İnançlara saygı…
Bir insan ben şuna inanıyorum diyorsa onun inancını tartışmaya gerek yok.
Çünkü inanç tartışılmaz bilimsel olan ve bilimsel temellere dayanan fikirler tartışılır.
Hayatım boyunca kutsal denilen kitapların dindarlarına ve kitapsız dinlere saygı duydum.
Yeterki o inanç başkalarının hayatına karışmasın, tehdit unsuru olmasın.
Bu arada dinlerle hiç ilgisi olmayan (Ateist,Deist v.s) inançsız insnalara da saygı gösterdim.
Bunu dedikten sonra Fransa da yaşanan bir olaya değinmelk isterim.
Fransız ihtilali dünyanın bu güne gelen özgürlük hareketlerinin çıkış noktasıdır.
Fransız ihtilali barış, kardeşlik, eşitlik, özgürlük duygularının yayılmasının mihenk taşı olmuştur.
Gene 1789 ihtilali ulus devletlerin doğmasının ateşleyici fitili olmuştur.
İşte özgürlüğün sembolü olan Fransa da futbol federasyonu oruç tutan sporcuların iftarını açmak için bir iki dakika müsabakalara ara verilmesine izin vermedi.
Bundan dolayı takımlar içindeki bazı duyarlı sporcular maç devam ederken sakatlık numarası yaparak müslüman futbolcuların/sporcuların oruçlarını açmalarına vesile oldu.
Oldu da ne oldu, Fransız seyirciler bu durumu yuhaladı.
Yani özgürlüklerin sembolü olan Fransa 2026 yılında bir inancın özgürce kendi ritüellerini yerine getirmesine tahammül edemedi.
Şunu da belirtmekte fayda var, elbetteki islamın şeriat ve devlet olma iddiası bitmedi.
Eğer islam şeriatı Fransa da devlet olacağım, şeriatı devlet yönetimi olarak kuracağım ve baskıcı teokratik bir düzen kuracağım diye örgütlenip mevcut demokrasiyi tehdit ediyorsa buna karşı tedbir alması anlayışla karşılanabilir.
Çünkü her demokrasi kendini tehdit edene karşı koymak ve engellemek gibi bir görevi vardır.
Fransa da böyle bir tehdidin olmadığını biliyoruz.
Aynı durum bizde de mevcut Cumhuriyetçiler, demokrasi yanlıları ve laik seküler kesim şeriatçı örgütlenmeye ve şeriatın devlet olma iddiasının karşısında duruyor.
Bunu yaparken siyasl islamcı ve dinci olmayan dindar İnsanların da inançlarına saygı gösteriyor.
Fransız nüfusu içinde şeriat tehdidi oluşturmayan müslümanların oruç tutmasına ve bir iki dakika orucunu açmasına izin vermiyorsan ve senin insanlığın, ahlakın buna tahammül edemiyorsa nerede kaldı Fransız devriminin özgürlük ruhu.
Bırakın özgürlükçü demokrasi içinde isteyen istediği gibi inansın istediği gibi yaşasın.
Yeter ki ” Benim inancım en doğrudur” diye diğer inançtan veya inançsızlıktan olan insanlara dayatma ve baskı yapmasın.