Mart 18, 2021

Fikir ölmez, şekil değiştirir.

ile mehmet yüceer

Hukukçu olmak veya hukukun üstünlüğünü, bağımsızlığını savunmak tıpkı bir uçak pilotunun görevi gibidir.

Uçağın kopkit’in de pilot koltuğuna kim oturursa otursun, o uçağın havalanması için tarif aynıdır.

Yani uçağı havalandırmak için belli bir yolu ve teknik tarifi takip etmek zorundasınız.

Bunu yapmadığınız taktirde o uçak havalanamayacak veya havalansa bile yanlış kalkış düğmesine basmışsanız yere çakılacaktır.

Hukukun bağımsızlığını, tarafsızlığını böyle görüyorum.

Pilot koltuğuna oturan kişinin sağcı, solcu, İslamcı, dinli, dinsiz olmasının bir önemi yoktur, önündeki tarife uyup uçağı hepsi aynı yöntemle kaldırmak zorundadır.

İşte hukuk adamları tıpkı o pilot gibi davranmak zorundadır ya o uçağı tarif edilen teknik yolla kaldıracaktır, ya da yerinde sayacak veya yanlış düğmeye basarak uçağın/hukukun yere çakılmasına neden olacaktır.

Bu gün ülkemizde hukuk biraz buna döndü.

Hukukçu olanlar o koltuğa oturup o uçağı doğru düzgün kaldırmam gerekir düşüncesinin dışında aynı uçağı yeni yaratmaya çalıştıkları teknik yöntemlerle kaldıramaya çalışıyorlar.

Fakat uçak yerinden kalkmıyor ve hedefine de uçamıyor.

Son alınan Ö.F.Gergerlioğlu kararı ve HDP’nin kapatılması kararını ben biraz böyle bir pilotun teknik tarifi unutarak uçağı kaldırmak istemesi gibi görüyorum.

Hayatın binlerce yıldır yaşanmışlığından kaynaklanan özdeyişler vardır,

”Bir suyla iki kez yıkanılmaz” veya,

Albert Einstein’in dediği gibi,

”Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek aptalların işidir” der.

İşte bu gün hayatın bize öğrettiği ve ağır bedellerin ödendiği kırk yılda olan bitenlerden hiç kimsenin bir şey öğrenmediği ortada.

Bu gün MHP’-AKP’nin ”HDP kapatılsın ve HDP’de siyaset yapanlar ömür boyu siyasetten men edilsin” denmesi MHP’yi diri tutmanın ve MHP’yi yaşatmanın, canlı tutmanın bir yöntemi olabilir.

Buradan şunu çıkarabiliriz de, bu ülkede Türk milliyetçileri dün vardı, bu gün de var, yarın da olacaktır ama Kürt sorunu çözüldüğü anda bu günkü siyaset tarzının ve MHP çizgisinin var olabilmesi de mümkün olmayacaktır.

Yani Kürt sorunu ne kadar diri ve canlı tutulursa, MHP’ de o kadar canlı ve diri kalacaktır.

Bunun ülkeye ödettiği bedel mi?

Bunun hiç bir öneni yok.

Nasıl olsa bu halk kırk yıldır canıyla, malıyla ve gencecik evlatlarıyla bu bedeli ödüyor ve ödemeye de hala çok hevesli ve istekli.

Memleketimizde şehit gitmeyen köy, kasaba, şehir kalmadı, şehit ismi verilmeyen park, bahçe ve resmi bina ismi kalmadı.

Hatta çevik kuvvetin kullandığı akrep denilen araçların üstünde bile şehit isimlerini gördüm ve içim yandı.

Dün olan, bitenleri görünce aklıma bunlar geldi, oysa bu gün, bu ülkenin Kürt sorununu çözmek o kadar kolay ki, yeter ki insan sevilsin, yeter ki ülkenin yarınlarında herkesin mutlu olduğu, kardeşçe yaşayacağı bir Türkiye özlemi olan siyaset isteyenler çoğalsın.

Bu gün dünyada buna benzer bir çok sorun nasıl çözülmüşse bu da çözülür ama bizim ülkemizde daha yıllarca çözülemeyecektir.

Çünkü Kürt sorunu büyük bir ekonomi yaratmıştır ve buradan beslenen milyonlarca insancık türemiştir.

Birincisi silah ticareti,

ikincisi koruculuk sistemi,

üçüncüsü güvenlikçi politikalardan dolayı kurulan yeni askeri güç alanları,

dördüncüsü bu damardan beslenen milliyetçi politikalardan beslenen çok kuvvetli bir damar,

beşincisi ülkenin ekonomik, sosyal sorunlarını örtmeye yarayan bir aparat olarak yeri geldiğinde bu yapının kullanılması.

Ve daha sayılabilecek bir çok neden.

Bundan dolayı, bu ülkenin Kürt sorunu, kimine göre terör sorunu, kimine göre güneydoğu sorunu çözülmeden kişi başına düşen milli gelirin on bin doların üstüne çıkması hayaldir.

Dün TBMM’de yaşananları ağzım, dilim kuruyarak izledim.

Benim çocukluğumda Apocular diye başlayan bu hareket bu gün ben altmış üç yaşıma geldim hala devam ediyor.

Biter mi?

Hayır hiç bir zaman bitmez, bu kafalara ve bu siyasi yaklaşımlar Kürt sorunundan beslendiği sürece ve yaratmış olduğu devasa ekonomik sosyal yapı ortadan kalkmadığı sürece bu sorun bitmeyecektir.

Biz elli yıldır bu acıyı yaşıyoruz, bu kafalar ve bu yaklaşımlar değişmedikçe bizden sonraki altmış yıllık nesillerde bu sorunu yaşayacaktır.

Çünkü iki şeyi yok edemiyorsunuz, madde vardan yok olmuyor, yoktan da var olmuyor sadece şekil değiştiriyor.

Bir de fikir yok olmuyor sadece şekil değiştiriyor.

İşte bu günün siyasetçilerinin bu kadar yalın, net, açık bir konuyu anlayamıyor olması, bu ülkenin en büyük talihsizliğidir.

Bundan dolayı bu sorun bitmediği sürece fakirlik, acı, kan, göz yaşı ve ilkel abuk, sabuk hamaset siyasi söylemleri bitmeyecektir.