Fırtına deresi taşkını, Ayder yaylası.
Temmuz ayının sonunda Ayder’e çıkan vadileri, dereleri gezmiştim.
Özellikle Fırtına vadisi ve Fırtına deresi üzerinde yapılan mühendislik çalışmalarından bahsetmek isterim.
Çamlıhemşin ilçesinin içinde Ayder’e çıkan yol çok dar.
İki araç zor geçiyor. Esnafın dükkanının önüne park edip bir eşya indirmesi bile zor.
İşte bu durumu düşünerek Çamlıhemşin girişinden çıkışına dar yolu ve ilçeyi bypass eden bir tünel yapılıyor.
Temmuz ayının sonunda çalışmalar devam ediyordu henüz açılmamıştı.
Bu tünel bana göre çok doğru bir proje.
Ayder’e yoğun insan ve Arap akışı olunca trafik çok yoğun.
Bundan dolayı da yollar dağa doğru değil dere yatağına doğru yol genişletilmiş.
Bazı yerlerde dere yatağındaki taşlar temizlenmiş yatak iki betonarme duvar arasına hapsedilmiş.
Oysa Ayder iki betonarme duvarın arsına sıkıştırılınca dün ve önceki gün gibi isyan edip taşıyor.
Eğimden dolayı Çoruh nehrinin akış hızına yakın bir debiyle dere akıyor.
İşte burada suyun akış hızı çok fazla olduğundan önüne gelen ilk köprü engelde devasa şiddetle yıkım yapabiliyor.
Fırtına deresi içindeki kayaların toplanıp kullanıldığı söyleniyor.
O devasa büyüklükteki taşlar eğimi çok fazla olan derenin akış hızını yavaşlatıyor.
Bazı yerlerde suyun akış hızını azaltmak için tabandaki beton üzerine setler yapılmış.
Yanlış yanlış sebebi nedir çabuk iş yapmak işin kolayına kaçmak.
Bazı yerlerde derenin kenarına yapılan betonarme perdeler derenin içine yatmış.
Sebebi ise perde betonun temeli dere yatağının altına inilmeden yüzeyde kalması.
Sonuçta su taşkın halindeyken perdenin dibindeki toprağı alıyor ve perde havada kalıyor.
Bu da mühendislikte cehalet.
En büyük yanlış ise fırtına deresinden ve binlerce yılda oluşan su yatağından yolun geçmesi.
Ayder’e çıkan yolun tamamı dere yatağında ve derenin kenarından gidiyor.
Oysa orası ipek yolunu geçiş güzergahı.
Bu gün gördüğümüz askılı taş köprüler Bizans ve Osmanlı döneminde yapılan köprüler hala ayakta duruyor.
Çünkü köprünün ortasında suyun ulaşamayacağı kadar bir yükseklik yapılmış ve dere yatağında suyun akışını akış alanını daraltacak ayak yok.
İki ayakta dere yatağının en uzak noktasında ve taşkın ne kadar büyük olursa olsun köprüye zarar vermiyor.
Bundan dolayı yüzlerce yıl ayakta kalmışlar.
İşte bu köprülerin geçiş yolları(İpek yolu) Erzurum’a, Artvin’e geçen yollar dere yataklarından çok yüksekte yapılmış.
Yüzlerce yıl önce ipek yolunu yapanlar dere yatağından uzak durmuşlar.
Bizim akıllı geçinen yeni geri zekalılar ise yolun tamamını vadi içinde dere yatağı ve derenin taşkın alanı içinden geçirmişler.
Bununla da yetinmemişler yeni türeme, devleti soyan görgüsüz zenginlere dere yatağının kenarında nerede bir düzlük görmüşlerse bungalov evler yapılmasına izin vermişler.
İşte son taşkınlarda bungalov evlerin çoğunu dere aldı götürdü Karadeniz’e atıverdi.
Yani şunu diyorum ilimden gidilmeyen yolun sonu felakettir.
İşte Fırtına deresi de bilime kulak vermeyenlerin kulağını çok güzel çekiverdi.
Daha önce de Karadeniz bölgesinin bir çok il ve ilçelerinde bu dersi vermişti.
Akıllanırlar mı?
Mümkün değil, çünkü bu insanlar mühendislik biliminden uzaklaşmışlar para akıllarını başından almış.