Hamamda şeytan
”Patron Çocuğu” adlı kitabımda anlatmıştım.
Benim babam hamam işleten esnaftı.
Hamamda çalışan işçiler gurbetçi olduğu için hamamda yatarlardı.
Bazı geceler ben de hamamda yatardım.
Gece saat 24′ de de hamam kapanır ışıklar söner ve herkes yatağına çekilir.
İşte tam bu esnada hamamın içinden gürültüler gelir.
Hamam tasları devrilir, garip tıkırtılar duyulur.
Hamamın dış kısmındaki işçiler yattıkları küçük soyunma odalarından konuşmaya başlar.
Onların sesleri gecenin karanlığında yirmi metre yüksekliğindeki yarım daire kubbede yankı yapardı.
”Şeytanlar yıkanmaya başladı.”
Bu konuşmalar sesler bitene kadar sürerdi.
Sesler bitince küfürler eklenerek ”şeytanın yıkanması bitti” derlerdi.
Ben de liseye gidiyorum o konuşmaların ne kadar boş olduğunu aldığım eğitimden okuduklarımdan bilen birisiyim.
Tuvaletler hamamın içinde olduğu için gece işçiler korkudan tuvalete bile gitmezlerdi.
Çok sıkışırlarsa dışarıdaki Hızırbey camisinin tuvaletine giderlerdi.
Elbette bu sesleri ben de çok merak ederdim ve de korkardım.
O yaşımda şeytana inanmadığım için bunun başka bir şey olduğunu da biliyordum.
Bir süre sonra bu sesleri hamamın pis sularının aktığı kanalizasyondan gelen farelerin yaptığını keşfettim.
Aslında hamama farelerin girdiğini işçiler de biliyordu.
Sıcak hamamın içine onlarca kedi büyüklüğünde fare doluştuğunu gördüm.
İşçilerde bu gürültülerin fareler tarafından çıkarıldığını bilmelerine rağmen şeytan çıkarıyor diye ısrar etmeye devam ettiler.
Hemen babamla konuştum ve kanalizasyondan gelen kısma bir ızgara yaptırdık.
Farelerin geliş yolunu kapadık.
Tuvalet deliklerine de açılır kapanır bir aparat takıldı.
Bu işlem yapıldıktan sonra hamamdaki gürültü patırtı bitti.
Ondan sonra hamamda çalışan işçiler de bir süre sonra şeytan korkusundan arınıp gece tuvalete girmeye başladı.
Bu anımı neden anlattım, korku öyle pis bir duygudur ki insanı teslim aldığında onu insanlıktan çıkarır.
İnsanlık yüzlerce yıldır, şeytanla, cinlerle, Allahla ,cehennemle ve de faşist iktidar baskılarının zulümleriyle korkutularak kolay yönetilme şartları sağlanmıştır.
İşte bu korkularından arınmış insanlar gördüğünüzde kim olursanız olun, hangi egemen güç olursanız olun o zaman siz korkun.
NOT: Bu olay 1975 yılında Kırklareli Hızırbey hamamında geçmiştir.
”Patron Çocuğu” adlı kitabımda bu konuyu da uzun uzun anlatmıştım.
Bu arada kitabımı alın diye yazmadım, kitap piyasada satılıyor fakat para korsanların cebine gidiyor.
Kırklareli’nin aydın, ilerici, yurtsever insanlarına da selam olsun.