Hangisi İslam? Mevlana mı, taleban mı?
Afganistan da yeniden ortaya çıkan ve yönetime gelen gerici, yobaz, kadın ve insanlık düşmanı taleban (Ben taleban yazıyorum çünkü bu gerici yapıyı talebeler kurduğu için isim kökü talebedir.) yeniden hortladı ve İslam ve şeriat tartışılır oldu.
Bu gün dünyada var olan kutsal kitaplar ve ideolojiler İslam ve esin kaynağı Kuran kadar çok eğilip bükülmemiştir.
Hristiyanlığın egemen olduğu coğrafyalarda da çok kan dökülmüştür ama bu gün protestan, katolik ve ortodosks diye ayrışan hristiyanlıkta İslam kadar derin uçurumlar oluşmamıştır.
İslama dayanarak bu gün herkesin hayranlık duyduğu Mevlana, Hacı Bektaş Veli ve yüzlerce yazar çizer ve inanç önderi çıkmıştır.
İslamı esin kaynağı gören alevilik- bektaşilik yüz yıllardır Anadolu ve balkan topraklarında vardır ve esin kaynağı İslam ve hümanizmdir.
Anadolu İslam anlayışıyla bu günkü kara yobazları kıyaslamak mümkün değil.
Gene İslamın egemen olduğu coğrafyalarda bin iki yüz yılına kadar Farabi, Ammar, Harizmi, İbni Sina ve yüzlerce felsefeci ve aydınlanmacı bilim adamı çıkmıştır.
Hristiyan coğrafyası orta çağ karanlığını yaşarken İslam coğrafyası aydınlanmacı bir iklimin etkisi altındaydı.
Yani İslam bin dört yüz yılına kadar aydınlanmacı, bilime kulak veren bir yapıyı barındırıp orta çağ karanlığını yaşamamış olmasının da esin kaynağı İslam ve kuran olmuştur.
Bunların içinde İslamı reddedenlerde olmuştur ama o çağda esin kaynağı İslam olmuştur.
Gene İslamdan esinlenen yönetim modelleri çıkmıştır.
Bazıları acımasız, gaddar, kelle, el kesen, recm yapan, kan kusan modeller olmuş bunlarında esin kaynağı İslam ve Kuran olmuş.
Osmanlı modeli altı yüz yıl hüküm sürmüş eksikleri de olsa, yanlışları da olsa bu süre boyunca farklı inançlara vergilerini yüksek tutarak, birazcık itip, kakarakta olsa inançlarını ve yaşamlarını rahatlıkla sürdürebilmiştir.
Yani farklı inançlara hoşgörüyle bakan bir yönetim modelinin de esin kaynağı İslam ve Kuran olmuştur.
Bu güne gelecek olursak, derin yüz yıl analizleri yerine Yaşar Nuri Öztürk’ün de İhsan Eliaçık’ın da, Mehmet Boynukalın’ın da, Adnan Oktar’ın da diyanetinde, başındaki din adamının da, Cübbeli Ahmet’in de esin kaynağı islam-Kuran olmuş.
Peki bu kadar çok geniş bir alanda bir uçtan diğer uca, 180 derece savrulan bir İslam anlayışı nasıl oluyor da bu kadar farklı yorumlanabiliyor?
Nasıl oluyor da İslam ve kaynağı kurandan esinlenen insanlar bir tarafta kadın düşmanı, bir tarafta hümanizmaya esin kaynağı olabiliyor? (kadını dışlayan ayetler var diyenler olabilir.)
Gene nasıl oluyor da aynı İslamdan hümanizm ve yumuşak, barışçıl inanç savunucuları çıkıyor?
Böyle bir durum ne İncilde, ne de Tevratta ne de sosyal alanları yönlendiren ideolojilerde mevcut.
Elbette ben teolog değilim ve derin din araştırmaları yapmış birisi de değilim.
Bu durum İncili, tevratı ve kuranı defalarca okumalarımdan, elli yıllık okumalarımdan kafama takılır durur.
Bu gün taleban denilen ve kadın,çocuk,insanlık düşmanı bir anlayışın esin kaynağının İslam ve kuran olması sizlere şaşırtıcı gelmiyor mu?
Kurandan esinlendiği iddia edilen ve orayı dayanak gören öyle hadisler varki okuduğunuzda midenizin sağlam olması gerekiyor.(Bunlara uydurma hadisler olduğunu iddia edenlerde var.)
Ortada bir tane kitap var, bu kitap kuranı kerim.
Bu kitabı okuyan hümanistte oluyor, katil de, kadın ve çocuk düşmanı da.
Bu kitabı okuyanların bir kısmı komünistlere yakın fikir sahibi de oluyor, Mevlana’nın mesnevisine de esin kaynağı oluyor.(Mevlana’nın Budizmden etkilendiğini iddia edenlerde var)
Tanrı, inananlara göre kuran ayetlerini on iki yılda peygambere vahiy etti.
Biliyorsunuz on iki yıl hiç bir basılı kaynak yok, peygamberin söylemleri on iki yıl sonunda Hz.Osman tarafından ceylan derilerine yazdırıldı.
Yani peygamberin o günün Arap toplumuna sunduğu destansı sözler on iki yıl sonra kitap oldu.
İnananlara göre yüz yirmi dört bin peygamber gönderen, dört tane yazılı kayıt olarak kitap gönderen tanrı, gene inanca göre son peygamber Hz.Muhammed ve son kitap Kuranın bu kadar çok yanlış anlaşılacağını bilse, bu kadar çok insanlık ve kadın düşmanı üretebileceğini bilse bu kitabı gönderir miydi?
Gerçekten sadece inanan, teslim olan, biat eden sormayan, sorgulamayan insanlar için bu sorular can acıtıcı olabilir.
Bu gün tekrar soruyorum aynı kitaba bakarak ve aynı kitaptan esinlenerek Mevlana’nın, Hacı Bektaş Veli’nin, Ammarın, Harziminin, İbsi Sinanın çıkması ve aynı kitaptan esinlenerek talebanın, ihvanın, hamasın ve de Mehmet Boynukalın’ın, Kadir Mısıroğlu’nun,Cübbeli Ahmet’in çıkması size garip gelmiyor mu?
Bu konu o kadar geniş bir konu ki, inanın düşündükçe beynim yanıyor.
Düşündükçe, okudukça bir kitabın ve inancın bu kadar çok eğilip, bükülmesi, siyah ve beyaz kadar farklı anlayışların savrulması sizin de canınızı sıkmıyor mu?
Sizi rahatsız etmiyor mu?
Beni rahatsız ediyor ondan dolayı yazıyorum.