Haydi parti kuralım !
Son bir yılda kaç tane parti kuruldu bilmiyorum, merakta etmiyorum.
Çünkü kurulan bu partilerin kurulma nedenleri ülkenin ihtiyacından ziyade birkaç kişinin şahsi ihtiyacından kaynaklı olduğunu biliyorum.
50+1 sistemi bu kadar çok partinin kurulmasını teşvik etmiştir.
Çünkü geçmişte %1 bile alamayan bazı partilerin genel başkanları ve üst düzey birkaç yöneticisi bu sistem yüzünden bugün milletvekilidir veya üst düzey bir yerde arpalık içinde görevlidir.
Doğal olarak 50+1 sistemi, piyasada makamdan, mevkiden adam olmak isteyenlerin ve makam mevki heveslilerinin iştahını kabartmıştır.
Peki bu kadar parti kurulunca ne olacak?
Hiçbir şey olmayacak, önümüzdeki seçimlerde iki blok içinde yer kapmak için ” Benim oyum şu kadar ” diye kapılar çalınacak.
Eğer Millet ve Cumhur ittifakı hakikaten seçime katkısı olacak gücü olduğuna inandığı bir yapı gördüğü partinin genel başkanını milletvekili listelerine koyacak.
Tıpkı Destici ve DP genel başkanının milletvekili olması gibi.
İşte bugün sadece bundan dolayı partiler kuruluyor.
Bu partiler 2023 yılında yapılacak olan seçimlerde genel başkanları milletvekili olamadığı taktirde, seçim sonunda kamudan, belediyeden ve arpalıklardan beklentiler yerine gelmediği taktirde, o partilerin çoğunluğu tabela partisi olarak kalacak bir kısmı da tabela indirecek.
Görüşlerini genel tutuyorum, çünkü son kurulan partilerde üst düzey görevler alan arkadaşlarım oldu.
Onlarında üzülmesini istemem.
En azından Rus ruleti gibi olsun, kendi kurşunlarının sırasını beklemeleri için ve umutlarının kırılmaması gerekiyor.
Seçime gelince bu ortamda Sayın Erdoğan seçime gitmez.
Daha evvelde yazdım, Afganistan, Orta Doğu, Akdeniz bölgesi, Suriye, Libya ve diğer bölgelerde ABD’nin vermiş olduğu ödevler tam olarak yerine getirileceği taahhüdü tamamlanmışsa, Kürt sorunu konusunda federasyona kadar gidecek ve de HDP ile çözüm konusunda tekrar irade gösterilirse, siyasi mahkûmlar için genel af çıkarılırsa, ABD, batı finans kurumları bu işlerin karşılığında kredi musluklarını açarsa, Cüneyt Zapsu’ nun dediği gibi ” Deliğe süpürülme ” ertelenirse, ihtiyacımız olan tulumbadaki su gelirse, ekonomik olarak daralmış, bunalmış, isyan noktasında duran halkın öfkesi biraz olsun söndürülürse, yani insanların cebine para girerse, ortalık biraz rahatlarsa, pandemi sorunları biterse, Çanakkale 18 Mart Köprüsü açılırsa, köprü geçilirse Sayın Erdoğan işte o gün ” Haydi seçine gidiyoruz ” diyebilir.
Yukarıda saydığım sorunları yirmi yıldır biriktiren, birikmesine sebep olan Sayın Erdoğan, önümüzdeki bir buçuk yılda bu sorunları çözerse zaten hiçbir şey yamasına gerek yok, elini kaldırsa seçimi alır.
Çünkü bizim insanımızı akşama kadar dövsen, akşam öpüp gönlünü alsan bir saat sonra dövüldüğünü unutur.