Ocak 10, 2025

Kırmızı kart.

ile mehmet yüceer

Kırk yıldır Apo yukarı Apo aşağı yaşıyoruz.

Nerdeyse APO bize Açlığı, Perişanlığı, Ortak dayanışmayı unutturuverdi.

Bu arada deprem hiç gündemimizde yok.

Çünkü her gün insanımızın evinde, mutfağında, iş yerinde, sokakta deprem oluyor.

Toplumun çoğunluğu mutsuz çoğu insan ölüm özlemiyle yaşıyor.

Bütün bunlar olurken yirmi milyonluk İstanbul kentinin depreme karşı güçlü hale getirilmesiyle ilgili çalışmalar siyasi çekişmeler yüzünden yerinde sayıyor.

Bu çekişmenin nedeni İBB bütçesinin yan kurumlarıyla birlikte on yedi milyar dolar olması.

İstanbul imar rantını da hesaba kattığımızda her yıl İstanbul kentinde yüz milyar dolara yakın bir paranın bir yerden bir yere aktığını görüyoruz.

İşte sayın Erdoğan’ın İmamoğlu’nu istememe sebebi bu devasa paradır.

Bu bütçeyi tekrar nasıl elime geçiririm derdindeler.(Son günlerde İmamoğlu’nun yandaş firmalara davet usulü yüklü ihale vermesi büyük bir soru işaretidir.)

Ne oluyor uzlaşma mı var diye aklımıza geliyor.

Böyle bir bütçe İstanbul kentinde kim belediye başkanı olmuşsa onu cilalamıştır parlatmıştır.

Elbette İmamoğlu’nun da siyasete uygun bir ışığının olması parlatıcıyı daha kuvvetli hale getiriyor.

Bütün bu engellere rağmen İmamoğlu çok başarılı işler yapmaya devam ediyor.

İmamoğlu da İstanbul parlatıcısından nasibini almıştır.

Bu çekişme devam ederken İstanbul halkı deprem tehdidi altında.

İstanbul, öyle ki Rus ruletinden daha tehlikeli bir durumla karşı karşıya.

Ayrıca İstanbul susuzlukla ,yoğun trafik derdiyle,(Trafik sıkışıklığında dünyada altıncı sırada olan İstanbul birinci sıraya gelmiştir.)hava kirliliğiyle, sosyal çürümüşlükle, kaotik demografik yapısıyla, geçim sıkıntısıyla boğuşup duruyor.

İnsanlar bir simit alırken, tuvalete girerken, bir şişe su içerken, hesap yapar hale gelmiş.

İntiharlar, bunalımlar olmadığı kadar artmış durumda.

Antidepresan kullanımın en yoğun olduğu ilin İstanbul olduğunu görüyoruz.

Bütün bunlar olurken Allaha çok şükür Emevi camisinde namazı kıldık ya bu bize yeter…!

Ha unutmadan bir de ” Kırmızı kart” olayımız var.

Bir Allaha şükür de onun için.

Her konuyu artık kırmızı kartla çözeriz.

Rahmetli Levent Kırca’yı saygıyla anıyorum.