Mayıs 31, 2021

Kafalar Taleban, doğa çöplere teslim.

ile mehmet yüceer

Benim çocukluğumda fakirlik vardı (1958 doğumluyum) kara lastik, yamalı pantolon ,yamalı ceket vardı.

Yani ülkenin %80′ i köylerde oturuyordu.

Bu gün bunun tam tersi.

Henüz köylere okul ve elektrik yoktu.

O gün köyde olan insanların geçim kaynağı tamamen tarım ve hayvancılıktı.

Para bir tek çay ve şeker için gerekirdi.

Çay da 1968 yılında köye geldi.

Çay gelmeden önce sabahları mevsime göre değişen çorbalar içilirdi.

O gün insanların sağlığa ulaşması söz konusu bile değildi.

İnsanlar akşam hastalanır, sabah ölürdü.

Hiç kimse tansiyon ,şeker ve diğer hastalıklardan haberdar değildi.

Hasta olanlar köyün birazcık Arapça dua bilen hocasına okutulurdu, ölmemişse muskalar yazılırdı..

Danası, ineği kaybolan köylü akşam hocaya bıçak okutur, bıçağın ağzını kapatarak kurtların, ayıların ağzının kapatıldığına inanılırdı.

Ertesi gün kaybolan hayvan bulunduğunda hocanın değeri biraz daha artardı.

Kısacası hem cehalet, hem sefalet vardı.

Köylerde çöp sorunu hiç yoktu.

Çünkü tüketim azdı, tüketilen gıdaların tamamı dönüşen atıklardı.

Bir tek odunun külü sırıtırdı o da hayvan gübresi içinde yok olur giderdi.

Bu gün yani geldiğimiz 2021 yılında köylerde fakirlik o gün kadar yok ama bitmiş değil.

Zil zurna dediğimiz yoksulluk, sefalet yerine fakirliğin başka bir hali yaşanıyor.

Üretimden çok tüketime dayalı vahşi kapitalizm köylere kadar soktuğu bütün teknolojik aletlerden para alıyor.

Çocukluğumda dediğim gibi köylünün tek masrafı çaydı fakat bu gün köylünün sorunu başka.

İnsanların gözünün içine sokulan tüketim kültürü köylünün de sıkıntılarını arttırmış durumda.

Köyde kalanların hepsinin bir geliri var.

Kimi emekli, kimisi yaşlılık maaşı, kimisi engelli, dul, yetim derken hemen hemen her eve bir para giriyor.

Giriyor da köylü o kadar çok ödeme yapıyor ki, gelirin çoğu bu giderlere harcanıyor.

Elektrik, telefon, internet, tarla vergisi bazı köylerde suya para, kapıya gelen ekmeğe, sebzeye, meyveye ve aynen şehirdeki gibi her şeye para.

Köylü özünde tembel olur fakat bu gün çok daha tembel ve yaşlanmış bir köylü ekmeyi, biçmeyi, hayvancılığı bile unutmuş durumda.

Aldıkları paranın büyük bölümü bu tür masraflara gidiyor.

Taşımalı eğitimden bu yana köylere gönderilen eğitimsiz, bilgisiz, dinle ilgisi olmayan selefi- ihvan kültüründen yetişme hocalar köyleri 1960 yılından daha geriye götürmüş durumda.

Köylerde sakalı terleyen herkes sakal bırakmak zorunda.

Sanki Afganistan, Taleban köyleri işgal etmiş.

Yani saklın yoksa ”Dinsizsin” damgası vurulan ve cahil hoca baskısı yemiş insanlar.

İddia ediyorum köylerde cami hocası varsa ve o hoca bir kaç yıl görev yapmışsa, bu günkü köylü çağ dışı bir cehaletin egemen olduğu bir yapıya teslim oluyor.

Yani elinde akıllı telefon, önünde bütün dünyayı izlediği televizyon, kiminin altında son model arabalar ama beyin orta çağda.

Bilgisiz, cahil din yobazı hocalar sayesinde köylere Talebanın gölgesi düşmüş durumda.

Bu gün köylerde yaşayan nüfus ülkenin yarınları için çağdaşlaşmanın önüne çıkan bir engel olacaktır.

Bu nüfus akıldan, bilimden ve çağdaş değerlerden koparılıyor.

Çünkü köylerde okullar kapatıldı ve tek bilgi kaynağı cahil köy hocaları durumunda.

Köylerin bu gün diğer bir sorunu da çöp.

Şu anda çöpler toplanmadığı için doğada yüzlerce yıl dönüşmeyen petrol kaynaklı paketleme ürünleri ve diğer atıklar toplanıyor, köyün önünde ırmak ,çay geçiyorsa ona atılıyor.

Bu çöpler ırmak tarafından ilk baraja kadar götürülüyor ve barajların girişleri çöplerin istilasına uğruyor.

Hani diyoruz ya ”Temizlik imandan gelir.”

O köylerdeki hocalar dinle hiç ilgisi olmayan her şeyi köylüye anlatırken, öğretirken dereye, doğaya çöp atmanın dinde yeri yoktur fikrini anlatamıyor.

Diğer ahlaki ve çağdaş değerleri anlatamadığı gibi.

Benim çocukluğumda akan ırmaklardan, derelerden su içilirken şimdi kirlilik görülür halde.

Köylerin çöplerini bir yerde toplasa bile belediyelerin uzak olması ve taşıma sorunundan dolayı bu gün köylü eskiye göre daha çok tüketiyor ve doğayı kirletiyor.

Köylerde bu gidişle ve bu kafayla devam ederse kısa bir süre sonra çöplerin doğasına hakim olacak ve doğallık köylerde de yok olacak.

Doğa çöplere teslim olurken, insanların kafasını da orta çağ kalıntısı Taleban zihniyeti sarmaya devam ediyor.

Bu gidişle okulsuz köy, imamlı köy mantığıyla biraz daha devam edersek, köyler Taleban zihniyetinin egemen olduğu gerici, yobaz bir anlayışın kaleleri durumuna gelecek.

Maalesef kangren olmuş ve tehlikeli boyutlara gelmiş bu durum siyasi partiler tarafından görmezden geliniyor.