Mayıs 10, 2022

İnsanlığın yeni tapınakları AVM’ler.

ile mehmet yüceer

AKP dönemiyle başlayan tüketim çılgınlığı AVM’ (Alış Veriş Merkezi.) lerin patlamasıyla doruk noktasına ulaştı.

AVM’ler insanlığın yeni kutsal tapınakları haline getirildi.

Rusya 18 milyon m2 alan ile en çok AVM olan ülke.

İkinci sırada Polonya 9.5 milyon m2.

Türkiye de ise 470 adet AVM var kullanım alanı 8.8 milyon m2.

AVM’lerin yapılmasının yararları, zararları yıllardır tartışılır durur.

AVM’ ler açıldıktan sonra mahalle bakkalı ve küçük esnaf yok olma noktasına geldi.

Yani büyük balık küçük balığı yuttu.

Elbette ki batı ülkelerinde AVM’ ler var ama bizdekinin onda biri kadar bile değil.

Çünkü batı toplumları yaklaşık yüz yıldır ekonomik anlamda harcama kültürüne doymuş durumda.

Bugün Sovyetler birliğinden ayrılan ülkelerde ve bizim gibi vahşi kapitalizmin harcama kültürüne feda edilen ülkelerinde AVM’ lerin çok fazla olması da tesadüf değil.

AVM’ lerin özellikle İstanbul da 150′ ye yakın olmasının bir başka faydasını söylemek isterim.

İstanbul birinci derece deprem bölgesi.

İstanbul da iki buçuk milyon metrekare kapalı alana sahip AVM’lerin depreme dayanıklı olduğunu biliyoruz.

Çünkü bu binalar deprem yönetmeliklerine uygun yapıldı.

Bu kadar büyük kullanım alanı olan bu binalar olacak büyük depremde ölmeyenlerin sığındığı, barındığı yerler olacaktır.

Bu konuda AVM ‘lerin çok büyük faydası olacaktır.

Çünkü deprem sığınma alanları olan yeşil alanlar şu anda yeterli değil.

Bir çok sığınma alanına da AVM yapıldı.

İşte bu tür alanlar o gün can simidi olacaktır.

Bir de gezi, olayının bu açıdan faydasına bakmamız gerekiyor.

Biliyorsunuz Taksim gezi parkına Osmanlı döneminde gerici yobaz ayaklanmanın sembolü olan topçu kışlası yapılacak ve Taksim meydanına bakan bütün alanlar ve iç kısmı da AVM, otel olacaktı.

Gezi direnişiyle birlikte İstanbul’un önemli alanları Taksim gibi,

Beyazıt gibi meydanları Gezi direnişiyle kurtulmuştur.

Çünkü vahşi kapitalizm İstanbul’un bütün yeşilini ve boş alanlarını ranta açmak için bitmeyen iştahıyla yol alırken, gezi bu iştaha ot tıkamıştır.

Bundan dolayı Gezi basit bir halk hareketi değildir, aynı zamanda İstanbul’un kalan yeşiline, ormanına, denizine sahip çıkmanın da işaret fişeği olmuştur.