İnanca saygı…. Kurban bayramı.
Kurban bayramı ve halkımızın inançlarından kaynaklanan ve ibadetin ve itikatının bir parçası olan kurban kesmeye başladılar.
Kuran’ da kurban hac suresi 28-36-37,maide suresi 2,27,97,Fetih suresi 25,Ali İmran suresi183,Maide suresi 95,Saffaf suresi 103,kevser Suresi 2. ayette geçer.
Bazı aydınlar ve kaynaklar kurban kesmenin Sümer adeti olduğu çok tanrılı inançların içinde tanrılarına sundukları bir adak olduğunu söylerler.
İnançlı insanlar Müslümanlar ise kurbanı Hz.İbrahim’e bağlarlar.
Hz.İbrahim’in karısı Sare’den erkek çocuğunun olmadığı erkek çocuğu olduğu taktirde tanrıya kurban edeceğine söz verir. (Tevrata göre de Hz.İbrahim’in tek çocuğu vardı adı da İshak’tı.)
Hz.İbrahim cariyesi Hacer’le birlikte olur ve Hacer’den bir erkek çocuğu olur.
Hacer’le birlikte olduğunda ise karısı Sare’nin 76 yaşında kendisinin de seksen altı yaşında olduğu dini kaynaklarda yazılır.
Cariyesi Hacer’le birlikte olmasından bir erkek çocuğu olur adını İsmail koyar.
Verdiği sözü uzun süre unutur.
Rüyasında İsmail’i tanrıya kurban etmesiyle ilgili sözü hatırlatılır.
Hz.İbrahim de bu sözüne uyar oğlu İsmail’i kurban etmek için gözünü bağlar bıçağı tam boynuna uzattığı anda tanrı gökten bir koç indidir. (Çocuk kurbanı Aztek ve Maya geleneklerinde de olduğunu hatırlatalım)
İsmail’in canı kurtulur.
İnananlar ise bu geleneği dinin bir parçası gibi görür.
İnanmış olarak her yıl kurbanlarını keser.
Bazı din adamları da kurban kesmenin farz değil sünnet olduğunu, kurban kesmenin ibadet değil bir sosyal yardımlaşma olduğunu söyleyip dururlar.
Sonuçta kim neye nasıl inanıyorsa inanır ve dini inancının gereğini yerine getirir.
Bu gelenek ama Sümer’den altı bin yıldır ama Hz.İbrahim’den dört bin yıldır sürer gider.
Bu arada Hz.Muhammed hariç bütün peygamberlerin Yahudi olduğunu da belirtelim.
Dolaysıyla Hz.İbrahim soyundan gelen Arapların da Yahudi olduğunu hatırlatalım.
Bütün bu bilgilerin kaynağı bilimsel kitaplar değildir ve dini kitaplardır.
Sonuçta kim neye inanıyorsa inansın sadece sosyal yaşamı şekillendirmek herkesin onun inandığı gibi inanmasını dayatmadan herkesin inancını özgürce yapmasını savunmak bir temel insan hakkıdır.
İnanç tartışılmaz ama bilinen ve bilime somut delillere ortaya konulan bilinmiş olan konular tartışılır.
Hz.İbrahim’in fırına atıldığı yerin bu günkü Urfa’daki balıklı göl olduğu yazılır söylenir.
Mekke’deki hacıların etrafında döndüğü ve tavaf ettiği binanın da Hz.İbrahim’in evi olduğuna inanılır.
İşte bütün anlatılanların ama mitolojik hikaye ama inancın bir parçası etrafında oluşan dini inanç biçimi olsun, hac ve kurban ritüelinin ve inancının yaşandığı bu günü Kurban bayramı olarak inananlar yaşıyor.
”Hayvan keserek ve katliam yapılarak bayram olmaz” diyen aydın ve ilerici dediğimiz kesimin de şunu anlaması gerekiyor.
Tamam kendi içinde buna inan ve kurban kesme ama bunun yüksek sesle söylesen de tam dört bin yıldır ve Sümer’e gidersek altı bin yıldır kurban kesiliyor.
Bu günde İslam ülkelerin de bayram yapılarak kurbanlar kesiliyor.
Saygı duymak gerekir. Saygı içinde bu inancı bayram olarak yaşayanların kurban bayramını kutluyorum ve inanca saygının en temel insan hakkı olduğunu bir kere daha hatırlatmak istiyorum.