Kim emperyalizme karşı?
Bana göre ABD’den dost olmaz ama karşılıklı çıkarlar gözetilerek müttefik olunabilir.
Bu gün ülkemizde özellikle Akparti seçmeninin büyük çoğunluğunda ABD düşmanlığı yaygındır ve sayın Erdoğan’ın da ABD’ye ve emperyalistlere karşı verdiği kahramanca mücadeleden söz edilir.
Oysa gerçek böyle midir? Bir bakalım.
Bunu yazarken, okuyan, basını sıkı takip eden, zaman zaman dış basını Türkçeleştirerek takip eden bir mühendis ve siyasetçiyim.
Yani ortalama bir yurttaşım.
Gördüğüm şu.
Akparti iktidarının ABD’ ye karşı olup olmadığını anlamak için gerçek olaylara ve yaşananlara bakmak gerekir.
Bu gün ABD üsleri ve askeri kurumları faaliyette mi?
Evet.
Bu gün NATO’nun AB’ den sonra en büyük ordu gücü olan üyesi miyiz?
Evet.
Türkiye Suriye de ABD’nin karşı çıktığı Esad rejimine karşı çıktık mı?
Evet.
Suriye’de Esad’ın yanında Rusya, İran ve Hizbullah yer alırken karşısında Türkiye ve ABD, İsrail ve batı durdu mu ?
Evet.
Libya’da ABD’nin karşı çıktığı Hafter güçlerine karşı ABD ile yan yana yer aldık mı?
Evet.
Hatta ABD askerim ölmesin diye asker göndermediği halde biz asker gönderdik mi?
Evet.
Yani Libya’da da ABD ile aynı safta yer aldık mı?
Evet.
ABD ile orta doğuda ters düşmedik,Libya’da ters düşmedik.
İçimizdeki askeri üslerine karşı çıkmadık.
Ayrıca İsrail’le tekrar iş birliği yaptık mı?
Evet.
Mısır’la tekrar iş birliği yapmak için diplomatik yollar açtık mı?
Evet.
Mısır’da darbeyi yaptıran ve Sisi’yi destekleyen, iktidar getiren kimdi?
Elbette ABD.
Gelelim Montrö’ye.
Montrö Türkiye’nin lehine, ABD’nin aleyhine yapılmış bir anlaşmadır.
Bu anlaşmanın arkasında durması Rusya’nın da çıkarınadır.
Çünkü ABD Karadeniz’i istediği gibi kullanamaz, savaş gemilerini boğazdan geçiremez, belli bir süreden fazla Karadeniz de tutamaz.
Öteden beri ABD Montrö anlaşmasına karşıdır, çünkü Rusya’nın Kırım’ı işgal ettiği gibi Ukrayna’yı işgal etme hedefine karşı Montrö engelini aşmak ister.
Ortalama bir yurttaş olarak ben Montrö’yü böyle anlıyorum.
Yani önümüzdeki günlerde Montrö anlaşması iptal edilirse, ABD’nin istediği yerine getirilmiş olacak, bu yapılamazsa boğaza alternatif olan beton İstanbul/kanal İstanbul yapılacak ve ABD savaş gemileri kanal İstanbul üzerinden Montrö’yü bypass ederek Karadeniz de istediği kadar kalacak.
Ben okuduklarımdan bunu anlıyorum.
Biz sanıyoruz ki, Akparti ABD’ ye ve ABD emperyalizmine karşıdır.
Oysa birinci meşrutiyet, ikinci meşrutiyet, kurtuluş savaşı ve sonrası Türkiye’deki siyasal İslamcılar hiç bir zaman anti emperyalist olmamış/olamamıştır.
Kurtuluş savaşında mandayı savunanlar, bu gün isimleriyle tek tek sayılır ve o günün siyasal İslamcılarıdır.
Gene 1960 yılı sonrası gelişen anti emperyalist halk hareketleri ABD’nin 6.filosunun Dolmabahçe önünde ”Go home ABD” diye karşılamış, karaya çıkan askerlerini denize atarken, oradaki gençlerin kafasını, gözünü yaran ve aynı refleksi ABD askerlerinin savunuculuğunu yapan siyasal İslamcılardır.
Yani bu gün ben ortalama bir yurttaş olarak Arap ve Türk coğrafyasında Atatürk ve Cemal Abdünnasır dışında anti emperyalist bir liderin çıkmadığını söyleyebilirim.
Bu gün İran antiempetryalist bir rejim sahibidr ama onların yolu siyasal İslam-İhvan çizgisinin dışında değerlendirmek gerekir.
Bundan dolayı, ben Akparti iktidarının ABD’ ye karşı anti emperyalist bir tavır gösterdiğine dün de bu gün de inanmadım.
ABD ve batının (AB) bu ülkenin kanını, iliğini emmek için anlaşmaya bakar ama ülkenin iç yönetiminde demokrasi mi olsun, şeriat mı olsun buna karışmazlar.
Bu gün ve yarın ABD ve batı çıkarları sağlandığında ülkede krallık olmuş,halifeklik olmuş,şeriat olmuş onları çok ilgilendirmez.
Bundan dolayı ben bu gün Akparti iktidarının/sayın Erdoğan ABD ve AB ile uzlaşarak tekrar batının çıkarları doğrultusunda bir düzenin devam edeceğine inanıyorum.
İçeride ise sayın Erdoğan’ın bu günkü yetkileriyle şeriat bile ilan etse karışmayacaklardır.
Bundan dolayı CHP’ nin ve diğer partilerin, ülkenin yarınlarında iktidar olmasının yolu ABD ve AB’ de kapalıdır.
”Ben dostlarla halkla iktidar olacağım” deniliyor ama bu yolun ne kadar dikenli, zor ve imkansız olduğunu sanıyorum görmek istemiyorlar.
Çünkü bu ülkede anti emperyalist olan hiç bir damarını ABD ve AB sevmemiştir ve sürekli ezmiştir.
Ben ortalama bir yurttaş olarak ülkemizdeki siyasal yapıyı ve önümüzdeki süreci bu şekilde görüyorum.
Eğer ABD’ nin ve AB’nin istekleri sayın Erdoğan tarafından kabul edilirse, ki edileceğini düşünüyorum o zaman batının kredi muslukları açılacak, gerekirse IMF kasaları açılacak ve tulumbanın suyu sağlanacaktır.
Önümüdeki sekiz ay içinde pandemiden dolayı halkın bunalmışlığı aşı hızlanarak aşılırsa, sosyal yaşam pandemi engelinden kurtulursa ve batı kredi musluklarını açarsa toplum rahatlığı bir nebzede sağlanırsa, bu gün Akp’den kaçan seçmen tekrar koşa koşa AKP’ye dönecektir.
Ben ülkenin önündeki bir yılı böyle görüyorum.