Kırk iki yıl sonra görüşmek.
Dün Fatma arkadaşımızın cenazesine katıldık.
1982 yılından bu yana görmediğim bazı arkadaşlarımla karşılaştım.
Hayat o kadar acımasız ki hepsi üniversite yıllarından pırıl pırıl gençler olarak gözümün önüne geldi.
Aradan tam 42 yıl geçmiş ve bu acımasız yıllar arkadaşlarımı ihtiyarlığın hemen kapısının önüne getirmiş.
Elbette ben de dahil.
Cenazeye katılan mimarlık bölümünden Fatma’nın arkadaşı mimar Nalan da gelmişti.
Tanımadığım bir kaç kadın arkadaşımız gelmişti.
Yıldız üniversitesi inşaat mühendisliği fakültesinden inşaat mühendisi arkadaşlarım Ali İzzet Börü, Halil Gülağacı, Pala Hüseyin (Öyle tanırız kendisini) ,Akif, Mahmut, Güngör Gültekin cenazeye gelmişlerdi.
Fatma’nın, ismini bilmediğim, tanımadığım bir çok arkadaşları cenazeye katılmıştı.
Bu arkadaşlarının en son gördüğüm halleri gözümün önünde olduğu için ilk gördüğümde tam kim kimdir diye tanıyamadım.
Ellerini sıkıp seslerini duyunca herkesi hemen tanıdım.
Çünkü insanın el sıkışı, ses tonu, bakışı, mimikleri yirmi yaşında ne ise 65 yaşında da aynı kalıyor.
Elbette öncelikle Fatma’dan bahsedildi.
Cenazeden sonra ayak üstü sohbetler yaptık, herkes geçmişte yaptıklarıyla ilgili konulardan, işten bahsetti.
Kimisi emekli olmuş işi bırakmış, kimisi hala çalışmaya devam ediyor.
Sonuçta okul toplantılarını ve yemekleri organize eden ve bu konuda çok becerikli olan Güngör Gültekin ”Eylül ayında toplanalım bir yemek yapalım” diye bir önerisi oldu.
Arkadaşlarda kabul etti.
Sohbetten ve yılların birikmiş anılarını konuştuktan sonra ayrılık zamanı geldi.
Ben Ali İzzet’ le gelmiştim dönerken Akif’le döndüm.
Akif beni evime bıraktı.
Yaklaşık bir buçuk saat uzun uzun Akif’le geçmişten, olanlarsan, siyasetten, iş hayatından konuşarak geldik.
Ve zamanın nasıl geçtiğini de anlamadık.
Görüşmek dileğiyle gruptan ayrıldığım gibi Akif’le de vedalaştık ve ayrıldık.
Ne olursa olsun arkadaşlık, dostluk, duygu alış verişi insanı insan yapan unsurlardan vazgeçmemek lazım.
Ne mutlu bana ki ilkokuldan üniversite dahil görüştüğüm hala arkadaşlarım var.
Ömrümüzün kalan kısa dililiminde de bu dostlukların devam etmesi en büyük dileğim.
Elbette epey bir sayıda arkadaşımızı da sonsuzluğa uğuraldık.
Dün Fatma’yı uğurladığımız gibi.