Komünist başkan.
Bizim çocukluğumuz bu günkü gibi ileri düzeyde baskılar olmasa da fikir özgürlüğünün olmadığı ortamlarda geçti.
Kırklareli Atatürk Lisesinde okurken sanıyorum lise birinci sınıftaydım, üst sınıflardan bir abi komünist Nazım Hikmet’in şiirlerini okula soktuğu için ve okurken yakalandığı için okuldan uzaklaştırılmıştı.
Daha sonra tekrar okula döndüğünü hatırlıyorum.
Ben komünizmin çok iyi bir düşünce ve insancıl bir ekonomik görüş olduğuna inanırım fakat bir ütopya olduğuna inandığım için hayatımın hiç bir döneminde ülkelerin komünist bir yönetime kavuşacağına inanmadım.
Şu ülke komünist, bu ülke değil oldu, olmadı tartışması yapacak değilim.
Olursa elbette çok iyi ama dediğim gibi ütopya.
Bunu neden anlattım?
Komünist belediye başkanımız Tunceli belediye başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu belediye de yaptıklarıyla adından söz ettiriyor.
Ne yapıyor?
Komünist olmanın gereği olarak emekçilerle birlikte belediyeyi yönetiyor.
Kendisinin komünist olarak mal, mülk derdi olmadığı için ve de ben servetime servet katayım düşüncesi olmadığı için belediyenin bütçesinden hırsızlık yapmadığı için, işçilerin maaşlarını 8.000(sekiz bin) liraya çıkarıyor.
Yaptıklarını burada tek tek anlatacak değilim.
Merak eden inetrnete girer bakar.
Benim derdim başka.
Bu ülkede ben liberalim, dindarım, İslamcıyım,sağcıyım diyen bir çok belediye başkanı kendi seçildiği belediye üzerinden mal ve para biriktirirken, komünist Maçoğlu insana insan muamelesi yaparak kıt kaynaklar içindeki Tunceli belediyesinde işçisine aylık net 8.000(sekiz bin) lira maaş veriyor.
Makam aracı kullanmıyor.
Bir çok halkçı uygulamalar.
Şimdi soralım, her gün ben dindarım diyen ve alnı secdeden kalkmayan ama işçisine 2.800 lirayı reva gören belediye balkanı mı, ”Ben komünistim” diyen belediye başkanı mı iyi insan?
Elbette ki emeğin hakkını veren, insanların insanca yaşaması için medeni ortamlar yaratan komünist başkan Maçoğlu iyi insandır ve baş tacımdır.
Düşünün Türkiye’nin en dar bütçesine sahip bir ilinde işçisine 8.000 lira aylık veren komünist Maçoğlu ülkenin başka illerinde bir büyükşehir belediye başkanı olsa neler yapmaz.
İşte yetmiş yıldır bunlar görünmesin, komünistlerin emekçilerden yana uygulamalar yapmasına fırsat verilmesin diye komünistler ve komünizm öcü gösterildi.
Bundan dolayı komünistim diyen yazar, çizer ,işçi, emek savunucuları hapse atıldı, öldürüldü.
Bundan dolayı, benim aklımın erdiğinden bu yana ”komünizm kötü, komünistler vatan haini, halk düşmanı” söylemleriyle büyüdük.
Eğer bizim gibi insanlar okumayıp, araştırmayıp söylenenleri dinleseydik bu güzelim insanları biz de vatan haini, halk düşmanı olarak görecektik.
Şimdi soruyorum, beldesinin bütün olanaklarını halkı için harcayan, insanı insan diye gören, hiç kimseyi dilinden, dininden, dinsizliğinden dolayı ayırmadan emeğin hakkını veren Maçoğlu mu yurt sever, halk sever, yoksa belediye kaynaklarını kendi çıkarı için kullanan, çalıştırdığı işçisine açlığı, yokluğu reva gören diğerleri mi yurtsever, halk sever?
Ben tam elli yıl önce bu soruya cevabı bulmuştum.
Bu ülkenin komünistlerini çok sevdim, onların yazdıklarıyla, eserleriyle onur duydum, gurur duydum, okudum ve hala okuyorum ve de onlar beni hiç yanıltmadı.
Tunceli belediye başkanı Maçoğlu’nu yaptıklarını okuduktan sonra bunları yazmazsam olmazdı.
Sen yetmiş yıldır bu ülkede komünist insan sever, halk sever ve eşitlikçi, paylaşımcı olduğun anlatamayan, milyonlarca solcunun,partinin derneğin, STK’nın yapamadığını beş yılda yaptığın için selam olsun sana, selam olsun komünist Maçoğlu’na.
Murat bey çok teşekkür ederim düşündüklerimi ve tecrübelerimi yazmaya çalışıyorum.