Fakirlik ve sosyal çürüme.
Evliliğimden bu yana oturduğum semtlerdeki halk pazarlarına giderim.
Şu anda Küçükçekmece de oturuyorum ve pazartesi ve perşembe günü ve pazar günü kurulan pazarlara gidiyorum.
Evimin ihtiyaçları yanı sıra pazarı boydan boya en az iki kere boydan boya gider gelirim.
İnsanları gözlemlerim.
Bu deneyimim tam 1982 yılından bu güne sürer gider.
Sevgili dostlar K.Çekmece sonradan oluşan semtlerle önceden gelen eski semtlerin iç içe geçtiği farklı sosyal katmanların yan yana yaşadığı bir yer.
İki kesim arasında sosyal ve ekonomik olarak çok büyük farklar yaşayan bir ilçe.
İşte 43 yıllık pazar gezi gözlemlerimde gördüğüm şu.
İnsanlar sosyal ve ekonomik olarak çok büyük çürümenin ve de sıkıntının içine sürüklenmiş durumdalar.
Örneğin pazar pazarı daha çok zengin kesimin gittiği pazar ve halkın burada etiket derdi yok.
Örneğin pazartesi pazarında 60 liraya aldığın aynı üzümü pazar pazarında yüz liraya alırsın.
İşte bu fark için zabıtayla konuştum.
Dedim ki ” Pazartesi pazarında aynı üzüm altmış lira burada yüz lira insanlar kazıklanıyor.”
Zabıta dedi ki ” Biz fiyatlara karışmıyoruz istediği fiyatı yazar sadece esnafın etiket koymasını ve gramajları denetliyoruz.”
İşte bu pazar pazarında kimsenin fiyat derdi yokken pazartesi ve perşembe pazarında fakir sayılabilecek bu pazarda içler acısı durumları gözlemliyorum.
Bunları da burada yazmak istemiyorum çünkü bu güzel ülkenin bu güzel insanların bir kilo domatese veya meyveye ulaşmak için bu duruma düşürenlere lanet okuyorum.
Ülkede ekonomi iyi diyenlerin gittiği pazar, pazar pazarı, ekonomi kötü diyenlerin gittiği pazarlar ise pazartesi ve perşembe pazarı.
Moral bulmak isterseniz pazar pazarına gideceksin, gerçekleri görmek istiyorsan da pazartesi ve perşembe pazarına gideceksin.
Bundan dolayı ekonomi iyi kötü tartışmalarını izlemekten ziyade semtinizde kurulan pazarlarda özellikle akşama doğru bir iki saat zaman geçirin ve insanların alım gücünün ne hale geldiğini lütfen görün.