiz insanlar topluluğu.
Oysa insanlığın sorunlarının çaresinin ne Eyüp Sultan’da, ne de inandığı tanrıda olmadığını anlaması için binlerce yıllık akılcılık yetmemiş görünüyor.
Oysa senin sorunlarının çözümü gene senin elinde.
Senin ortak birikimin olan kaynaklarını senin yetki vermenle devleti ele geçiren güçlerin çarçur etmesiyle ilgili.
Bütün dünyada olduğu gibi, bazı ülkeler istisna sen de seni soyanları seksen yıldır iktidar yapıyorsun.
Senin iktidar yaptığın güçler, senin kaynaklarını sana harcamak yerine eşine, dostuna, yandaşına, partilisine, siyaseti finanse eden iş adamlarına ayırıyor.
Sen de bu yapıya destek oluyorsun aç, susuz, yoksul kalıyorsun
Senin sorunlarına çözümün Eyüp Sultan da ki ölmüş insanda değil senin seçtiğin iktidarların icraatlarında olduğunu henüz anlayamamışsın.
Senin vergilerini ve kaynaklarını adaletli bir şekilde dağıtmasında olduğunu anlamadığın için Eyüp’te nafile çareler peşindesin.
Çaresiz insanlara bakarken bunları düşündüm.
Ölmüş insandan çare aramak nasıl bir akıl tutulmasıdır?
Nasıl olur da ölmüş bir insandan üniversite kazanmak, iş bulmak, ev istemek veya ekonomik sorunlarına çare olması için nafile dualar edersin, elini yüzünü türbenin mermerlerine sürersin?
Oysa sen çaresiz değilsin.
Çözüm sende, çözüm aklını iyi kullanıp hakça bölüşümü, planlı ekonomiyi, kamu kaynaklarını eşit şekilde dağıtan, emekten, fakirden yana bir iktidarı oluşturmanda.
Sen böyle bir iktidar modelini oluşturamadığın sürece Eyüp’te ölmüş insandan çare aramaya devam edeceksin.
Senin orada çare araman için oluşturulan ve seni kandırmak için görevlendirilen din sınıfı (ruhban sınıfı) ve dinden beslenen siyaset erbapları ise senin hayalinde oluşturduğun cenneti burada yaşamaya devam ediyorlar.
Canım, ciğerim, gözümün çiçeği sen bunları görmüyorsan bundan dolayı yoksul olmaya ve bu dünyada sürünmeye devam edeceksin.