Kartalkaya da 76 kişiyi öldüren ölüm timi.
Kralların despotların şahların iktidarında ölüm timleri olurdu.
Bir kişi kurşuna dizilmeden önce silahlar hazırlanırdı.
Genelde altı silah olurdu.
Bir tane silahta ise kurşun olmazdı.
Kuru sıkı dediğimiz doldurma şekli.
Silahlar hazırlandıktan sonra bir kişi odaya girer ve silahları karıştırırdı.
Ölüm timinin altı elemanı daha sonra odaya girer ve silahları alırdı.
Altı kişiden birisinin silahı kuru sıkıydı.
Bunu hiç bir elemen bilmezdi.
Olay yerine gelinir ve infaz gerçekleşirdi.
Bu olaydan daha sonra ve yıllar sonra o altı kişi hayatları boyunca ”Ben adam öldürmedim benin silahımda kurşun yoktu” diyerek vicdanları örselenmeden hayatlarını sürdürürdü.
Bolu Kartalkaya da ise ölüm timinin tamamının silahı doluydu.
Hepsi de tanıdık insanlardı.
Aldığım bilgiye göre bölge turizm alanı ve bakanlık tam yetkili.
Binanın çalışma ruhsatını, deprem güvenlik raporunu, emniyetle tatil yapılabilir anlamında düzenlenen evrakları, itfaiye ile ilgili mevzuatından tamamen Turizm Bakanlığı sorumlu.
İşte bu ekipte bakan dahil bakanlık yetkilileri, bakanlığın bölge sorumluları yaklaşık otuz kişi ölüm timi olarak 76 kişiyi infaz etmişlerdir.
Demokrasinin özgürlüğün olduğu bir ülke demiyorum normal bir ülkede bile bu otuz kişi taammüden çok kişiyi öldürmekten bu gün tutuklu olmalıydı ve bakanın yerine yeni bakan atanmalıydı.
İşte otuza yakın ölüm timi cinayeti işlediler ve hala aramızda katil olarak dolanıyorlar.
Despotlar döneminde bir kişinin silahı boşken bu gün bunların tamamının silahları doluydu ve 76 kişiyi öldürdüler.
Peki bundan sonra vicdanları rahat yaşayabilecekler mi?
Evet yaşayacaklar.
Soma ve bir çok olayın katilleri çok rahat yaşıyorlar.
Çünkü öyle bir nesil geldi ki Allaha şükür ! hepsi dindar, hepsi itikat sahibi amaaaaaaaaaaaaaaa vicdanları bitmiş çürümüş durumda.
İşte vicdansızların egemen olduğu bu yapıda o kadar çok öldük ki, o kadar çok cinayete kurban gittik ki nereden başlasan sayfalar dolusu ölüm listesi yazmamız gerekir.
İşin en acısı da bu insanlara hiç bir şey olmayacak gene bizim vergilerimizle krallar gibi yaşayacaklar, fakat vicdanları çürümüş olarak yeni cinayetlere hazır nazır vaziyette aramızda muteber insan olacaklar.
Bunlara artık ”Allah belanızı versin” de demiyoruz, çünkü bu güne kadar bu tür olaylarda milyonlarca insan belki trilyonlarca kez Allah belanızı versin demiştir ama onlara hiç bir şey olmamıştır.
Sonuç: Bu ülke yaşamın çok pahalı ölümlerin çok ucuz olduğu, cehaletin egemen olduğu tipik bir Orta Doğu ülkesi olmuştur.