İnanarak yaşamak bilime ve bilgiye düşman olmak.
Bir insan düşünün ve ya bir kitle.
Bu insan tam yirmi yıldır hayal dünyasında yaşatıldı ve söylenen gerçekle ilgisi olmayan fikirlere inandırıldı.
Örneğin ”Gabar da petrol çıktı ülke kurtuldu ” denildi inandı.
”Yerli otomobil yaptık çağ atladık” dediler inandı.
”Uzaya gittik uzayı fethettik” denildi inandı.
Lozan’ın süresi 2023′ te bitecek ve petrolümüzü, madenlerimizi, doğal gazımızı çıkaracağız süper güç olacağız” denildi inandı.
”Karadeniz de öyle büyük gaz yatakları bulduk ki doğal gaz 2024 yılından itibaren herkese bedava olacak” denildi inandı.
20 nisan ve 23 nisan günlerini peygamberin doğum günü yalanını söylediler bu kitle inandı.
”Ülkenin dünyanın en büyük ekonomisi” olduğunu söylediler inandı.
”Ülkeyi yöneten liderinin dünya lideri” olduğuna inandı.
”Kişi başına 2024 yılında otuz bin dolar ulusal gelirin olacağı” söylendi inandı.
En son sayın Erdoğan dünya lideri ! Libya’ya ve bir çok ülkeye ordumuzla nasıl girdiysek İsrail’e de gireriz ve İsrail’i yok ederiz anlamına gelen bir cümle kurdu adım gibi eminim yirmi yıldır gerçek olmayan bir çok olaya inanan güzel ülkemizin güzel insanları buna da inanacaktır.
Çünkü bu kitlenin en büyük sorunu bilmek istememesi.
Bilmekten ve bilimsel gerçeklerden kopuş ve hayal dünyasında yaşamak onları mutlu ediyor.
Hiç bir zaman bilmek konusunda en küçük bir gayreti olmadı.
Sadece şu Lozan yalanının 2023 yılında patlamasından sonra bile ya ”bunlar bizi kandırmış” demediler.
Hiç kimse bu tür bir tavır sergilemedi.
Bu kitle hala hayal dünyasında yaşamayı ve gerçeklerden kaçmayı yaşamının mutluluk kaynağı olarak görüyor.
Hala bilmek yerine yalın gerçeklerle yüzleşmek yerine inanmayı tercih ediyor.
O hala hurafelerle ve de akıl dışı konularla kendisini avutmaya devam ediyor.
İşi o kadar ileri götürdüler ki tarikat şeyhinin Azrail’i tokatladığına, şeyhinin depremi durdurduğuna, şeyhinin tükürdüğüne buladığı bir gıdayı yediğinde şifa bulacağına inanıyor.
Hatta daha da ileri gidiyor, cinsel ilişki sırasında şeyhini düşünerek eşini hamile bırakırsa çocuğunun daha hayırlı bir evlat olacağına inanıyor.
İşte bu ülkenin en büyük sorunu bu.
Bu ülke ekonomik sorunları, yaşam sıkıntılarını, emekli maaşlarının azlığını memleketi soymayan, pazarlamayan bir iktidar bulduğunda çok kısa sürede çözebilir.
Sadece inanan, dünya gerçeklerinden, bilimden, bilmekten korkan insanları bilimsel bir kafaya ve gerçeklerle yüzleştirmek ise uzun yıllar alacak bir çabayı gerektiriyor.
Bu gün bu ülkenin bu faciadan kurtulması için siyasetin çözümler üretmesi gerekiyor.
Sayın Erdoğan yaşamın çok zor olduğu bu dönemde ekonomiyle ilgili müjdeler yerine Rize’ye çok büyük bir cami yapacağı müjdesini veriyor.
Ne diyelim halkın talebi ve mutluluğu bu yönde.
Bu durumda çok yoksulum maaşım yetmiyor demene gerek yok.
Sen bu dünyada seni yönetenler sayesinde ne kadar çok sürünürsen ve yoksul kalırsan inandığın öbür dünyada hem beş yüz yıl önce cennete gireceksin, hem de çok güzel bir yaşama kavuşacaksın…!
Tıpkı Gazze’li çocuğun ananesine dediği gibi.
”Anne biz burada hayat çok zor açız bir an önce ölelim cennette çok rahat yaşayabiliriz karnımızı doyurabiliriz ” dediği gibi.
Ne diyelim çoooooooook ama çok zor bir sosyolojinin içine düşen güzel ülkemiz ve Müslüman dünyası buralardan da çıkabilecek mi?
Kısa sürede bir umut görünmüyor.